Islam Tarihi - 12 J - Index Web
J
Jamnia Sinodu (Tamnia Sinodu):
J
Jagannata:
Sanskritçe. “dünya efendisi”. Hinduizmde Vişnu ve Krişna için kullanılan bir ilahi lakap. Jagannata’nın meşhur tapınağı, Kalküta'nın yaklaşık 500 km güneyinde olan Puri'dedir. Burada üç önemli tanrısal figür bulunur. Bunlar Krîşna ile Krişna'nın erkek ve kız kardeşleri olan Balarama ve Subhadra'ya ait figürlerdir. Her Haziran'da bu figürler, büyük tapınak arabası üzerinde yıkanmaya götürülürken vecd halindeki hacılar kendilerini bazen arabanın tekerlekleri önüne atarak ezilirler. Her kasttan kişi için kutsal sayılan bu festivale sayısız hacı katılır.
Jaidev (Jayadeva Jaidev):
12. yy Hint şairi. Bengal'de doğan Jaidev, bir müddet asketik bir yaşam sürdükten sonra evlenmiş ve kral Lakshmana'nın sarayında önde gelen bir şair olmuştur. Krişna ve Radha'nın sevgileriyle ilgili bir sürü lirik şiir yazan Jaidev’in bazı ilahileri, Sih kutsal metni Adi Granth'ta yer almaktadır.
Jaimini:
Hint Mîmamsa felsefe ekolünün sözde-kurucusu. Hakkında çok az şey bilinen ve yaşadığı dönem belirsiz olan Jaimini’nin muhtemelen MÖ 2. yy'da yaşadığı sanılır. Jaimini’nin temel kitabı Mimamsa Sutra'dır. İlahi gerçek olarakVedaların öğretisini yorumlayan bu metin, Mimamsa sisteminin ve daha sonraki yorum ve teorilerin temelini oluşturur.
Jainizm: (Caynacılık):
Hindistanda M.Ö. VI. yüzyılda Vardhamana Mahavira (M.Ö. 540-468) tarafından kurulan bir dindir. Bu dinin ismi Jina'lardan gelmektedir. Jina'lar, tenasüh çarkından kurtulan kişilerdir. Jina'ların yolunu takip edenlerin dinine Jainizm denmektedir. Jainistler, Hindulara nispetle daha toleranslıdırlar. Jainizm'de milli karakter belirgindir. Bunun için, Jainizm Hindistan dışında yayılma göstermemiştir. En yoğun oldukları bölge, Batı Hindistan ve Uttar Pradesh, Madhya Pradesh Maharashtra eyaletleridir. Ayrıca, Mysore bölgesinde de Jainistler mevcuttur. Hinduizmin vedanta kültüne bir tepki olarak ortaya çıkan Jainizm, aslında dini bir ifrat hareketidir. Jainizmin temelinde Ahımsa öğretisindeki ifrat yarmaktadır. Bunun ise özü, hiçbir canlıya zarar vermemektir. Jainizm, Tanrı inancım öne çıkarmadan, kainatı canlı ve cansız varlık olarak ikiye ayırır. Zühd hayatını öne çıkaran mistik bir felsefeye hakim olan Jainizm, çileci bir hayat tarzını benimsemektedir. Zahidane duyguların bir ifratı da denilebilir.
Ahimsa'ya çok önem vermeleri Jainistleri, hayvancılıktan ve tarımcılıktan uzak tutmuştur. Buna karşılık, tahsil yapma ve tüccarlık gibi işlerde çok ileri gitmişlerdir. Bugün bile, çok zengin Jainist tüccarlar vardır. Jainizmde kast sistemi pek belirginlik göstermez.
Jainizm’in tarihi konusunda kesin bir başlangıç verilmemekle beraber M.Ö. VIII. yüzyıla kadar bu tarihi çıkaranlar olmuştur.
