Islam Tarihi - 18 O2 - Index Web
Ö
Ö
Öğretme Yetkisi (Megistere):
Bu kelime, Kilise içinde, ahlâk ve iman hakikatlerini yanlışsız bir şekilde öğretme yetkisi anlamına gelir. En yüksek seviyede İsa-Mesih'e ait olan öğretme yetkisi, havarilere ve onların halefleri olan Papalara ve Piskoposlara da intikal etmiştir. Öğretme yetkisinin (Megistere) tarihi, kültürel ve pedagojik olmak üzere, üçlü bir misyonu vardır: Tarihî görevi; isa'nın tebliğini asırlar boyunca tertemiz devam ettirmektir. Kültürel görevi; bu tebliği tüm kültürlere ve medeniyetlere onlardan hiç birine katılmaksızın, bir maya olarak sokmaktır. Pedagojik görevi; bu tebliği her yaştakilere, her smıftakilere, her muhittekiîere tüm insanlığa eşit bir kurtuluş şansı vermek için intibak ettirmektir.
Genel olan megistere (öğretme yetkisi) kilisenin günlük hayatında âyinle, din bilgisi ile ilahiyatla, vaazla, kilise sırları ile, insanla Allah arasındaki aracılıklarla, Hıristiyanın tüm hayatının şehadetiyle icra edilir. Bunlar Petrus'un halefi olan Roma Piskoposu Papa ile birlikte ifa edildikleri zaman (ki bu şart daima aranır) aynı zamanda imânı hakkiatleri ihtiva eden birer faaliyeti teşkil ederler. Olağan üstü megistere ise, âdetler ve imanla ilgili hakikatlerin genel konsillerle veya papa tarafından resmen açıklanmasıdır.
Modern düşünce, Allah'ın cemaatı içinde ifâ edilen böyle bir imanın uygulanmasında zimnen de olsa gerçek bir megistere'nin varlığı görüşünde israr eder. Böylece o, an'anenin bir veçhesini teşkil eder. Bu manada, bütün Mü’minler tarafından yaşanmış olan iman hiyerarşisi olan megistere bir ilham kaynağıdır ve insanı doğru bir yola yöneltebilir. Eğer iyi taneyi deliceden ayırmak için megistere inayeti çoğunluğa tahsis edilirse; Hıristiyan geleneğin emaneti de bütün cemaat içinde bulunabilir.
Ökümenizm:
Bu kelime, özellikle II. Vatikan Konsilinden itibaren sıkça kullanılmaya başlanmıştır. Yunanca bu kelime “oturulan yer” anlamına gelmektedir. Yeni Ahitte “Bütün Dünya” demektir (Mat: 24/14). Kilise babalarına göre ökümenik, Hıristiyanların tamamını ilgilendiren husustur. Bu sıfatla ilk yedi konsil, ökümenik konsildir. XI. yüzyılda Doğu ile Batı kiliseleri arasında bölünme olunca (1054), Katolik Kilisesi, konsillerinden bazılarını ökümenik konsil olarak isimlendirmiştir. Çünkü bu konsillere bütün piskoposlar davet edilmiştir. Bölünmeden sonrada İstanbul patrikliği “Ökümenik patrik” unvanını haksız yere muhafaza etmiştir.
XX. yüzyılda ökümenizm, birtek kilisede birleşme hareketini belirtir. Bu durumda ökümenizm, Doğu-Batı Hıristiyanları ve Roma ile Reform'dan çıkmış kiliseler arasındaki bölünmeleri aşmayı hedeflemektedir, Ökümenizm, bizzat kilise otoriteleri tarafından bu birliği araştırmak için ortaya atılmıştır. Bu birlik, iki aşamada gerçekleşecektir:
1- İsa'nın kilisesinde bulunan evrensellikle tezahür eden bütün Hıristiyan kiliselerinde müşterek olan derin birliği keşif,
2- Görülen bir birlik için müşterek çalışma ve müşterekliği kayırmak. Ökümenizmin tarihi, başlangıçtan beri bölünmeler ve birleşmelerle belirginleşmiştir. 451 yılında Ortodoks kiliseler, Doğu kiliseleri; 1054 yılında Ortodoks ve Katolik kiliseleri;1520'den itibaren de Protestan kiliseleri ve 1539'da Anglikan kiliseleri ortaya çıkmıştır. Yine Eski Katolik kilisesi ve bağımsız Katolik kiliseleri şeklinde kiliselerde bir ayırım mevcuttur. XI. yüzyıldaki bölünmeden hemen sonra, uzlaşma teşebbüsleri yapılmışsa da Haçlı Seferleri ile açılan boşluk pek doldurulamamıştır. Katolik ve Ortodoks kiliselerini birleştirmek için 1274'de Lyon Konsilleri ve 1436'da Florence konsili toplanmış ancak başarısızlıkla sonuçlanmıştır.
