Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Islam Tarihi - 0104 0104 - Index Web

103- TİMURLENK.. 2


103- TİMURLENK

 

Hicri 8. yüzyılın ikinci yarısında Moğollara ait tüm devletlerde birlik bozuldu ve çözülme başladı. Bu devletlerden her biri darma­dağın olmuş parçalara bölünmüştü. Ezcümle Kuzey Moğol Devle­ti ya da diğer adıyla Altınordu Kabilesi, kendi çocukları arasında parçalanarak bölüşüldü. Keza, İlhanlı devleti küçük devletçiklere ayrıldı. Çünkü liderlerden her biri kendi bölgesinde bağımsızlığını ilan ediyor ve İlhanlı Devletiyle bağını koparıyordu. Esasen bu li­derlerin çoğu Moğol kökenli değillerdi, Daha çok Türkmen asıllı idiler. Ve Maveraünnehir ile Türkistan topraklarında Çağatay ha-nedanınma mensup prenslerin arasına girip dağılmış, devlet ka­demelerinde mevkii sahibi olmuşlardı.

Ügeday hanedanı ise zaten Türkistan'da Çağatayoğulları'nın egemenliği altına girmiş bulunuyordu. Moğollardan Çin'de bulu­nan Tuluyoğlu Kubilay'ın soyundan gelenler ise hicri 773 dolayla­rında İlanlarıyla birlikte buradan çıkarıldılar. Dağılmış olan Mo­ğolların bu parçalan arasındaki anlaşmazlıklar da çok kere savaş­lara yol açıyordu. İşte tam bu esnada Timurlenk ortaya çıktı. Or­tam da onun için gayet hazır ve uygundu.

Türkistan Han'ı Tuğluk Timur, vaktiyle Maveraünnehir top­rakları üzerinde nüfuzunu yaymayı ve buradaki bölgelere bizzat kendisi tarafından yöneticiler tayin etmeyi başarmıştı.

Bir ara Semerkand Valisi Herat Kentine doğru harekete geçerek şehri işgal etti. Ancak bir süre sonra suikaste uğrayarak öldürüldü. Şehir halkı ise başlarına seçecekleri adaylar üzerinde birbirlerine girdiler. Bunun üzerine de ortalığa anarşi yayıldı. Ve bölge bir ihti­lal havası yaşadı. /

Tuğluk Han bu haberi alınca bir kuvvetin başında Semer-kand'a hareket etti. Bu olayı duyan ayaklanmalara katılmış bazı li­derler şehirden kaçtılar. Bunlardan baş eğmek isteyenler ise Han'ın huzuruna çıkıp bağlılık yemini ettiler.

Sonra Kabil beylerinden biri gelerek Semerkand'i idaresi altına almak istedi. Fakat mağlup düşerek kaçtı. Bu bey Timurlenk'in amcası ve aynı zamanda Barlas kabilesinin lideri bu sırada baş kaldırdı. Ve Semerkand dolaylarında bir beldeye girerek burada di­renmeye çalıştı. Ancak Han tarafından üzerine bir ordu sevkedi-lince burayı terketmek ve kaçmak zorunda kalan Timur'un amca­sını bu kaçış esnasında eşkıyalar yolda öldürdü.

Han'ın bu beldeyi yıkmasından endişe eden Timurlenk, gelen Moğol ordusunun öncü kuvvetleri komutanına baş vurdu. Ve onu ağırladı. Bunun üzerine beldeye dokunmamaları konusunda bu subay askerlerine sıkı talimat verdi. Aynı zamanda Han'ın huzuru­na birlikte çıkmaları için Timurlenk'ten istekte bulundu. O da bu isteği kabul etti. Huzuruna çıkınca Han onu Keş kentine vali tayin ederek mükafatlandırdı.

Timurlenk, köken olarak Türk asıllı Barlas kabilesine mensup­tur. Atalarından biri olan Karaca Noyan vaktiyle Cengizhan'ı des­teklemiş, Cengizhan da onu sevmiş ve oğlu Çağatay'a yasiy tayin etmişti. Bu suretle Moğollar arasında sivrildi. Ve tanınarak meşhur oldu.

Timurlenk, (daha sonraları valisi olduğu) Keş beldesinde hicri 736'da dünyaya geldi. Ve bir ara kaçarak Semerkand'ı idaresi altına almak isteyen kabile reisinin kızkardeşiyle evlendi.

Tuğluk Han, oğlu Uyas'ı Maveraünnehir'e hükümdar tayin et­tikten sonra Türkistan'daki kendi idare merkezine döndü. Aynı zamanda oğlunun vereceği hükümleri yerine getirmek üzere emrine bir de ordu tahsis etti. Semerkand Valiliğini de Timurlenk'e verdi. Fakat Moğol ordusunun komutanı halka karşı iyi muamelede bu­lunmadı. Bu yüzden şehirde Moğol askerleriyle halk arasında an­laşmazlıklar ve sorunlar çıktı. Bu durum hükümdarı sıkıntıya sok­tu. Bunun üzerine hükümdar babasına bir mesaj yollayarak şehrin valisi olan Timurlenk'i öldürtmesini istedi. Timur, kendisi için ya­pılmakta olan bu hazırlıkları hissederek kaçtı. Ve bu sırada onun gibi Moğollardan kaçmış bulunan kayınbiraderi Emir Hüseyn'le buluştu. Aynı zamanda kendisini destekleyen bir kitleyi etrafında toplamayı da başardı. Ve onların başında Moğollarla savaşarak üs­tünlük elde etti.