Dinler tarihinde Jainizm’in kurucusu olarak M.Ö. 599'da Bihar eyaletinde doğmuş olan 24. Tirthankara gösterilmektedir. Budizm’in kurucusu Budda ile aynı yüzyılda doğmuştur. Buda metinlerinde Nataputra (Naraların oğlu) olarak geçmektedir. Vardha-Mana 28 yaşında çileci bir hayat sürmeye başlamıştır. İç aydınlığına ulaştıktan sonra otuz yıl boyunca Jainist doktrini yaymaya çalışmıştır. M.Ö. 527'de Bihar bölgesindeki Pava'da doğmuştur. Burası o günden beri, Jainistlerin çok önemli bir Hac yeri olmuştur. Yeni yıl şenlikleri ile hac ayı aynı günlere rast getirilmektedir. Genelde Jainist dini hareket belirli değişimlerden geçmiştir. M.S. I. yüzyılda bu değişim iki istikamette kendini göstermiştir. Bunlardan biri Digambara'lar yani çıplaklardır. Büyük Keşişler çıplak gezerler. Halk ise belden aşağısını örter. Bunlar her türlü dünyevi şeye karşıdırlar. Bunun için elbise bile giymezİer. Kadınlar hakkında çok menfi düşünmektedirler. Kadınlar için manevi kurtuluş yolunun kapalı olduğuna inanmaktadırlar. İkinci Jainist ekol Şvetambaralar'dır. Bunlar, beyaz bir elbise giydikleri için, beyaz elbiseliler diye isimlendirilmişlerdir. Bunlar, Digambara'lann görüşlerine katılmamaktadırlar. Şvetambaralar, kökleri M.Ö. IV. yüzyıla kadar varan “Kutsal Metinlere” inanmaktadırlar. Bu dini metinler M.S. 467 yılına doğru tam olarak şekillenebilmiştir. Svetambara kutsal metinleri, 45 bölümden oluşmaktadır. Bu dini metinler, muhtelif konuları içermektedir. Genelde metinler, çilecilik ve karma üzerinde yoğunlaşmaktadır. Jainizmin felsefesine göre iki ruhtan oluşan Jiva bütün varlıklarda mevcuttur. Ajiva'nın (Cansız ruh) unsurları ise şunlardır: Dharma, (harekete imkan veren ortam) Adharma, (hareketsizliğe imkan veren ortam), Akoşa, (Herşeyin içinde var olan), pudgala (madde), kala (zaman) Jainizm'de nedenselliği dile getiren Karman, lâtif olmakla birlikte yine de maddi bir ruh olarak düşünülür. Jiva'ya sızarak ona engel olan Karman, tenasühün kaynağı gibi görülmektedir. Karmandan kurtulmanın tek yolu kurallara bağlı yaşamaktır. Karman'dan kurtulmak için aşağıdaki şeylerin yapılması gerekir:
1- Oruç tutmak
2- Tövbekar olmak
3- Bazı yiyecekleri yememek.
4- Tenha yerlerde yaşamak
5- İşlenen günahlar için pişman olmak
6- Alçak gönüllü olmak.
7- Herkese hizmet etmek.
8- Çalışkan olmak.
9- Tefekküre dalmak.
10- Benliği yok etmek.
Jainizme göre insanın temel görevi, ruhunu ve çevresindeki canlıları geliştirmektir. Bunun için Ahimsa, en üst düzeyde davranış ilkesidir. Bu ilkeye göre,
1- Hiçbir canlıyı incitmemek.
2- Yalan söylememek.
3- Çalmamak.
4- Cinsel ilişkiye girmemek.
5- Mülk edinmemek.
6- Geceleri yemek yememek. Diğambara kesişleri günde sadece bir öğün yemek yerler. Jainizm genel felsefesinde herkesin şu kurallara uyması şarttır:
1- Et, bal, meyve yememek, şarap içmemek.
2- 12 tövbeye uymak. Bunlar şunlardır:
1- Kaba şiddete başvurmamak
2- Kaba yalana başvurmamak
3- Kaba Hırsızlığa başvurmamak
4- Karısına iyi davranmak
5- Az mülk edinmek
6- Hareket alanını dar tutmak
7- Cezalardan kaçınmak
8- Eğlenceden uzak durmak
9- Ağırbaşlı olmak
10- Oruç tutmak
11- Kesişlere ve başkalarına hediyeler vermek
12- Fiziksel nedenlerle yeminlere uymayacak duruma gelindiğinde kendini aç bırakarak rıza ile ölüme gitmek. Jainizm'de kadınlar erkeklere nisbetle ikinci derecede varlıklardır. Mahavira, kadınların da zahidlik tarikatlarına girmesine izin vermiştir. Böylece, Jainizm'de de rahibeler sınıfı teşekkül etmiştir.
