Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

101- ÜGEDAY HANEDANI - Index Web - 0102 0102

101- ÜGEDAY HANEDANI2


101- ÜGEDAY HANEDANI

 

Cengizhan'm 624'te ölümü üzerine yerine Çin'in en büyük Han'ı olarak oğlu Ügeday geçti. Merkezi Karakurumdu. Aynı za­manda babasının imparatorluğundan Türkistan'ın doğu kısımla­rını da kapsayan Khata topraklarının merkezi Mongolya (yani Zungarya) ve Tarim Nehrinin havzası ile Çin ve doğu yönünden buraya bağlı olan bütün bayındır ve kurulu bölgelerin sonuna ka­dar, onun payına düşmüş bulunuyordu.

Cengizhan'm ölümü üzerine iki yıl sonra matem olarak akde­dilen Moğol Kongresinde hicri 626 yılında bütün Moğollar Üge-day'a bağlılıklarını ilan ettiler. Ügeday döneminde gerek doğu yö­nünden Çin'de, gerekse Harzem devletinin toprakları üzerinde (batıyönünden), keza Ügeday'ın amcazadesi Cengizhan oğlu, Cu-cioğlu, Batu komutasında (Avrupa yönünde) kaydedilen ilerleme­lerle Moğolların hakim oldukları topraklar bir hayli genişlemiş bu­lunuyordu.

Öyle anlaşılıyor ki Moğollar, azda olsa doğu yönünden giriştik­leri yayılmacılık harekatı sırasında başarısızlıklara uğramışlardı. Bu sebeple Ügeday bu durumu görüşmek üzere Moğol ileri gelen­lerini devletin merkezi olan Karakurum'da yani bugünkü Mongol­ya'nın başkenti olan Ulanbatur'da toplanmaya davet etti.

Fakat Moğolların bu büyük Han'ı Ügeday bu sırada Öldü. Onun yerine -ise o sıralarda Macaristan'da amcası Cuci'nin oğlu Batu komutasında savaşmakta olan- Köyük seçildi. Batu ve kar­deşleri bu tayinden olumsuz etkilenerek toplantıya katılmayı red­dettiler. Köyük, imparatorluğun en batısında bulunduğu yerden dönünceye kadar ise devlet işlerinin onun adına annesi Turakina devam ettirmeye çalıştı. Ancak bu sırada yani hicri 639'dan 644'e kadar devlet yönetiminde bir idare boşluğu hüküm sürdü.

Köyük, ancak hicri 643 yılında Moğol devletinin merkezine avdet ederek ulaşabildi. Ve hanlık tahtına getirilmiş olması müna­sebetiyle hicri 644 yılında büyük bir tören düzenledi. Köyük, ken­disini yetiştiren mürebbisinin tesiriyle Hıristiyanlık dinine girmiş­ti. Bu nedenle onun döneminde bir çok hıristiyan rahipleri Moğol ülkesinin her yanma dağılmış bulunuyorlardı. Köyük amcazadesi Batu ile ihtilafa düşerek ona karşı mücadele etmek üzere üstüne bir ordu şevketti. Fakat iki tarafın orduları karşılaşmadan önce hicri 647 yılında Köyük öldü.

Sonra Cuci'nin oğlu Batu'nun tesiriyle Tuluy'un oğlu Mengü Moğol ülkesine en büyük han olarak seçildi. Bu suretle de Moğol­ların en büyük hanlığı Ügeday hanedanından Tuluy hanedanına geçmiş oldu. Ancak bu sebeple Ügeday'm çocukları kin besleme­ye başladılar. Ne var ki artık bu mevki ellerinden çıkmış bulunu­yordu. Onların bu sıradaki lideri ise Köyük'ün kardeşi Kaşin idi.

