Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Ebu Lübabe’nin Hz - İslam Tarihi - 98. Sayfa

Ebu Lübabe’nin Hz. Peygamber’e Hiyanet Etmekten Korkması ve Tevbe Etmesi

 

- Hz. Peygamber, Benî Kureyza yahudilerini yirmibeş gün muhasara etti. Muhasara artık onların canına tak demişti. Allah onların kalbinde korku yaratmıştı. Reisleri Kâ’b b. Esed, onlara ya iman etmelerini veya tamamen çocuklarla kadınları öldürmelerini, çıkıp açıkça savaşmalarını veya cumartesi günü müslümanlara ansızın hücum etmelerini önerdi. Onlar bu teklif karşısında

“Biz iman etmeyiz. Cumartesi gününe de saygısızlık etmeyiz. Ve çocuklarımızla kadınlarımızdan sonra artık bizim için yaşamanın ne kıymeti vardır” dediler. Ve böylece Ebu Lubabe b. Abdül-Münzir’e haber gönderdiler. Onların halifi (anlaşmalılar) idi. Peygamber hükmünün üzerine inmek hususunda onunla istişare ettiler. O da boğazına, yani kesilmeye işaret etti. Sonra da bu işaretinden pişmanlık duyarak Peygamber mescidine gitti. Kendisini bir direğe bağladı. Ta ki Allah onun tevbesini kabul edinceye kadar orada kaldı.[1]

- “Ey Eba Lubabe! Senin reyin nedir? Bize ne emrediyorsun? Savaşa gücümüz yoktur” denilince Ebu Lübabe eliyle boğazına işaret etti ve parmaklarını boğazının üzerine sürterek; onlara sizi öldürecekler demek istedi. Ebu Lübabe onların yanından ayrıldıktan sonra pişman oldu ve büyük bir fitne ile karşı karşıya olduğunu yanlış yaptığını anladı. Ve “Allah’a yemin ederim, artık ben Peygamber’in yüzüne bakamam! Ta ki Allah bana kesin bir tevbe nasib etsin Çünkü Allah, benim nefsimde bunu biliyor ki, ben Peygamber’e ihanet etmemişimdir” dedi ve Medine’ye gitti. İki elini mescid direklerinden birisine bağladı. Söylendiğine göre yirmi gün bağlı olarak orada kaldı. Hz. Peygamber, Ebu Lübabe kaybolduğu zaman, “Ebu Lübabe halifleriyle meseleyi hala bitirmedi mi?” diye sorunca, Ebu Lübabe’nin hadisesi Rasûlullaha nakledildi. Peygamber “Benden sonra ona fitne isabet etmiştir. Eğer bana gelseydi kesinlikle onun için af talebinde bulunurdum. Madem ki bu işi yapmış artık yerinden kıpırdatmam. Ta ki Allah onun hakkında dilediği hükmü gönderinceye kadar” dedi.[2]


 

[1] Fethü’l-Bari, VII/291 (İbn İshak’dan).

[2] Bidaye, IV/119 (Musa b. Ukbe’den).

Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 2/398-399.