Islam Tarihi - 192. Sayfa
Hz. Ömer’in Ebu Musa’ya Hak edilenin Üstünde Ceza Vermemesini Emretmesi
- İbn Ömer şöyle anlatıyor. Babam Hz. Ömer’le birlikte bir hac ya da umre yolculuğu yaptım. Yolda bir süvarinin bize doğru gelmekte olduğunu gördük. Babam
“Zannediyorum bu süvari bizi arıyor” dedi. Adam yanımıza geldi; ağlıyordu. Babam
“Niçin ağlıyorsun? Eğer borçlu isen sana yardım edelim. Birşeylerden korkuyorsan seni güvenliğe kavuşturalım. Eğer komşularından hoşlanmıyorsan seni başka bir yere gönderelim. Ancak birisini öldürmüşsen, başka; o zaman kısas olarak sen de öldürüleceksin” buyurdu. Süvari şunları söyledi:
“Hayır, bunların hiç biri değil. Ben Teymoğulları kabilesine mensup birisiyim. İçki içmiştim. Bu yüzden Ebu Musa beni kamçıladı; sakalımı tıraş ederek yüzümü de siyaha boyadı. Sonra da insanlar arasında dolaştırarak “Bundan böyle hiç kimse onunla oturup kalkmasın ve birlikte yemek yemesin” diye ilan etti. Bunun üzerine ben de şu üç şeyden birini yapmayı düşündüm: Birincisi elime bir kılıç olarak Ebu Musa’yı öldürmek. İkincisi sana gelip beni Şam diyarına göndermeni istemek. Çünkü orada beni kimse tanımaz. Son olarak da düşmana katılmak suretiyle onlarla yeyip içmek”.
Süvarinin bu sözleri üzerine Hz. Ömer ağladı ve sonra da şunları söyledi:
“Verilen bu cezalar, işlemiş olduğun suça oranla çok büyüktür. Bu makamda kaldığım sürece böyle birşeye asla müsaade etmeyeceğim. Ben cahiliye döneminde halkın en fazla içenlerinden birisiydim. Fakat bu zina gibi değildir”. Daha sonra da Ebu Musa’ya şu mektubu yazdı:
“Selam sana! Ey Ebâ Musa! Teymoğulları kabilesinden falan oğlu falan bana geldi ve kendisine yaptıklarını haber verdi. Allah’a yemin ederim ki bunu ikinci bir kez daha yapacak olursan ben de aynı şekilde senin yüzünü siyaha boyar ve seni halkın içerisinde gezdiririm. Eğer bu dediklerimi anlıyorsan hiç vakit kaybetmeden insanlara bu adamla oturup kalkabileceklerini ve onunla birlikte yemek yiyebileceklerini ilan et. Tevbe edecek olursa onun şahitliğini de kabul etsinler”. Gitmeden önce babam ayrıca ona bir binek hayvanıyla ikiyüz dirhem de para verdi.[1]
[1] Kenz, III/107 (Beyhaki’den).
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 2/461-462.
İslami Okul Okulların En Önemlisi