Mengü'nün hicri 655'te ölmesi üzerine yerine kardeşi Kubilay geçti. Bir ara kendisine karşı başkaldırmış bulunan Khata ülkesi­nin bazı liderlerine karşı mücadele etmek üzere çıktığı seferde kardeşi de beraberinde götürmüş bulunuyordu. Sefere çıkarken devlet işlerini vekaleten yürütmek üzere küçük kardeşi Artuk Bo­ğa'yı görevlendirmişti. Artuk Boğa bu fırsattan istifade ederek devletin başında kalmakta ısrar etti. Amcası oğlu kuzey Moğol Devleti'nin ham Baraka Han ile onun bir diğer amcası oğlu olan Ügeday oğlu, Kaşin oğlu Gido da onu bu hareketinde destekliyor­lardı. Kubilay seferden dönüşünde kardeşi Artuk Boğa ile savaş­mak üzere karşılaştı. Bu sebepten dolayıdır ki dördüncü kardeşle­ri olan Hülagu hicri 658 yılında Batıda (Ortadoğuda) bulunduğu cephede savaşı bırakmak ve Moğol devletinin merkezi olan Kara-kurum'a tekrar dönmek zorunda kaldı. Nitekim Ügeday oğlu Gido ile kardeşlerine, yönetim karşısında yemden boyun eğdirmeyi ba­şardı. Ve kardeşi Kubilay'ı Moğol devletinin en büyük ham olarak tekrar tahta oturttuktan sonra devletin batısındaki cephesine döndü.

Kubilay, devletinin merkezini Mongolya'daki Karakurum'dan bugünkü Çin'in başkenti olan Pekin'e naklederek burada bu böl­geye hükmeden bir hanedan kurdu. Devletin eski başkentinde ise Ügeday'ın oğulları kaldı. Bunlar amcazadeleri olan Çağatay'ın to­runlarıyla da devamlı ilişki halindeydiler. Dolayısıyla yönetimleri, birbirleri ile karışık halde ve içiçeydi.

Hicri 704 yılında Ügeday oğlu Kaşin oğlu Gido öldü. Yerine ise oğlu Şabar geçti. Gido bir ara Çağatay hanedanından Brak Han'la savaşmış. Ancak karşısında yenilgiye uğramıştı. Dolayısıyla Brak Han ortama hakim oldu. Aynı zamanda Gido müslümanlarm tara­fını tutuyor. Ve amcası oğlu Hülagu'ya karşı mücadele veren diğer amcasıoğlu (müslüman) Brak Han'ı destekliyordu.

Keza Hülagu'nun karşısında direnen Mısır Memluk Sultanı Ez-Zahir Baybars'la da temas halindeydi. Gido'nun Brak Han kar­şısında yenilgiye uğramasıyla birlikte Çağatay'lıların müttefikleri ve bunlardan biri olan Duda Han'da Şabar'ın, babası yerine lider olmasını onayladılar. Ancak bundan sonra Çağatay oğullarıyla Ügeday oğullan arasında savaşlar cereyan etti. Neticede ise bütün Türkistan'la Maveraünnehir topraklarının hanları olan Çağataylı­ların lideri Duda Han karşısında Ügeday oğulları dize geldiler. An­cak daha sonraları Ügeday sülalesinden biri olan Ali Han hicri 741'den 743Te kadar iki yıl, -bu gayet geniş ülkenin- idaresini eline alabildi. Çünkü daha Durmaşirin'in 722'den 735'e kadar devam eden döneminden beri İslam dini bu bölgeye tamamen yayılmış bulunuyordu. Sonra Muhammed ile Çağatay ailesinden Gazan'ın ülkeyi idare ettikleri dört yıllık bir devreden sonra bu kez de dev­letin idaresini yine Ügeday sülalesinden biri olan Şabar'ın kardeşi Danişmentçe ele aldı.

Hicri 749'da ölen Danişmentçe'den sonra yönetim tekrar Ça­ğatay oğullarının eline geçti. İdareyi, (Kızgın Bey'in oğlu Hüseyin Bey'in gayretleriyle) Kabul Han üstlendi. Ve 760 yılında Timurlenk onu öldürüp yerine Danişmentçe'nin oğlu Seyuroğtamış'ı tayin edinceye kadar da başta kaldı.

Seyuroğtamış'tan sonra yerine oğlu Mahmut geçti. Ancak oto­rite, esasında Timurlenk'in elinde bulunuyordu.

İşte böylece anlaşılıyor ki vaktiyle Moğolların en büyük hanlık mevkii, Ügeday sülalesinin elinde iken daha sonraları yönetime olan katılım paylan azalmış oldu. Çünkü Cengizhan, işte bu süla­lenin kendisine mensup olduğu oğlu Ügeday'ı vaktiyle kendisine veliaht seçmiş bulunuyordu.[1]



[1] Mahmud Şakir, Hz. Âdem'den Bugüne İslam Tarihi, Kahraman Yayınları: 6/205-208.