Islam Tarihi - 134. Sayfa
Hz. Peygamber İle Sahr el-Ahmesi Arasında Geçen Kıssa
- Allah’ın Rasûlü Sakif kabilesine savaş açtı. Sahr, bunu işitince, bir süvari birliğiyle Peygamber’in imdadına geldi. Baktı ki, Hz. Peygamber kuşatmayı kaldırarak yola çıkmış. Sahr, Hz. Peygambere rastlayarak
“Sakif kabilesi senin hükmün altına girmedikçe, ben burayı muhasara altında tutacağım” diye yemin etti. Ve onlar Peygamber’in hükmüne razı olup kaleden ininceye kadar oradan ayrılmadı. Sahr, Hz. Peygambere
“Ey Allah’ın Rasûlü! Taiflilerle birlikte sana geliyoruz. Onlar da, benim süvarilerimin içindedirler” diye mektup yazdı. Bunun üzerine Hz. Peygamber halkın mescide toplanmasını ilan ettirdi. Halk toplanınca minbere çıkarak
“Ey Allah’ım! Ahmes kabilesinin süvari ve piyadelerinin ömürlerine ve mallarına bereket ver” diye dua etti. Sahr, birliğiyle beraber geldiğinde, Muğire b. Şûbe, Hz. Peygambere
“Ey Allah’ın Rasûlü! Sahr benim halamı esir alıp beraberinde buraya getirmiştir. Halbuki benim halam müslümandır” dedi. Hz. Peygamber, Sahr’ı çağırarak
“Ey Sahr, kafir müslüman olunca, canına ve malına dokunulmaz. Muğire’nin halasını Muğire’ye teslim et” dedi. Sahr da, Hz. Peygamber’in dediği gibi yaptı. Benî Süleym kabilesi kaçarak, kendilerine ait bir kuyuyu sahipsiz bırakmışlardı. Sahr, bu kuyuyu Hz. Peygamber’den istedi. Hz. Peygamber de, bu kuyuyu Sahr’a verdi. Fakat bir müddet sonra Benî Süleym kabilesi de müslüman oldu ve gelip kuyularını Sahr’dan istediler. Sahr kuyuyu vermedi. Benî Süleym kabilesi Hz. Peygamber’e gelerek
“Ey Allah’ın Rasûlü! Biz müslüman olduk. Sahr’dan kuyumuzu istedik fakat vermedi” dediler. Hz. Peygamber, Sahr’ı çağırdı ve ona
“Ey Sahr, kâfirler müslüman olunca, malları ve canları dokunulmaz olur. Öyleyse kuyularını onlara vermen gerekir” dedi. Sahr da
“Ey Allah’ın Rasûlü, vereceğim” dedi. Hz. Peygamber bunu Sahr’a söylerken utancından yüzü kızardı. Çünkü o kuyuyu Sahr’a kendisi vermişti.[1]
[1] Bidaye IV/351; Nasbu’r-Raye, III/412; İsabe, II/180 (Ebu Davud, İmam Ahmed, Darimi, İbn Raheveyh, Bezzar, İbn Ebi Şeybe, Taberani, Firyabi ve İbn Şahin’den).
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 2/424-425.
İslami Okul Okulların En Önemlisi