Jainistlerin bulunduğu her yerde hac merkezleri vardır. Bunlardan bazıları günlük dua ve ibadet yerleri olarak kullanılmaktadır. Mabedlerde tasvirlere tapınma vardır. M.S. 1-3. yüzyıllarda her iki Jainist ekol mensuplarının Tirthankaraların, ayakta veya bağdaş kurmuş oturur durumda çıplak tasvirlere taptıkları söylenir. En eski Jain tasviri, Akota'da bulunmuştur ve M.S. V. yüzyılın tarihini taşımaktadır. Jainizm'de, kurtuluşa ermiş bütün ruhlara keşişlere ve kutsal yazılara (şiruta) tapmılmaktadir. Tasvir ve heykellere, çiçekler sunulur, ilahiler okunur. Jainizm, kurban amacı ile hayvan kesimine karşıdır. Kast sistemi, geçerli değildir. Tasvirlere tapınma konusu, Budizmle ortak bir noktadır. Hem Budda’nın, hem de Jina'nın tasvirleri aynı niteliktedir. Hindistan'da İslâmiyetin yayılması, Jainist kolların bazılarında tasvir düşmanlığını meydana getirmiştir. Hindistan'da Jainizm, Türk İmparatoru Ekber (1556-1605) döneminde çok parlak bir duruma gelmiştir. Hindistan'ın kurtuluşu için çalışan Mahatma Gandhi, Jainist bir aileden gelmiştir. Bunun için siyasal mücadelesinde Ahimsa metodunu ciddi şekilde kullanmıştır.
Jambu-Dvipa:
Sanskritçe. “gül-elma kıtası”. Hindu düşüncesine göre, Meru Dağı'nı çevreleyen kıtaların merkezi ya da güneydekiler. Bu kıtanın güneyinde “Bharata'nın oğlunun ülkesi” olan Hindistan bulunur. Jambu-dvipa ayrıca Meru Dağı etrafındaki bir halka şeklinde de tanımlanır. Bu halkanın, tereyağı ve şire okyanusu ile diğer kıtalardan ayrıldığına inanılır.
James:
(William James, 1842-1910)
Amerikan pragmatist filozof ve psikolog. James, bizi “daha iyi” hale getireceğinden dolayı tanrının varlığına inanma hakkına sahip olduğumuzu, ancak bu inancın, geçerliliğine ilişkin herhangi bir kesinliğin olmadığını savunmuştur.
Jamnia Sinodu (Tamnia Sinodu):
Kudüs'ün MS 70'te yıkılışı sonrası, yaklaşık olarak MS 90 civarında Yahudi din bilginlerince Joppa'nın 13 mil kadar güneyinde bir yerleşim merkezi olan Jamnia ya da Jabna'da toplanan ve Eski Ahit’in kitaplarının belirlenmesine yönelik konuları görüşen konsil. Eski Ahit’in kitaplarının statüsü, görüşülen konuların başında geliyordu. Bu konsilde Tanah adı verilen Eski Ahit metinleri belirlendi; Eski Ahit’in Yunanca tercümesi olan Septuagint'te bulunan bazı kitaplar Apokrif sayılarak Tanah'a alınmadı. Bakınız: Apokrif, Eski Ahit.
Jana:
Eski Roma'da giriş ya da başlangıç tanrısı Janus'un karısı. Janaka Güneş ırkının mitolojik Hindistan kralı; ilk
Janaka:
Janaka'nın, aslında savaşçılar sınıfını oluşturan Kshatriya'ya mensup olduğu halde, bir Brahmin’in yardımı olmaksızın ritüelleri yaptığı ve sonunda bir Brahmin olduğu söylenir.
Janam-Sakhis:
Sih geleneğinde Guru Nanak'ın hayat hikayesiyle ilgili bir derleme. İsmi “doğuş delilleri” ya da “yaşamın delilleri” anlamına gelen bu kitabın çeşitli versiyonları mevcuttur ve muhtemelen MS 16. yy'a aittir.
Jansenizm:
Hıristiyan geleneğindeki bir heretik akım. C.O. Jansen’in (1585-1638) Augustinus isimli eserinden alınan beş öneride özetlenebilen bir düşünce akımı. Bu akım, insanların ya doğal ya da doğaüstü bir determinizmin kurbanları olduklarım savunur ve tanrının özel bir lütfü olmaksızın, onun emirlerini yapmanın insan için imkansız olduğuna inanır. Bu teolojik pesimizm, hareketin ahlaki katılığı ve sertliği ile ifade edilmeye çalışıldı. İlk dönem Jansentstler Jansen’in arkadaşı Saint-Cyran'ın öğrencileriydi. Onun ölümü sonrası 1643'te Antoine Arnold başa geçti. 1653'te ise papa X. Innocent, hareketi sapık ilan etti.
