Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

İstişare Konusunda Hz - 52. Sayfa

İstişare Konusunda Hz. Ömer’in Beliğ Bir Hutbesi

 

- Hz. Ömer Medine’den çıktı. Sırar denilen bir suyun üzerinde ordugâhını kurdu. Fakat halk Hz. Ömer’in ne yapacağını bilmiyordu. İran’a doğru mu gidecek, yoksa kalacak mıdır? Halk Hz. Ömer’den bir şey sormak istediğinde Hz. Osman’ı veya Abdurrahman b. Avf’ı gönderirdi. Hz. Osman’a, Hz. Ömer’in halife olduğu devrede redif deniliyordu. Redif, Arapça’da idarecinin arkasında olan kişi demektir. Araplar, reislerinden sonra riyaset makamına geçmesini ümid ettikleri kişiye redif derlerdi. Eğer Hz. Osman ile Abdurrahman b. Avf, Hz. Ömer’den bir şey elde edemezlerse üçüncü kişi olarak Hz. Abbas’ı gönderirlerdi. Hz. Osman, Hz. Ömer’den,

“Kulağına hangi haber gelmiştir? Ne yapmak istiyorsun?” diye sordu.

Hz. Ömer, halkı namaza davet etti. Halk toplandı. Onlara İran’da meydana gelen hadiseyi haber verdi. Sonra halkın bu husustaki fikirlerini öğrenmek için onları dikkatle dinledi. Genel olarak halk,

“Git ve bizi de beraberinde götür” dedi. Böylece Hz. Ömer onların reyine girmiş oldu. Onları aniden terketmek de istemiyordu. Ancak güzel bir şekilde onların reylerinden çıkış yolunu arıyordu. Onlara:

“Hazırlanınız, savaş tedbirlerinizi alınız. Ben kesinlikle gideceğim. Ancak bundan daha pratik bir görüş ortaya çıkarsa o zaman mesele değişebilir” dedi. Sonra rey sahiplerine haber gönderdi. Peygamberin ileri gelen Sahabîler’inin hepsi yanına geldiler. Arap önderleri hep birlikte orada buluştular. Hz. Ömer onlara:

“Bana fikrinizi söyleyiniz. Ben gitmek istiyorum” dedi. Onlar istişare ettiler ve Hz. Ömer’in bizzat savaşa gitmemesine karar verdiler. Hz. Ömer’e,

“Ordunun başına ashabdan birini tayin et ve onu arkadan takviye ederek destekle. Eğer fetih müyesser olursa zaten senin de Sahabîler’in de istedikleri budur. Yok, eğer fetih müyesser olmazsa, o zaman onun yerine başka birini tayin eder ve yeni bir ordu kurarsın. Senin bizzat ordunun başında bulunmaman düşmanın umudunu daha çok kırar. Allah Teâlâ, bize va’dettiği yardımı hiç bir zaman esirgemez” dediler. Hz. Ömer halkı bir kez daha namaza davet etti. Askerler gelip toplandı. Hz. Ömer Medine’de yerine vekil bıraktığı Ali ile keşif kolu kumandanlığına tayin ettiği Talha’ya haber salarak onları çağırdı. Ordunun sağ ve sol kanatlarına Zübeyir’le Abdurrahman b. Avf’ı kumandan tayin ettikten sonra kalktı ve şu hutbeyi okudu:

 “Ey insanlar! Allah, İslâm üzerinde Müslümanları toplamıştı. Kalplerin arasına ünsiyet koymuştur. İslâm’da hepsini kardeş yapmıştır. Müslümanlar aralarındaki meselelerde bir vücut gibidirler. Vücudun bir parçasına isabet edenden, diğer parçaları da etkilenir. Müslümanlar bütün işlerini kendi aralarında istişare ile yapmalıdırlar. Müslümanların oyu ile yönetimi üzerine alan kimseye, bütün Müslümanların itaat etmeleri gerekir. Yönetimi üzerine alan da, Müslümanlardan görüş sahibi olanların görüşlerine uymalıdır. Ey insanlar, ben de sizlerden biriyim. Sizinle beraber gitmek için hazırlanmıştım. Fakat içinizdeki görüş sahiplerinin tavsiyesi üzerine sizinle beraber gitmekten vazgeçerek Medine’de kalmayı ve ordunun başına bir başkasını kumandan tayin etmeyi daha uygun buldum”[1]


 

[1] İbn Cerir, IV/83 (Seyf yoluyla). Ayrıca İbn Cerir bunu Ömer b. Abdulaziz’den rivayet ederken “Hz. Ömer, Ebu Ubeyde b. Mes’ud’un şehid olduğunu ve İranlıların Kisra ailesinden yeni bir şahın etrafında toplandıklarını haber alınca, Muhacir ve Ensar’ı savaşa çağırdı ve onlarla birlikte Medine’den çıkarak Sırar denilen yere kadar geldi.....” şeklinde başlamak suretiyle rivayet ediyor.

Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 2/95-96.