Luther tarafından istenen Katolik kilisesinin dahili Reformu, Batı kilisesini yeni bir bölünmeyle karşı karşıya getirmiştir. XIX. yüzyılda Anglikan kilisesi “kiliseler birliği endişesini” canlı şekilde muhafaza etmiştir. Diğer taraftan John Mott, Nathan Seederblom “Genç erkekler ve Genç kızlar Hıristiyan Birliği arasında” Hıristiyan birliği için gayret sarfetmişlerdir. Diğer yandan “Hıristiyan öğrenciler genel federasyonu” Hıristiyan birliği İçin büyük bir güç oluşturmaktadır. Burada arzu edilen birlik, kurtarıcı İsa'nın hizmetinde birlikte bulunmak değil; Efesoslulara 4/1-6'da ifade edilen, şu düşüncelere saygılı olmaktır: “İmdi Rabbe mahpus olan ben, bütün alçak gönüllülük ve hilimle, tahammülle, sevgide birbirimize sabrederek, selâmet kaydında Ruh birliğini tutmaya gayret ederek, davet edildiğiniz davete lâyık surette yürüyesiniz diye, size rica ederim. Davatenizin bir ümidine davet olunduğunuz gibi, beden bir ve Ruh bir, Rab bir, iman bir, Vaftiz bir, cümlenin üzerinde ve cümle ile ve cümlede cümlenin Allahı ve Babası birdir”. İşte ancak bu birlik, farklılıklara imkan vermektedir. Edimbourg'da 1910 yılında toplanan misyonerlik konferansında Afrikalı ve Asyalı Hıristiyanlar, Eski kiliselere “imanı ayrılıklardan” vazgeçmeleri için yalvarmışlardır. Vie et Action (Hayat ve Aksiyon) hareketi, pratik Hıristiyan hareketi olarak ve Foi et Constitution (iman ve yasa) hareketi, teolojİk düşünce hareketi olarak, 1925'den 1938'e kadar birlik arayışını sürdürdüler. 1938'dc Utrecht'de buluşmaya karar vermelerine rağmen, ikinci dünya harbi ve yavaş çalışmalar bu toplantıya imkan vermemiştir. Ancak 1948'de Amsterdam'da yapılan toplantı, Kiliseler Ökümenik Konseyinin (Conseil Oecumenique des Eglises) meydana gelmesini sağlamıştır. Papa VI. Paul, bu maksatla 10 Haziran 1969'da Cenevre'yi ziyaret etmiştir. Kiliseler ökümenik (genel) Konseyinin yapısal problemleri balangıçtan itibaren süregelmiştir. Çünkü bu Konseyin, resmi ve kiliseye ait bir otoritesi yoktur. 1961'de Yeni Delhi'de konseyin yeniden tarifi yapılmış ve şöyle denmiştir: “Kiliseler Ökümenik Konseyi” kiliselerin bir kardeşçe yardımlaşma konseyidir. Bu kiliseler, İsa-Mesihi, Allah ve kurtarıcı olarak tanımaktadırlar. Yine bu kiliseler, Baba -oğul - Kutsal - Ruh'un zaferi için çaba sarfetmektedirler.
Kiliseler Ökümenik Konseyi, kendi içinde dört organa ayrılmıştır:
1- Meclis (Konsey): En yüksek otorite bu konseyin elindedir. Yedi yüz delege vardır. Her altı veya yedi ayda bir toplanır. Meseiâ, 1948'de Amsterdam'da, 1954'de Evanston'da, 1961'de New Delhi'de, 1968'de Uppsala'da, 1975'de Nairobi'de, 1983'de Vanconver'de toplanmıştır. Bölgesel ve imana dayalı olarak seçilen altı başkan vardır.
2- Merkez Komitesi: Meclis tarafından seçilmiş yüz üyeden oluşmaktadır. İcra organı görevini ifâ etmektedir. Her yıl toplanmaktadır.
3- İcra Komitesi: On beş üyeden meydana gelmekte ve her altı ayda bir toplanmaktadır.
4- Başkanlık: Altı başkandan oluşmaktadır.
Kiliseler Ökümenik konseyi birkaç alt bölüme ve sekreteryalara da ayrılmıştır:
1- Etüd Birimleri: İman, kilise, cemiyet, dini hürriyet, İncilin yayılması, ırk ve etnik ilişkiler, ilahiyat eğitimi gibi işlerle meşgul olmaktadırlar.
2- Ökümenik Formasyon Birimi: Laikler, kilisede erkek ve kadın ilişkileri, aile, cemiyet, gençlik, ökümenik Enstüti gibi işlerle uğraşmaktadır.
3- Misyonerlik ve İncilin Yayılması Birimi: Bu birim, misyonerlik enternasyonal konseyinin çalışmalarına vâris olmuştur.