Jansenius'un doktrininin adıdır. 1585'da Acquaıda doğan Hollandalı ilâhiyatçı 1614'de Papaz olmuş, 1635'de Ypres Piskoposu olmuş ve 1638'de de ölmüştür. Aziz Augustin’in tesirinde kalarak o, tüm faaliyetlerini 1618'den 1635'e kadar Louvainde'de ders vermeye, vaaz vermeye, kalem münakaşasına, Jansénizmi alevlendirecek olan 1640'da neşredilen “Augus-tinus” adlı eserini hazırlamaya teksif etmiştir. Esas olarak onun doktrini, ilahiyat ekollerinin birbirlerini yedikleri hür irade ve kader Problemlerine dayanmaktadır. Ona göre kaderine boyun eğen kişi, nihaî iradenin inayetini reddedemiyeceği için ne de onu elde edemiyeceği için hür iradeden mahrumdur. Yine ona göre, kader varsa öyleyse kurtuluş evrensel olmamış ve İsa ile olan keffaret de tüm insanların yararına icra edilmemiştir. Allah'ın iradesine göre, sadece seçkinler ve cehennemlikler vardır. Bu seçimde hiç bir insanî fiilin müdahalesi de yoktur. Fransa'da Port-Royal manastırına “Augustinus”u aziz Cyran dahil etmiştir. Doktrin hızlı bir şekilde Arnould'lar, Nicole'ler, Sayc'ler gibi ünlü müntesipler kazanmıştır. Fakat 1653'de X İnnocent müdahale ederek Jansenuis'un kitabından çıkartılan beş öneriyi sapıklık olarak görmüş ve reddetmiştir. Aslında bu bir kazan kaldırma olmuştur. Çünkü neticede, Jesuites'ler, Dominicainler, bütün üniversite hocaları, Port-Royal des-Champs münzevileri, hücumları ve savunmalarını artırmıştır. Pascal’ın provincialesları savaşa katkıda bulunmuşlar ve yakılmışlardır. IX. Clement’in sulh devresi olan 1669 sakinliğinden sonra mesele, daha şiddetli şekilde yeniden ortaya çıkmıştır. XIV. Louis’in emri üzerine 1711'de, Paris’in Port Royal'i yerle bir edilmiştir. Papalık, Unigenirus'u (1713) bir defa daha Jansenizmi ve diğer hataları aforoz etmiştir. Neticede ruhban sınıfı bölünmüş, parlamento alevlenmiş ve Janscnistler 1764'de Fransa'dan sürülmüşlerdir. Bütün bunlara rağmen merkezi Hollanda'da olan bir Jansenite Kilisesi ayakta kalabilmiştir. Bugün bu kilisenin bir baş papazı, iki piskoposu, binlerce müntesibi vardır. Fakat Jansenizm, bazı mutaassıp Hıristiyanların vicdanında derin bir şekilde yayıl abilmiştir.
Janus:
Eski Roma'nın giriş ve başlangıç tanrısı; kapı ve kemerlerin ruhu. Kapılardaki anıtlar onun adıyla adlandırılırdı. Bir başlangıç tanrısı olarak dualarda Öncelikle onun adı zikredilirdi. Ocak ayının çeşitli batı dillerindeki İsmi olan January de ismini ondan almaktadır. Onun, önünü ve arkasını aynı anda görebildiği düşünüldüğünden onun sembolü arkada ve önde aslan yüzlü bir figürle gösterilir.
Japri:
Sihlerin sabah duası. Her dindar Sihin sabah kalktığında ve banyo yaptığında bunu ezberden okuması gerekir. Japri, “hatırlama” anlamına gelir. Guru Nanak tarafından derlenen bu duanın, tanrı tarafından vahyedildiğine inanılır.
Jason:
Mitolojik Yunanlı kahraman; Argonautların lideri. Mitolojiye göre Jason, Centaur Chiron tarafından yetiştirildi; eve dönerken (bir rivayette ise tanrıça Hera'yı bir nehirden geçirirken) sandalı kayboldu. Onun özel bazı görevlerle görevlendirildiği ve büyücü Medea ile evlendiği anlatılır.
Jataka:
Sanskritçe. “doğuş hikayeleri”. Gautama Buddha’nın yeryüzündeki önceki yaşantısıyla ilgili hikayeleri ele alır. Buddha'nın hayvan ve insan suretlerindeki maceralarıyla ilgili 547 hikayeyi içeren Jataka'da yer alan popüler hikayelerin, MS 5. yy'da derlendiği, ancak bunların daha önceki dönemlerden kaynaklanmış olduğu belirtilir.
