Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Islam Tarihi - 76. Sayfa

17. FASIL: Hz. PEYGAMBER’İN EMİRLERİNİ YERİNE GETİRMEK

      

Nahle’ye Gönderilen Kumandanın Emre İtaatı

 

- Hz. Peygamber, Abdullah b. Cahş’ı Nahle’ye gönderdi. Ve

“Orada dur. Kureyş haberlerini bize getir!” dedi. Ona savaşma emrini vermedi. Bu hadise haram aylarda oldu. Ona nereye gideceğini bildirmezden önce bir mektub yazdı. Ve ona

“Sen ve arkadaşlarınız çıkınız. İki gün geçtikten sonra mektubu aç, ona bak. Sana ne emretmişsem onu yap! Sakın arkadaşlarından hiç kimseyi seninle birlikte gelmeleri için zorlama!” dedi. Kumandan iki gün geçtikten sonra mektubu açtı. Baktı ki mektubta şunlar yazılıdır:

“Nahle’ye varıncaya kadar git. Bize Kureyşin haberlerinden senin kulağına gelenleri getir”. Bunun üzerine, Abdullah b. Cahş, arkadaşlarına

“Baş ve göz üzerine dinler ve itaat ederim. Sizden şehidlik isteyenler varsa benimle beraber gelsin. Çünkü ben Rasûlullahın emrini yerine getirmek için gidiyorum. Bunu istemeyenler ise dönsünler. Çünkü Hz. Peygamber herhangi bir kimseyi zorlamaktan beni nehyetmiştir!” dedi.

Böylece onlar da, Abdullah b. Cahş’la beraber gittiler. Ta ki Buhran denilen yere vardılar. O zaman Sa’d b. Ebî Vakkas ve Utbe b. Ğazavan sıra ile bindikleri, develerini kaybettiler. Kumandandan geri kaldılar, develerini aradılar. Böylece kavim yola devam etti ve Nahle’ye vardı. Onların yanında Amr b. Hadremî, Hakem b. Keysan, Osman b. Muğire b. Abdullah geçtiler. Beraberlerinde ticaret malları da vardı. Taif’ten getiriyorlardı. Mal katık ile kuru üzümden ibaretti. Sahabiler bunları gördüğünde Vâkîd b. Abdullah bunların önüne çıktı. Başını da traş etmişti. Onlar Vakid’i traşlı olarak gördüklerinde

“Bunlar, Ümreye gelen kimselerdir. Onlardan bize bir zarar gelmez” dediler. Allah Rasûlünün ashabı Receb’in son gününde onları kuşattı. Ve

“Eğer bunları öldürürsek onları haram ayda öldürmüş oluruz. Eğer kendilerini bırakırsak bu gece Harem arazisine girerler, artık onlara bir daha dokunamayız” dediler. Böylece onlarla savaşmak hususunda ittifak ettiler. Vâkid b. Abdullah et-Temimî bir ok atarak Amr b. Hadremî’yi öldürdü. Osman b. Abdullah ve Hakem ve Keysan’ı da esir ettiler. Muğire kaçtı, bir türlü onu yakalayamadılar. Develeri, kervanı sürüp Medine’ye doğru geldiler. Peygamber’in yanına geldiklerinde Hz. Peygamber onlara “Allah’a yemin ederim ki, ben size haram aylarda savaşınız diye emir vermemiştim” dedi. Böylece Hz. Peygamber esir ile getirilen malı bekletti, taksim etmedi. Ondan bir şey almadı. Hz. Peygamber onlara bunu söyleyince onlar pişman oldular. Zannettiler ki helâk olmuşlardır. Arkadaşları da onları kınadılar. Kureyşliler de olanları işittiklerinde

“Muhammed haram ayda kan akıttı. Mal aldı. insanları esir etti. Haram ayını helâl kabul etti” dediler. Bunun üzerine Allah Teâlâ Bakara: 2/217 ayetini indirdi. Ve Allah Teâlâ bu ayette “Sana haram ayından onda savaştan soruyorlar. De ki “Onda savaş büyük bir günahtır. Fakat Allah yoluna engel olmak, Allah’a ve Mescid-i Haram’a karşı nankörlük etmek, halkını oradan sürüp çıkarmak, Allah yanında daha büyük bir günahtır. Fitne çıkarmak, (adam) öldürmekten daha büyük (bir günah)tır...” buyuruyordu. Bunun üzerine Hz. Peygamber kervanı kabul etti. Esirleri de fidye karşılığında serbest bıraktı. Müslümanlar Hz. Peygambere “Bundan bize bir savaş sevabı var mıdır?” diye sordular. Bunun üzerine de Allah Teâlâ Bakara: 2//218 ayetini indirdi. Bu birlik Abdullah ile beraber dokuz kişiydiler.[1]

- Hz. Peygamber bir birlik gönderdi. Onlara emir olarak Ubeyde b. Haris’i tayin etti. Ubeyde gitmek üzere geldiğinde, Rasûlullah’a olan sevgisi ve muhabbetinden ötürü ağladı. Peygamber onun yerine Abdullah b. Cahş’ı gönderdi. Ona bir mektub verdi. O mektubu ancak falan falan yerde okuyabileceğini bildirdi.

“Sakın, arkadaşlarından herhangi bir kimseyi zorla götürme” diye tenbihledi. Kumandan o yere vardığında mektubu okudu ve “Biz Allah içiniz ve O’na dönücüleriz” mealindeki ayeti okudu ve “Rasûlullahın emrini dinledik, itaat ediyoruz Allah ve Rasûlüne” dedi. Böylece dönmek isteyen birisini geri gönderdi. Diğerleri beraberinde kaldılar. İbnul Hadremî ile karşılaştılar, onu öldürdüler. Fakat onun receb ayında mı cemadu’l-ahire’de mi öldürdüler, bilinmiyor. Müşrikler onun haram ayda öldürüldüğünü söylediler. Bunun üzerine Bakara: 2/217 ayeti indi. Bazı müslümanlar “Eğer bunlar hayra isabet etmişler iseler onların ecri yoktur” dediler. Bunun üzerine “Kesinlikle iman eden, hicret eden, Allah yolunda cihad edenler var ya! İşte onlar Allah’ın rahmetini umabilirler. Allah gafururrahimdir” Bakara: 2/218 ayetini indirdi.[2]


 

[1] Beyhaki, IX/58 (İbn İshak’dan).

[2] Bidaye, III/251; Beyhaki, (Cündüb b. Abdullah’dan).

Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 2/386-387.