4- Kiliselerarası Yardımlaşma ve Mülteciler Birimi
5- Milletlerarası İşler Komisyonu Birimi
6- Bilgi Toplama Birimi
7- Tercümanlık Birimi: Bu birim, birçok çeviri işlerini yüklenerek, çok sayıda yayın yapmıştır. Bu yayınlar özellikle Almanca, İngilizce ve Fransızca'dır. Katolik Kilisesi ve Ökümenizm: 1864'de, 1919'da ve 1948'de üç defa Katolik kilisesi, Protestanlarla hertürlü Ökümenik kongreye iştiraki ve karşılaşmayı yasaklamıştı. Fakat buna rağmen bazıları, Ökümenik arayışı korumuşlardır. Özellikle XIX. yüzyılda başrahip portal ve card bu işte öncülük etmişlerdir. Diğer yandan birinci dünya harbinden sonra Anglikanlarla önemli bir aşama sağlanmıştır. Nihayet 1932'de başrahip Couturier, Lyona, sade Hıristiyanlarla müşterek ibadetin, ilâhiyatçılar arasındaki diyalog kadar önemîi olduğunu açıklamıştır. Bunun için Couturier, 1935'den beri tanınan Birlik için “Haftalık ibadetin” kurucusudur. Birlik konusundaki münferid hareketlerin hepsini burada zikretmek mümkün değildir.
Ancak 1959'da Papa XXIII. Jean bir Ökümenik konsil daveti yapmıştır. Bu konsil bütün ayrılmış kiliseler içinde bir birleştirme ümidi ile davet, Katolik olmayan müşahitler de konsile davet edilmiştir. II. Vatikan konsilinde, Card ile birlik sekreteryası; başkanlık için Beâ, sekreterlik için Mgr Wülebrand, önemli rol oynamıştır. Ökümenizm, dini hürriyet üzerindeki deklorasyon, Hıristiyanlar Birliği Milli sekretaryasmm kurulması gibi konular gündeme gelmiştir. Altısı katolik ve sekizi Katolik olmayanlardan oluşan bir karma çalışma grubu ortaya çıkmıştır.
Katolik kilisesinin bu ikinci Vatikan konsili faaliyeti, önemli bir adım olmuştur. Bütün kiliseler. Hakikat ve Aşk ruhuna sadakat içinde Birliği bulacaklardır. Papa VI. Paul için Ökümenizm, papalık görevinin en esrarlı ve en önemli teşebbüsüdür. 30 Kasım 1979'da İstanbul patrikliğini ziyaretinde Papa II. Jean-Paul şöyle demiştir: “Hâla nasıl aynı kalabiliyoruz”.
Sonuç olarak diyalogun yetmişinci yılında, hâlâ asırların ayrılıkları tamamen silinememiştir. Böylece de istenen Ökümenizm (Birlik) kiliseler arasında bir türlü gerçekleşmemiştir.
Ölüler Kitabı:
Eski Mısır dini hayatının, cenaze ve ölümle ilgili merasimleri hakkında bilgi veren önemli bir kitaptır. Ölüler kitabı, M.Ö. XVI. yüzyılda, mezarlara konan metinlerin derlenerek meydana getirdiği bir kitaptır. Mezarlara konan bu metinlerin, ölüleri koruduğuna ve onlara mutluluk verdiğine inanılmaktadır. Ölüler kitabında M.Ö. 2000'lerden kalma Tabut metinleri ve M.Ö. 2400'lerden kalma piramitlerdeki yazılar ile başka yazılar da vardı. Daha sonraki dönemlerde Güneş Tanrısı Re'ye yazılmış ilâhilerde Ölüler kitabına girmiştir. Kısaca ölüler kitabı, derleme olarak yazılan yazıların toplanmış şeklidir. Çünkü mezarlara böyle yazılar koymak o dönemde bir sektör haline gelmişti. Bu yazıları, muhtelif kaynaklardan derleyerek yazanlar, ölü sahiplerine bunları satıyorlardı.
Mısır mezarlarından ortaya çıkarılan nüshaların hiçbiri, kitabın bilinen 200 bölümünü içine almamaktadır. Mezardan ve oradaki hayattan bahseden ölü yazılarının
toplandığı kitabın tam adı, “Günle Doğum parçaları” dır. Bu kitaba ölüler kitabı adını 1842 yılında ilk derlemeyi yayınlayan Meşhur Ejiptolog Richard Lepsius vermiştir.
Ölüler kitabının bildirdiğine göre, ölüler, Öziris’in yeraltı dünyasına gidiyorlardı ve orada bir muhakemeden geçiriliyordu. Bu muhakeme Öziris’in tahtının önünde yapılırdı. Tanrıça Maat, ölüyü içeri alır, ölünün kalbi tartılır, sonuç Öziris'e bildirilirdi. Öziris’in etrafında kırk iki hakim vardı. Ölü, bu hakimler önünde kötülük yapmadığına dair itirafta bulunurdu.
