Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

65- EL-MU'TEZZU BİLLAH MUHAMMED BİN CAFER EL-MÜTEVEKKİL (HİLAFET DÖNEMİ, HİCRİ: 252-255) - Index Web - 0066 00

65- EL-MU'TEZZU BİLLAH MUHAMMED BİN CAFER EL-MÜTEVEKKİL (HİLAFET DÖNEMİ, HİCRİ: 252-255)2


65- EL-MU'TEZZU BİLLAHMUHAMMED BİN CAFER EL-MÜTEVEKKİL(HİLAFET DÖNEMİ, HİCRİ: 252-255)

 

El-Mu'tezzu Billah Muhammed Bin Cafer El-Mütevekkil hicri 232 yılında Samarra'da doğdu. Annesi Kabîha adında Bizans asıllı bir cariyeydi. El-Mu'tez, beyaz tenliydi. Saçı-sakalı siyah ve kesifti. Gözleri ve çehresi güzeldi. Alnı dar, yanakları pembe, uzun boylu, burnu kemerli, yüzü değirmiydi. Güzel gülüşü vardı. Hambeli Mezhebi'nin kurucusu İmam Ahmed, zihin gücü zeka ve edep ba­kımından El-Mu'tez î üstünlüklerinden dolayı övmektedir. El-Ha-tip Ali Bin Harp'ten naklen diyor ki:

"El-Mu'tezzin huzuruna girdim, gerçekten de O'ndan daha güzel çehreli bir halife görmedim." Zübeyr Bin Bekkâr da diyor ki: Bir gün El-Mu'tezzi ziyaret ettim. O sıralarda Emîr idi. Benim vardığımı duyunca, yanıma gelmek için acele davrandı. Bu yüz­den tökezledi, yere düştü. Bunun üzerine de dudaklarından şu mısralar döküldü:

Olabilir canından kişi dil belasıyla, Ama ayağı kaymış, ölmez, varsa kaderde Nitekim kelle gider bir tek dil belasıyla Fakat kazayla düşse bulunur çare derde.

El-Mu'tez'e, El-Müstain'in hilafetten uzaklaştırılmasından sonra bey'at edildi. Henüz ondokuz yaşındaydı. O'ndan önce bu yaştan daha küçük hiç bir kimse hilafet makamına gelmemiştir. Hicri 252 yılının başlarında Muharrem'in dördüncü Cuma günü ilk defa adına minberlerden hutbe okunmaya başlandı. Altında ziynet eşyasıyla ata binmeyi adet haline getiren ilk halifedir. Daha önceki halifeler gümüşten yapılmış hafif süslerle çıkarlardı. El-Mu'tez'in hilafet müddeti dört yıl, altı ay ve yirmi üç gün sürebildi. Öldüğü zaman yirmi dört yaşındaydı.

Komutanların durumuna gelince, bunlardan Eşnas Hicri 252 de ölmüştü. El-Vasık'm saltanatı kendisine teslim ettiği komutan buydu. El-Mu'tez Vasîf ve Boğa'ya kızdı. Bunlar Bağdat'taydılar. Muhammed Bin Abdullah Bin Tahir'e bir mesaj yollayarak Ona, bu iki komutanı öldürmesi için emir verdi. Onlar da hayatlarından endişe edince karşı çıkmaya hazırlandılar. Bu arada Halife'nin kar­deşi El-Müeyyed Vasîf'i affetmesi için halifeyle konuştu. Çünkü Vasif in kızkardeşi Suat O'na mürebbiyelik etmişti. Halife'nin di­ğer kardeşi Ebu Ahmed de Boğa için aracılık etti. Bunun üzerine ikisini de affetti. Fakat Türklerden oluşan ordu, daha sonra karışık­lık çıkardılar ve 253 yılında Vasîf öldürüldü. Bunun üzerine Halife El-Mu'tez, Vasîfe ait olan herşeyi Boğa Eş-Şarabî'ye verdi. Ayrıca kendisine bir taç giydirip iki tane de kılıç kuşatarak O'nu ödüllen­dirdi. Ne varki o da 254 yılında Öldürüldü. Bendar Et-Taberi de Haricilere karşı giriştiği savaşta, 253 te öldürüldü. Sonra El-Mu'tez Baykabak'ı Mısır'a Genel Vali tayin etti. O da yerine 254 yılında To-lunoğlu Ahmed'i naib olarak görevlendirdi. El-Mu'tez, Vasîf in oğ­lu Salih'ten korkuyordu, İşte bu sıralarda ordudaki Türklerden bir grup Halife El-Mu'tezze baş vurarak O'na: "Bize istediğimiz para­yı ver Vasîf in oğlu Salih'i öldürelim" diye teklifte bulundular. El-Mu'tez de onların istediği parayı bulamadı. Sonra bu adamlar ikin­ci kez Hilafet sarayına çıkarak yanma geldiler. Bu defa aralarında Vasîfin oğlu Salih de vardı. Halife'yi makamından çıkarıp O'na hakarette bulundular. Bu da O'nun azledilmesine sebep oldu.