Jâtakas, doğuşlar demektir. Fakat jatakas, Buddha Sakyamuni'nin, önceki hayatlarına ait birtakım olayları anlatan efsaneler anlamına gelmektedir. Buddha, önceki hayatlarına ait bilgiye, ancak uyanışı anında sahip olabilmiştir. Buddha bu olayları bizzat talebelerine vaaz ederken göstermiştir. Bu efsaneler oldukça eskidir. Bunlar'dan bazıları, Sulta ve Vinaya Pitaka'da yer almıştır. Bu efsanelerin oluşması M.Ö. IV. yüzyılın başında olmuştur. Bu tarihte, birçok farklı hikayeler toplanmıştır. Bu derleme bize Pâli dilinde, 547 hikaye olarak intikal etmiştir. Bugün Jâtakas'lar, iki ayrı unsurdan meydana gelmektedir. Birçok mısranın meydana getirdiği Gâtha'lar, Jatakalarm mevsuk kısmını meydana getirmektedir. Bu kıt'alar, arkaik dilde yazılmışlardır. Bunlar, bizzat Buddha'nın sözlerinin Jâtakas'ların sözlerinin bir tekrarı gibi görülmektedirler. Jâtakas'ların ikinci unsurunu nesir halindeki bir şerh meydana getirmektedir. Bu şerhin içine Jâtha'lar yerleştirilmiştir. Bu kısım daha yakın bir zamanda kaleme alınmıştır. Nesirle, mısralar arasında her zaman ahenk bulunmamaktadır. Jâtakas'larda anlatılan efsanelerin merkezini, Buddha'nın önceki hayatının hikayeleri oluşturmaktadır. Efsanelerde işlenen konular, basit ve samimidir. Hikayelerde, hayvanlar, muhtelif meslek sahibi kişiler, bahçıvanlar, çiftçiler, terziler, çömlekçiler, hırsızlar, bakanlar ve prensler yeralmaktadır.
Jati:
Sanskritçe. “doğuş”. Hint geleneğinde kast için kullanılan bir terim.
Jean (XXIII) 1881-1963:
Papa XXIII. Jean, 25 Kasım 1881'de Sotto'da doğmuştur. Asıl adı Guiseppe Roncalli'dir. On üç çocuklu bir ailenin üçüncü çocuğudur. İlahiyat tahsilini Roma'da tamamlamıştır, 10 Ağustos 1904'de rahiplik sıfatını kazanmıştır. 31 Ocak 1905'den 22 Ağustos 1914'e kadar Bergama piskoposu olan Mgr Radini-Tedeschi'nin sekreterliğini yapmıştır. Birinci dünya savaşında beş kardeşini kaybetmiştir. Sonra profesör olmuş ve daha sonrada 12 Mart 1921'de Roma'daki iman propaganda merkez komitesi başkanlığına atanmıştır. 1924'de Bulgaristan'ı ziyaret etmiş ve 1925'den 1934'e kadar, Papalık elçisi olarak Sofya'da kalmıştır. Daha sonra, Türkiye'de ve Yunanistan'da bu görevi devam ettirmiştir (1934-1944). 1944-1953 yılları arasında Paris'te Vatikan elçiliği yapmıştır. 1952-1953'de Unesko'da Vatikan daimi temsilcisi olmuştur. 1953-1958 yılları arasında Venedik patriği görevini üstlenmiştir. 28 Ekim 1958'de Papa olarak seçilmiştir. Papalık seçimine 51 kardinal katılmıştır. Bunlardan 17'si İtalyandır. Papa seçilince XXIII. Jean ismini almıştır. 4 Kasım 1958'de Papalık tacını giymiştir. Böylece XXIII Jean, 77 yaşında Papa seçilmiştir. 25 Ocak 1959'dan itibaren Roma kilisesinin bir konsilini toplama niyetiyle kamuoyunun dikkatini çekmiştir. Bu konsilin bir genel konsil olacağını bildiriyordu. Papa XXIII. Jean, gerçek görev aşkını Roma'daki paroisslarları ziyaretle göstermişti. Bunun için, hapishanelere, çocuk hastahanelerine kadar gitmiştir. Kardinallerin sayısını, geleneksel olarak kabul edilen 70 sayısının üstüne çıkarmıştır ve kardinallerin baş listesine Milano başpiskoposu Mgr Jean-Baptiste Montini'yi koymuştur. Montini'nin II. Vatikan konsilinde aktif bir rol oynadığını görmekteyiz. Papa XXIII. Jean, dört yıl yedi ay ve altı gün papalık yapmıştır. Bu arada sekiz genelge yayınlamıştır. Bunlardan bazıları şunlardır:
1- Ad Petri Cathedram (29 Haziran 1959): Barış, birlik ve gerçekler üzerinde duran bir genelge.
2- Princeps Pastorum (28 Kasım 1959): Misyonlar, yerli rahip sınıfı ve lâik'ler, ile ilgili genelge.
3- Mater et Magistra (15 Mayıs 1961): XIII. Leon'un sosyal genelgesinin 70.ci yılı münasebetiyle yayınlanan genelge.
