Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Halife’nin Yumuşaklığı ve Sertliği - Hz - İslam Tarihi - 39. Sayfa

Halife’nin Yumuşaklığı ve Sertliği

 

- Hz. Ömer halife seçildiğinde Rasûlullah’ın minberinden Allah’a hamd ve sena ettikten sonra,

“Ey insanlar! Biliyorum ki siz benden şiddet ve katılık görüyorsunuz. Çünkü ben Hz. Peygamber ile beraberken, onun kölesi ve hizmetkârıydım. O da Allah’ın buyurduğu gibiydi: “Müminler için rauf ve rahimdir” (Tevbe: 9/128). Ben rasûlullah’ın elinde, kınından çekilmiş kılıç gibiydim. Ancak beni kına koyduktan veya herhangi bir işi, “Yapma” dedikten sonra dururdum. Aksi takdirde peygamberin yumuşaklığından ötürü ben halkın üstüne giderdim. Böylece Hz. Peygamber’le beraber, vefat edinceye kadar devam ettim. Vefat ederken benden razıyıdı. Ve bundan ötürü de Allah’a çokça hamdu senalar ediyorum. ve bundan dolayı mesudum. Sonra aynı yerde Ebubekir ile beraberdim. O da rasûlullah’ın halifesiydi. Onun keremini, şeref ve yumuşaklığı hakkındaki durumunu biliyorsunuz. Ben onun hizmetkârıydım. Ve onun elinde kılıç gibiydim. Benim şiddetim onun yumuşaklığına karışırdı. Ancak o önüme geçtiğinde dururdum. Aksi takdirde yürürdüm. Ben bu duruma devam ettim. Ta ki Ebubekir benden razı olduğu halde vefat edinceye kadar. Bundan ötürü de Allah’a çokça hamdederim ve ben bu durumumla da mesudum. Sonra bugün vazife bana verilmiştir. Ben biliyorum, sizden birisi,

“Başkası işin başında iken, Ömer bize katı davranırdı. İşte şimdi işin başına geldikten sonra hali ne olacaktır’?” der. Biliniz ki, herhangi bir suçlunun bağışlanması için benden ricada bulunmayacaksınız. Çünkü, siz beni tanıyorsunuz ve beni denediniz. Hz. Peygamber’in sünnetini de biliyorsunuz. Rasûlullah’tan sorulmasını istediğim her şeyi sordum ve bu hususta hiç pişman değilim. Biliniz ki, zalim hakkında, halife seçildikten sonra, benim bildiğiniz katılığım kat be kat artmıştır. Saldırgan hakkında da böyledir, Müslümanların hakkını, zayıfın hakkını kuvvetlilerinden almak hususunda da böyledir. Fakat iffetli, namuslu veAllah’ın hükümlerine boyun eğen kimselere de yüzümü yere koyarım. Benimle, herhangi birinizin arasında bir ihtilaf olursa, onunla istediği kimseye gitmekten zerre kadar çekinmeyeceğim. Bunun denemesini yapabilirsiniz. Ey Allah’ın kulları! Allah’tan sakınınız. Beni kötülük yapmaya mecbur etmeyin ve bana, iyiliği emretmek ve kötülükten nehyetmek suretiyle yardımcı olun” dedi ve minberden indi.[1]

- “Ali, Osman, Zübeyr, Talha, Abdurrahman b. Avf ve Sa’d bir araya geldiler. Bunların içinde Ömer’e en çok sözü geçen Abdurrahman b. Avf’dı. Ona,

“Müminlerin emiriyle halk için konuş. Bir kişi ihtiyacı için sana geliyor. Fakat senin heybetinden ihtiyacını sana söylemeye cesaret edemiyor ve geri dönüp gidiyor” desen çok iyi olur” dediler. Bunun üzerine Abdurrahman, Halife’nin huzuruna girdi ve

“Ey müminlerin emiri, halka karşı yumuşak ol! Çünkü adam geliyor, senin heybetin, seninle konuşmasına engel oluyor. Adam ihtiyacını arzetmeden dönüp gidiyor!” dedi. Hz. Ömer,

“Ey Abdurrahman! Allah için bana doğru söyle. Seni Osman, Talha, Zübeyr ve Sa’d mı gönderdi?” dedi. Abdurrahman,

“Evet, onlar gönderdi” dedi. Hz. Ömer,

“Ey Abdurrahman! Allah’a yemin ederim ki, insanlara öyle yumuşadım ki, bu yumuşaklık hususunda Allah’tan korktum. Sonra onlar hakkında öyle şiddetlendim ki, bu şiddet için de Allah’tan korktum.”

“Peki bunun çıkış noktası nedir?” deyince, Abdurrahman ağladı ve abasını sürüyerek çıktı ve

“Senden sonra bu toplumun vay haline. Senden sonra bu toplumun vay haline” demeye başladı.[2]

- Hz. Ömer, “Vallahi kalbim bazı durumlarda, Allah için o kadar yumuşar ki, kaymaktan bile daha yumuşak hale gelir. Bazı durumlarda da o kadar katılaşır ki, taştan bile daha sert olur” dedi.[3]

- Hz. Ömer, Halife seçildiğinde birisi,

“Neredeyse bazı insanlar bu işi senden uzaklaştıracaklardı” dedi. Ömer,

“Neden?” diye sorunca adam,

“Onların iddialarına göre sen katısın” dedi. Hz. Ömer,

“Hamd o Allah’a mahsustur ki, benim kalbimi merhametle, onların kalbini de benden korku ile doldurmuştur” dedi.[4]


 

[1] Kenzü’l-Ummal, III/206

[2] İbn Sa’d, III/206; İbn Asakir (Muhammed b. Zeyd’den)

[3] İbn Asakir (Şabi’den)

[4] Kenz, IV/382 (İbn Abba’dan)

Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 2/85-87.