Ölümden Sonra Diriliş:
Ölümden sonraki hayatın devamı konusunda çok eskiden beri değişik inançlar vardır. Eski Mısır'da ve Anadolu'da veya daha birçok dinde öldükten sonra hayatın devam ettiğine dair inançlar vardır. Bunun için, Ölülerle birlikte mezarlara ona yardımcı olur ümidiyle birçok eşya konmuştur. Özellikle bunu, Eski Mısır dini inançlarında açıkça görmekteyiz. Ancak, ölülerin dirilmesi konusunda en açık din ilâhi dinlerdir. Bunların arasında da bu konuyu en ciddi şekilde ele alan din İslâm dini olmuştur.
Yahudilik, iman esasları arasına öldükten sonra dirilmeyi koymakla birlikte Tora'da bu konuda açık bir ifade görülmez. Daniel kitabında, yerin toprağında uyuyanlardan birçoğu, bunlar ebedi hayata ve şunlar utanca ve ebedî nefrete uyanacaklardır. Anlayışlı olanlar gök kubbesinin parıltısı gibi, birçoğunu salâha döndürenler de yıldızlar gibi ebediyyen ve daima parlayacaklar[1] denilmektedir. Işaya'da da “Senin ölülerin dirilecekler, benimkilerin cesetleri kalkacaklar. Ey sizler, toprak içinde yatanlar, uyanın ve terennüm edin; çünkü çiğlerin, otların, çiği gibi yer de ölülerini dışarı atacak [2]denilmektedir. Hıristiyanlıkta'da Yahudi geleneğine bağlı olarak ölülerin dirilmesine iman edilmektedir. Matta: XXII/31; de Markos: XII/26; Luk: XX/35 de veya 37'de ölülerin dirilmesine işarette bulunulmuştur. Yuhanna'da [3] Allah’ın oğlunun sesini ölülerin işitecekleri saatin geldiğinden bahsedilerek, onu işitenlerin yaşadığı haber verilmektedir. Resullerin İşlerinde [4] “Allah’ın ölüleri kıyam ettirmesi niçin sizce inanılmaz şey sayılıyor?” denilmektedir. St. Paul'un, Korintoslulara yazdığı I. mektupta, öldükten sonra dirilme ile ilgili kesin bir iman haber verilmektedir: “Ey kardeşler, et ve kan Allah’ın melekûtunu miras alamaz; çürüme de çürümezliği miras alamaz. İşte, size bir sır söylüyorum: Hepimiz uyumayacağız, fakat son boruda hepimiz bir anda, bir göz kırpmasında değiştirileceğiz. Çünkü boru çalınacak ve ölüler çürümez olarak kıyam edecekler ve biz değiştirileceğiz. [5]Yine Vahiy kitabında, gökten inen meleğin elinde cehennemin anahtarının olduğundan ve bir yıl boyunca şeytanın bağlı kalmasını sağladığından ve bin yılın sonunda şeytanın salınacağından, yecüc ve mecücü saptıracağından söz edilmektedir. Bin yıl boyunca dirilenler olduğu gibi, ölülerden dirilmeyenler de olmuştur. Bu döneme birinci kıyamet denmiştir. Bin yılın sonunda salman şeytan, ateş ve kükürt gölüne atılıp yok olacak ve kötülük de kalkacaktır.
Bu dönemden sonra olanlar hakkında fazla bilgi verilmeden, ölülerin tahtın önünde olduklarından ve kitaplarda yazılanlardan ölülere hüküm olunduğundan bahsedilmektedir. Artık bundan sonra yeni bir dönem başlamıştır. Bu dönemde ölüm yoktur. Acı ve matem'de olmayacaktır. Fakat korkaklara ve iman etmeyenlere ve mekruhlara ve katillere ve canilere ve büyücülere ve putperestlere ve bütün yalancılara ateş ve kükürt layık görülecektir. Bu ise ikinci ölümdür. İslâmiyette öldükten sonra dirilme, iman esasları içinde yer almaktadır. Kıyamet gününde insanların bedenleriyle dirileceğine, mahşere geleceklerine ve hesap vereceklerine müslümanların iman etmeleri farzdır. Kur'an-ı Kerim'de Allah'ın, öldükten sonra insanları dirilteceği ve bu diriltmenin Allah için kolay olacağından bahseden ayetler vardır[6]. Allah'ın tabiatı diriltmesi gibi, insanların da dirilmesi mümkündür.[7]
İslâmiyette öldükten sonra ferdi hesap verme olduğu için, Tenasüh doktrini kapısı tamamen kapatılmıştır.
İslami Okul Okulların En Önemlisi