4- Rerum Novarum, Pacem’in terris (11 Nisan 1961): Milletlerarası barış, adalet ve hürriyet konularını işleyen bir genelgedir. Papa XXIII. Jean’ın yaptığı en büyük kalıcı faaliyetin, II. Vatikan konsilini toplaması olduğu kabul edilmektedir.
Jehovah:
Bakınız: Yahve, Tetragrammaton.
Jen:
Çin düşüncesinde iyilik, aşk, insanlık ve güzellik ilkesi; iyilikseverlik. Jen bir taraftan Konfüçyanizmde önemli olan 5 değerden en önemlisi olarak görülür, diğer taraftan ise o, bütün değerlerin toplamı olarak kabul edilir. Bu 5 değer şunlardır: İyilikseverlik, doğruluk, uygunluk, hikmet ve hakikat. Konfüçyüs, Jen’in çevreyi iyileştireceğini ve Jen'e yönelen kişinin kötü olamayacağını söyler. Jen’in anlamının, “insanları sevmek” olduğu da söylenir.
Jeu'nun Kitapları:
Enosh'a atfedilen gnostik içerikli iki metin.
Jimmu Tenno:
Japon geleneğine göre, İlk Japon imparatoru (MÖ 7. yy). Jimmu’nun Japonya'yı birleştirdiğine ve tanrıların kılavuzluğu ile yönetimini kurduğuna inanılır. Bu arada onun tarih olarak Hıristiyanlığın başladığı bir zamanda yaşamış olabileceği de iddia edilmektedir, şinto geleneğinde Jimmu'nun güneş tanrıçası Amaterasu'nun torunu olduğuna inanılır ve dolayısıyla onun ilahi bir kökene sahip olduğu vurgulanır.
Jina:
Bakınız: Cina.
Jinja (Jingu, Yaşiro):
Şinto mabedi ya da kutsal mekanı. Jinja'nın çeşitli tip ve büyüklükte olanları vardır. Son yüzyıldan itibaren “Jinja şinto” (Mabet şinto-'su) ve “Kyoha şinto” (Mezhep şinto'su) arasında bir ayrım yapıldı. Sıradan Jinjalar ana bina, tapınma salonları, dua okuma, adak sunma ve kutsal hareketleri icra etme salonlarını içerir. Jinjalarda rahipler düzenli olarak kutsal metinler okurlar ve yeşil dal takdimesinde bulunurlar. Ayrıca yıllık olarak düzenlenen festivaller Jinjalarda kutlanır. Bakınız: Haiden, Heiden.
Jiriki:
Budizmde, inananın kendini disiplinîze etmek vasıtasıyla aydınlanmayı sağlaması için kullanılan Japonca bir terim. Buna karşın Tariki ise Amida'nın rahmetiyle kurtuluşu ifade eder.
Jnana:
Sanskritçe. “bilgi”. Ajnana, yani cehaletin zıttı olan Jnana, özellikle yüce bilgi ya da yüce ruhla birlik ve onu tanımayla ilişkili olan hikmettir. Hindu kutsal metinlerinde, özellikle de Bhagavat-Gita'da bilgi metodu (Jnana-Yoga); çalışma metodu (Karma-Yoga) ve bağlılık metodu (Bhakti-Yoga) ile karşılaştırılır. Bunlardan Bhakti, jnana'ya üstündür; ancak “bilgi” yine de çok önemli olarak görülür. Hatta hiçbir şeyin Jnana gibi temizlemediği söylenir.
Jodo:
Japonca “saf ülke”. Japon Budizminde sadakat ve bağlılığa dayalı Budist mezhepleri için kullanılan genel bir isim. MS 5. yy'da Çin Budizm ekolü, Amida Buddha'nın batının “saf ülkesinde” yaşadığını ve insanları şükür vasıtasıyla olan inançla kendisine davetettiğini öğretti. Japon Saf Ülke mezhebi olan Jodosu, MS 12-13. yy'da yaşayan Honen tarafından kuruldu. Öğrencisi Shinran, Jodo Şinşu'yu, yani Gerçek Saf Ülke mezhebini kurdu. Sadece imanla kurtuluş konusunu işleyen bu mezhep Budist monastisizmine muhaliftir. Bakınız: Shinran.
Josephus:
(Flavius Josephus, 37-100)
Yahudi tarihçi. Onun bir Ferisi olduğu söylenir. Bir müddet asker olarak savaşa katılmış ve tutsak düşmüştür. Kudüs'ün işgali sırasında Titus'a tercümanlık yapmış, sonradan onunla birlikte Roma'ya gitmiş ve Roma vatandaşı olmuştur. Yahudi Savaşı (Jewish War) ve Yahudilerin Kalıntıları (Antiquities of Jews) adlı eserleri ünlüdür. İkinci eserinde o, yaratılıştan başlayarak Yahudi Savaşına kadar olan Yahudilik tarihini ele alır.
