Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Islam Tarihi - 54. Sayfa

10. FASIL: Hz. PEYGAMBER’İN ÖLÜMÜ

      

Hz. Peygamber’in Ölümünde Ebubekir İle Ömer’in Davranışları

 

- Ben ve bir arkadaşım Aişe’ye gittik. Ondan izin istedik. O bize oturmak için bir yastık attı. Perdeyi çekti ve oturdu. Arkadaşım

“Ey mü’minlerin annesi! Arak hakkında ne dersin?” diye sordu. Hz. Aişe

“Arak da ne imiş?” dedi. Ben arkadaşımın omuzuna vurdum. Hz. Aişe

“Bırak, kardeşine eziyet veriyorsun!” dedi. Sonra

“Arak nedir? Hayız mı demektir? Siz Allah’ın hayız hakkında dediğini deyiniz” dedikten sonra

“Ben aybaşı halindeyken Hz. Peygamber bana dokunuyordu. Fakat üstümde elbise olduğu için, göbekle diz kapakları arasında vücutlarımız birbirine değmiyordu” dedi ve şu olayı anlattı:

“Hz. Peygamber kapımdan her geçişinde bana faydalı bir şey söylerdi. Bir gün benim kapımdan geçti, bir şey söylemedi. Sonra tekrar geçti, yine bir şey söylemedi. Bu iki veya üç defa oldu. Sonra ben

“Ey cariye! Bana kapının tam eşiğine bir yastık koy” dedim. Ve başıma bir sargı bağladım. Peygamber yanımdan geçerken

“Ey Aişe, senin durumun nasıldır?” diye sordu.

“Başımdan şikâyetim vardır” dedim. Hz. Peygamber

“Ah şu baş ağrısı. Aslında benim de başım ağrıyor” dedi ve geçti. Az bir zaman sonra, onu bir yorgan içerisine sararak benim odama getirdiler. Diğer hanımlarına haber göndererek

“Ben hastayım. Sizin aranızda nöbet tutmaya gücüm yoktur. İzin verin de ben Aişe’nin evinde durayım” dedi.

Ben Rasûlullahın hastalığıyla ilgilendim. Ondan önce hiç kimsenin hastalığı ile ilgilenmemiştim. Bir ara onun başı benim omuzumdaydı. Baktım ki başı benim başıma doğru eğildi. Zannettim ki bir ihtiyacını söyleyecektir. Onun ağzından soğuk bir su çıktı, benim tam göğsüme doğru indi. Korkudan ürperdim. Zannettim ki Rasûlü Ekrem baygınlık geçirdi. Onun üzerine bir elbise attıktan sonra Ömer geldi. Beraberinde Muğire b. Şûbe vardı. İzin istediler, perdeyi çekip içeri girmelerine izin verdim. Ömer, Peygamber’e baktı,

“Vay! Amma da zor bir baygınlıktır, Rasûlullahın baygınlığı” dedi. Sonra kalktılar, kapıya yaklaştıklarında Muğire

“Ey Ömer! Hz. Peygamber vefat etti” dedi. Ben de

“Sen yalan söylüyorsun. Sen kalbinde fitne taşıyan bir kimsesin. Allah’ın Rasûlü bütün münafıkları Allah yok etmeden önce vefat etmeyecektir” dedim. Sonra babam geldi. Perdeyi Rasûlullah’ın yüzünden kaldırdım. Babam onu görünce “innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciün. Allah’ın Rasûlü vefat etmiştir” dedi. Sonra Peygamber’in başucuna gitti, eğilip Peygamber’in alnından öptü, sonra

“Eyvah, ey Allah’ın Peygamberi” deyip başını kaldırdı. Sonra bir daha eğilip Rasûlullahın alnını öptü, sonra

“Eyvah, ey Allah’ın dostu” deyip başını kaldırdı. Sonra bir daha eğilip alnını öptü ve

“Eyvah, ey Allah’ın sevgilisi. Eyvah! Rasûlullah vefat etti” dedikten sonra çıkarak mescide gitti. O sırada Ömer mescidde

“Hz. Peygamber münafıkların kökünü kazımadıkça vefat etmez” diyordu. Babam mescide girerek konuşmaya başladı. Önce Allah’a hamdettikten sonra “Allah Teâlâ “Sen de öleceksin, onlar da ölecekler” (Zümer: 39/30) ve “Muhammed sadece bir elçidir. Ondan önce de elçiler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse siz ökçelerinizin üzerinde geriye mi döneceksiniz? Kim ökçesi üzerinde geriye dönerse, Allah’a hiç bir zarar veremez. Allah şükredenleri mükâfatlandıracaktır” (Al-i İmran: 3/144) buyurmadı mı? Öyleyse kim Allah’a ibadet ediyorsa, bilsin ki Allah ölmez ve kim de Muhammed’e ibadet ediyorsa, bilsin ki, Muhammed ölmüştür” dedi. Bunları duyan Hz. Ömer

“Şimdi okuduğun bu ayetler Allah’ın kitabında var mıdır? dedi ve arkasından da

“Ey insanlar, işte bu Ebubekir’dir. İnsanların ilk müslüman olanıdır. Vakit kaybetmeden ona biat ediniz” dedi.[1]


 

[1] Bidaye, V/241 (İmam Ahmed’den); İbn Sa’d, Tabakat, II/267.

Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 2/372-373.