Islam Tarihi - 188. Sayfa
33. FASIL: MÜSLÜMANIN, KARDEŞLERİNİN KUSURLARINI BAĞIŞLAMASI
Hz. Peygamber’in, Mekkeli Müşriklere Mektup Gönderen Hatib b. Ebî Beltea’nın Özürünü Kabul Edip Onu Bağışlaması
- Hz. Ali şöyle anlatıyor: Hz. Peygamber yanıma Zübeyr ile Mikdad’ı da katarak
“Doğruca Hâh bahçesi denilen yere gidiniz. Orada mektup taşıyan ihtiyar bir kadın bulacaksınız. O mektubu alıp bana getiriniz” buyurdular. Atlarımıza binerek istenilen yere hızla gittik. Gerçekten de orada ihtiyar bir kadın bulduk. Ona mektubu çıkarmasını söyledik
“Bende mektup falan yok” dedi. Bunun üzerine
“Ya mektubu çıkarırsın ya da onu alabilmek için seni soymak mecburiyetinde kalacağız” dedik. O zaman kadın mektubu örgülerinin arasından çıkarıp verdi. Onu alıp Hz. Peygamber’e getirdik. Mektub Hatib b. Ebî Beltea tarafından Mekkeli müşriklere yazılmış ve onlara Hz. Peygamber’in savaş hazırlıkları yapmakta olduğunu haber veriyordu. Hz. Peygamber, Hatib’i çağırtıp mektubu göstererek
“Ey Hatib! Bu nedir?” deyince o şunları söyledi:
“Ey Allah’ın Rasûlü! Acele etme; ceza vermeden önce beni bir dinle! Ben Kureyşli değilim. Onların anlaşmalılarından birisiyim. Ey Allah’ın Rasûlü! Şu anda yanında bulunan Muhacirlerin her birinin Mekke’de birçok akrabaları vardır. Bu akrabaları onların geride bıraktıkları aile efratlarını ve mallarını korurlar. Bana gelince, benim Mekke’deki yakınlarımı koruyabilecek hiç kimsem yoktur. Ben bu mektubu da onlara, bana minnet duymak suretiyle oradaki yakınlarımı korumaları için yazdım. Yoksa dinimden dönüp, İslâm’dan sonra küfre razı olduğum için yazmış değilim”. Bu sözlerden sonra Hz. Peygamber
“O bize kesinlikle doğruyu söyledi” buyurdular. Ancak Hz. Ömer
“Ey Allah’ın Rasûlü! İzin ver de şu münafığın boynunu vurayım” dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber şunları söylediler
“Ey Ömer! Bu kişi Bedir’de bulunmuştur. Kim bilir belki de Allah Teâlâ yapmış oldukları büyük hizmetten dolayı Bedir’e katılanlar için “Bundan böyle istediğinizi yapabilirsiniz; çünkü ben sizleri affetmişimdir” buyurmuştur”.
Bu olay üzerine de “Ey mü’minler! Hem benim ve hem de sizin düşmanınız olanları dost edinmeyin. (Kendileriyle aranızdaki) sevgi yüzünden onlara (Peygamber’in Mekke’yi fethetme maksadını) ulaştırıyorsunuz. Oysa onlar size gelen hakkı (Peygamber ve Kur’an’ı) inkar etmişler ve Rabb’iniz olan Allah’a inanmanızdan dolayı Peygamber’i de, sizi de (memleketinizden) çıkarmışlardır. Eğer siz benim yolumda cihat etmek ve benim rızamı aramak amacıyla (yola) çıkmışsanız onlara nasıl sevgi gösterirsiniz? Oysa ben sizin gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da bilirim. Sizden kim bunu yaparsa o doğru yoldan sapmış olur” mealindeki Mümtehine: 60/1 âyeti nâzil oldu.[1]
- Hatib b. Ebî Belteâ kendisini şu şekilde savundu:
“Ben bunu Hz. Peygamber’e hiyanet maksadıyla ya da münafıklığımdan dolayı yapmış değilim. Ben biliyorum ki Allah Teâlâ, Peygamberi’ni üstün getirecek ve İslâm’ı da kemâle erdirecektir. Ancak ben Kureyşliler arasında garip bir kimseyim. Şu anda da annem onların arasındadır. Böyle yapmak suretiyle, bana minnet duyarak anneme bir şey yapmamalarını sağlamak istedim”. Hz. Ömer
“Ey Allah’ın Rasûlü! Şunun boynunu vurayım mı?” dedi. Hz. Peygamber’se şöyle buyurdular:
“Ey Ömer! Sen Bedir’e katılmış olan bir kişiyi mi öldüreceksin? Ne biliyorsun, belki de Allah Teâlâ yapmış oldukları üstün hizmetten dolayı Bedir ehline “İstediğinizi yapınız!” buyurmuştur.”[2]
[1] Bidaye IV/284 (Buhari’den. Ayrıca İbn Mace müstesna diğer hadis kitaplarının da rivayet ettiği kaydedilir).
[2] Bidaye IV/284 (İmam Ahmed’den); Heysemi IX/303 (İmam Ahmed ve Ebu Ya’la’dan); Kenz VII/137 (Hakim, İbn Ömer’den. Ebu Ya’la, Bezzar ve Taberani. Hz. Ömer’den).
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 2/458-459.
İslami Okul Okulların En Önemlisi