Joshua:
(Yûşa ibn Nün)
Kitabı Mukaddes'e göre Hz. Musa'nın yanında yer alan ve ona gönülden inanan bir kişi; Kenan diyarıyla ilgili bilgi getirmek üzere Musa tarafından gönderilen 12 kişi arasında olumlu rapeor getiren iki kişiden biri. Musa, hayatının sonuna doğru Joshua'yı yerine aday olarak gösterdi. Musa sonrası Joshua, İsrail oğullarının başına geçerek onların Kenan diyarını fethetmelerinde onları yönetti. Kitabı Mukaddes'teki Joshua Kitabı, Musa'nın son günlerinden Joshua'nın ölümüne kadar geçen sürede israil oğullarının parlak günlerini konu alır. lslami kaynaklarda o, Yûşa ibn Nûn adıyla tanınır.
Jörd:
İskandinav mitolojisinde yeryüzü tanrıçası; Odin’in eşi ve Thor'un annesi. Jörd, aynı zamanda Fjorgynn olarak da adlandırılır.
Jötun (Jötnar):
İskandinav mitolojisinde yer alan devler. Genellikle aptal yapılıvarlıklar olduklarına inanılan bu devlerin doğuda Jütunheim'de oturdukları söylenir. Thor gibi tanrıların bile onlar yanında cüce kaldığına inanılır.
Ju:
Çin'de, özellikle Konfüçyanist gelenekte bir bilgin ve bilginler sınıfı. Konfüçyüs zamanında Ju, görevi ritüellerle ilgili konularda kılavuzluk etmek olan bir kişiydi. Böylesi Ju'lar geniş kollu elbiseler giyer, tüylü şapka ve kare ayakkabılar kullanırlardı. Konfüçyüs bu öğretmenlere saygı duyardı; ancak sonradan Konfüçyüs, Ju ekolünün kurucusu olarak değerlendirildi. Ju ekolünün felsefesi, Konfüçyüs zamanından itibaren Çin'e hakim oldu. Zamanla Ju felsefesi gelişti ve Konfüçyüs zamanındakİnden farklı olan çeşitli değişik fikirleri benimsendi.
Jubilee:
1- Yahudi hukukuna göre her 50 yılda bir gelen yıl; bu yılda Yahudi tutsakların özgürlüklerini, kazandıkları düşünülür.
2- Hıristiyanlıkta Kutsal Yıl; papanın, Roma'yı ziyarete gelen herkese genel Endüljans sunması. Jubilee yılı kavramı 1300'dc Papa VIII. Boniface tarafından tesis edildi. Boniface her 100 yılda bir Jubilee yılının geldiğini düşünmüştü. Ancak sonraları bu süre 25 yıla kadar düştü. En son kutsal yıl 1975'te kutlandı. Jubilee yılında St. Peter'deki Kutsal Kapı açılır ve buradan girenlere genel Endüljans sunulur.
Jubilees Kitabı:
“Küçük Tekvin” diye de adlandırılan apokrif bir Yahudi metni. Tekvin ve Çıkış'ın muhtevalarını yorumlayan bu eserin muhtemelen MÖ 140 ile 100 arasında derlendiği tahmin edilmektedir.
Juda Ha Levi:
Şair, Filozof ve hekim olan Levi, 1085'e doğru Tolede'de doğmuş; 1140'da Filistin'de ölmüştür. En önemli felsefi eseri Le Kuzari'dir. Bu kitapta, Yahudiliği, Hıristiyanlara ve Müslümanlara karşı savunmaktadır. İsrailin çökmesini, Ahdin bozulması ile değil; cemiyetlerin körü işlemlerinin bir alâmeti olarak izah eder. Ona göre İsrail, insanlığın, vucuddaki kalbi gibidir. Bir nevi iklimler teorjsi geliştirerek Filistin’in “Bir Tanrısal Akis” ortaya koyduğunu izah etmektedir. Saadia'dan beri Yahudi felsefesini besleyen rasyonalizme tepki göstererek akıl üzerinde, imanın üstünlüğünü belirtmektedir. Ona göre gerçek yakini sadece iman sağlamaktadır. Mümin, sezgi ile Allah'a ulaşabilir. Akıl, düşünce konusunu yıkmakta ve sadece bir takım hipotezler vermektedir. Levi'ye göre Tanrı, tarihte görünmekte ve amel, niyete üstün gelmektedir. İşte Yahudilikteki emirlerin önemi buradan kaynaklanmaktadır.