Halife El-Mu'tezzu Billah, kardeşi El-Müeyyed'i veliahtlıktan atarak O'nu zincire vurdurdu. Ta ki ölünceye kadar. Keza diğer bi­raderi Ebu Ahmed'i de hapse attı. Bu sırada Muhammed Bin Ab­dullah Bin Tahir Bağdat'ta öldü. Halife El-Mu'tez O'nun yerine kardeşi Abdullah Bin Abdullah Bin Tahir'i Irak'a vali tayin etti. Ab­dullah'ın diğer kardeşi Süleyman Bin Abdullah ise Bağdat ve Se-vad'în güvenlik hizmetlerini üstlendi.

Bu sıralarda Abdüîaziz Bin Ebi Delf adında bir isyancı, Heme-zan taraflarında, Halife El-Mu'tezzin idaresine karşı baş kaldırdı. Büyük Boğa'nın oğlu Komutan Musa bu adamın üzerine yürüye­rek O'nu bozguna uğrattı. Yandaşlarının büyük bir kısmı da öldü­rüldüler. Yine bu arada Deylem Prensi, Cüstanoğlu, beraberinde Ahmed Bin İsa ve Hüseyin Bin Ahmed adlarında (Hz. Ali'nin so­yundan) iki şahsiyet de bulunduğu halde Rey kentini basarak halktan kimisini öldürdüler, kimisini de esir aldılar. Şehrin Emir'i Abdullah Bin Abdulaziz ise kaçtı. Fakat Rey halkı nihayet Cüsta­noğlu ile -ikibin dirhem para ödemek üzere - barış akdettiler. O da çekip gitti ve peşinden şehrin Emiri Abdullah Bin Abdulaziz tek­rar görevinin başına dönerek Ahmed Bin İsa'yı da yakalamayı ba­şardı. O'nu Nisabra Muhammed Bin Tahir'e gönderdi. Muham­med Bin Tahir de Ahmed Bin İsa'yı idam etti.

Bu kez yine Talibilerden (yani Hz. Ali soyundan) El-Hasan Bin Zeyd, Taberistan'da baş kaldırdı. Ancak, komutanlardan Muflih, üzerine yürüyerek kuvvetlerini çökertmeyi başardı. Fakat El-Ha­san Deylem topraklarına kaçtı. Sonra Haricilerden Müşavir Bin Abdilhamid ayaklandı. Etrafında da yediyüz kişi kadar ir taraftar toplandı. Bunların üzerine de Bendan Et-Taberi yürüdü. Harekât sırasında Haricilerden elli kişi, devlet kuvvetlerinden ise başta ko­mutan Bendar olmak üzere ikiyüz kişi öldürüldü. Bu olaydan son­ra Müşavir Hilvan'a gitti. Hilvan halkı ve Mekke'ye gitmekte olan hacılar ona karşı silahlı mücadeleye giriştiler. Fakat bu harici adam onlardan dörtyüz kişiden fazla öldürdü.

Bunlardan ayrıca Yakub Bin El-Leys Es-Saffar da 254 yılında Kirman'ı ele geçirdi. Sonra Fars iline doğru hareket ederek oraya da hakim oldu. Boğa'nın oğlu komutan Musa ise, Kevkebi lakabıy­la tanınan (Taliboğullarından) isyancı Hüseyin Bin Ahmed'e karşı mücadele etmek üzere Kazvin'e hareket etti ve kuvvetlerini çökert­ti, fakat Hüseyin kurtularak Deylem'e kaçtı. Komutan Muazoğlu Muhammed de Hicri 253 yılının Zilkade ayında Malatya yönün­den Bizans üzerine sefere çıktı, fakat müslümanlar bozguna uğra­dılar ve komutanları Muhammed Bin Muaz da esir düştü.

Abbasi ordusunun komutanları, Halife El-Mu'tezz'i baskı altı­na alıp, O'na hakaretlerde bulunduktan sonra, kendisine hilafet­ten el çektirerek, amcası oğlu El-Muhtedi Billah Muhammed Bin El-Vasık'a bey'at etmek zorunda bırakınca -ki El-Mutez O'nu vak­tiyle Samarra'dan Bağdat'a sürmüştü-. Komutanlar El-Muhtedi'yi tekrar Hilafet merkezi Samarra'ya getirdiler. El-Mutez de O'na hi­lafet makamını teslim ederek kendisine bey'atte bulundu. Tarih: 29 Recep Hicri 255'ti. Beş gün sonra da komutanlar O'nu alıp ken­disine işkence ettiler. Ta ki Şaban ayının başlarında -işkence altın­da- ölünceye kadar [1]



[1] İbn-ül Esir, El-Kamil tere, c. 7, s. 142-166; İbn-i Kesir, El-Bidaye tere, c. 11, s. 38-42, 46-49

Mahmud Şakir, Hz. Âdem'den Bugüne İslam Tarihi, Kahraman Yayınları: 5/19-22.