Judith Kitabı (Yudis):
Yahudi literatürü içerisinde yer alan bu apokrif metin, Babil kralı Nabukadnczzar'ın Yahudilere karşı olan saldırısını farklı şekildeyorumlayan ve tarihsel bilgilere aykırı olan bir kitaptır. Kitap, Jjudith’in Nabukadnezzar'ın komutanını nasıl baştan çıkardığını ve sonra da onun kafasını kestiğini, komutanın kesik başının halkın önünde dolaştırılarak Yahudi halkın nasıl cesaretlendirildiğini ve nihayet düşmanların nasıl yenilerek kaçtığını anlatır. Kitabın muhtemelen Makkabiler döneminde derlendiği tahmin edilmektedir.
Juju:
Özellikle Batı Afrika'da dinsel ve sîhirsel nesneler için kullanılan bir kelime. Juju, nesneler, güçler ve tabularla ilgili olarak kullanılmaktadır.
Julunggul (Yulunggul):
Kuzey Avustralya'ya ait önemli bir mitolojide yer alan bir büyük yılan. Mitolojiye göre bir ormanda yaşayan bu yılan, iki kız kardeşi ve bunlardan birisine ait olan bir bebeği yutar. Ancak daha sonra tekrar kusar.
Jung Karl-Gustâv (1875-1961):
İsviçre'nin bir köyünde 1875 yılında dünyaya gelmiştir. Pasteur bir baba ve sevimli bir annenin yanında büyümüştür. Bale üniversitesinde tip tahsili yapmıştır (1895-1900). Zürih'te psikiatr ihtisası yaptıktan sonra, 1907'de Freud ile karşılaşmıştır. On üç saat durmadan Freud ile konuştuğunu söylemektedir. Dünyanın birçok ülkesine seyehat yapan Jung, Aşkın ve ölümün esrarına hiçbir zaman geçerli bir cevap bulamadığını söylemektedir. Bunun için Eyub gibi, elimi ağzıma koymak zorunda kaldım, demektedir. Jung'un psikoloji üzerinde birçok eseri vardır.
Eski Roma evlilik tanrıçası; Satürn'ün kızı ve Jüpiter’in eşi. Sıklıkla Yunan tanrıçası Hera ile özdeşleştirilen Juno'nun İsmi “genç kadın” anlamına gelen bir terimden türetilmiş olabilir. Juno, kadınların hayatıyla yakından ilgili bir tanrıçaydı. Ayrıca o, ay ile de ilişkili olarak görülür ve bazen “ay tanrıçası” diye adlandırılırdı. Juno, büyük devlet tanrıçası haline gelmiş ve Jüpiter ve Minerva ile birlikte bir teslis oluşturmuştu. Eski Roma'da onun adına düzenlenen birçok festival vardı. Juno, doğum tanrıçası Lucina ile de özdeşleştirilmiştir.
Juok:
Doğu Afrika'daki Shilluk halkının yaratıcı tanrısı. Mitolojiye göre Juok, kuzeyde beyaz kum bulur ve ondan beyaz adamları yaratır. Sonra Nil'e doğru seyahat eder ve kahverengi adamları yaratmak için Nil’in çamurunu kullanır. Daha sonra güneye ulaştığında siyah toprağı bulur ve onda'n da siyah adamları yaratır. Bu şekilde insanı yaratma işini tamamlayan Juok, insana yürüyebilmesi için ayaklar verir ve sonra sırayla kollar, gözler, ağız, dil ve kulaklar bahşeder.
Justin:
(Justin Martyr, ö. MS 165)
Roma'da yaşayan ve öldürülen Hıristiyan apolojetik yasar. İlk apolojetik çalışmasını imparator Antoninus Pius'a hitaben yazdı. İkinci çalışmasını ise Roma Senatosuna yöneltti. Eserlerinde Hıristiyanlığın en rasyonel inanç olduğunu savundu.
Justitia:
Eski Roma adalet tanrıçası.
Juturna:
Bakınız: luturna.
Juventas (Iuventas):
Eski Roma'da ebedi gençlik tanrıçası; Romalı gençlerin favori tanrıçası. Capıtol'da onun eski bir kült yerinin var olduğu söylenir.
Jüpiter:
Eski Roma’nın en üstün tanrısı; şimşek ve yıldırımlarla kendini gösteren gökyüzünün gücü; gökler, yağmur ve hava tanrısı. Aynı zamanda bir savaş tanrısı olduğuna da inanılan Jüpiter'e her ay (genellikle ayın 13 veya 15’inde) , gökyüzünün açık ve dolunaylı olduğu bir zamanda tapılırdı.
İslami Okul Okulların En Önemlisi