İşte tam bu sıralarda Maveraünnehir Han'ı İlyas, babasının Türkistan'da öldüğü haberini alarak Maveraünnehr'den ayrıldı. Ve babasının yerine, devletin en büyük hanlık makamını teslim al­mak üzere Türkistan'a hareket etti. Ancak onun bu ayrıksıyla bir­likte Maveraünnehr toprakları da tamamen Timurlenk'in eline geçti.

Bir süre sonra İlyas Han tekrar Maveraünnehr üzerine sefer düzenleyerek Timurlenk'e karşı zafer kazandı. Fakat Semerkand'a giremedi. Çünkü şehir ona karşı direniş gösterdi. Timur da ülkesi­nin merkezine döndü, Ne var ki Timur'un kayınbiraderi Hüseyin kendi kendini Semerkand'a vali ilan etmişti.

Timur da sırf birliği sağlayabilmek gayretiyle vaziyeti idare ederek Hüseyn'in bu davranışını onayladı. Fakat bu ittifak çok sürmedi. Aralarına anlaşmazlık girdi. Ve Timurlenk Hüseyn'in kö­tü bir muamele sergiliyerek kendisine karşı saygısızlık ettiğini ile­ri sürdü. Sonuç olarak da aralarında savaş patlak verdi. Ancak Ti­murlenk savaştan zaferle çıktı. Ve hicri 771'de Tatar ileri gelenleri­nin Belkh kentinde düzenledikleri kurultaydan sonra Timurlenk, Tatarların hükümdarı oldu.

Bu tarihe kadar sözde Maveraünnehr'de, karar mevkiinde bu­lunan, ancak sadece bir isimden ibaret olan Çağatay Hanedanın­dan Kamerüddin ise Türkistan'a gitmek üzere Semerkand'ı terketmek mecburiyetinde kaldı. İşte bu suretle de İlyas Han Maveraün-nehr topraklarının tamamını kaybetmiş oldu.Ve yegane söz sahibi olarak Timurlenk artık bu ülkenin başında kaldı.

Ancak sembolik olarak hicri 771'de, Ügeday sülalesinden Da-nişmentçe'nin oğlu Seyüroğtamış'ı Han tayin etti. Böylece, Tür­kistan'ın Çağatay Hanedanının hakimiyeti altında bulunduğu bu sırada, Maveraünnehr topraklan da Ügeday sülalesinin egemenli­ği altına girmiş bulundu. Bir yandan iki taraf arasında barış ve an­laşmanın gerçekleşmemesini sağlamak için Timurlenk bu ortamı hazırladı. Diğer yandansa otorite, yine Cengizhan'm torunlarının elinde kalmış oldu. Çünkü bunlar Moğol olsun,Tatar olsun, Türk olsun tüm halkın itibar ettiği boyun eğip bağlılık gösterdiği bir ai­leydi.

Timurlenk'in kayınbiraderi Emir Hüseyn, Harzem Bölgesinin üzerinde nüfuzunu yaymış bulunuyordu. Timurlenk, üzerine yü­rüyerek kuşatmanın devam ettiği günlerde şehri Ölen valisinden aldıktan sonra Herat'a doğru hareket etti. Ve burayı da bir süre ku­şattıktan sonra şehre girdi. Valisi Gıyasüddin'i yanına alarak Se­merkand'a götürdü.

İşte bu sıradadır ki Kırım bölgesinin Han'ı Mamay, Saray ken­tine saldırdı. Saray Han'ı Toktamiş ise kaçarak Semerkand'a doğru gitti. Ve Timurlenk'e sığındı. Timurlenk de ona yardımda bulun­du. O da bu sayede tekrar ülkesine dönerek saraya muzaffer bir şe­kilde girdi. Ve hicri 783'de de Ruslara boyun eğdirdi. Çünkü onlara karşı üstünlük kazandı. Ve Moskova'yı işgal etti.

Hicri 782- 786 yılları arasında Timurlenk Horasan [1]  Cürcan ve

Mazenderan [2], Sicistan' [3], Afganistan ve Fars [4] ile Azerbaycan ve Kürdistan'a [5] hakim oldu.

Toktamış'la Timurlenk'in arası 788'de bozuldu. Çünkü Ti-murlenk'in hazır bulunmadığı bir sırada Toktamış Semerkand dolaylarına baskın düzenlemişti. Timurlenk saltanatının merkezi­ne dönünce Toktamış da ülkesine döndü. Fakat uzun bir müddet geçmeden Toktamış tekrar bir baskın daha yaptı. Bu olay ise Har-zemlileri Timurlenk'e karşı başkaldırmak için cesaretlendirdi. Sonra Toktamış, geri çekilme manevrası yaptı. Esasında niyeti, Ti­murlenk'in geniş Sibirya topraklarına açılması için ortam hazırla­mak sonra da bundan istifade ederek üzerine abanmaktı.

Nitekim Timurlenk Harzem Bölgesinin kentlerinden biri olan Cürcan'a doğru hareket etti. Ve düşmanlarına göz dağı vermek, ona karşı ayaklanmayı aklından geçirenlere bir ders olsun diye bu şehirde yapmadığı kalmadı. Toktamış Timurlenk'in bölgeleri üze­rine üçüncü bir kez daha baskın düzenlemek için döndü. Ancak Timurlenk de ona doğru harekete geçti. Toktamış ise onu biraz daha içeriye çekmek bahanesiyle geriye doğru kaçış manevrası yaptı. Sonra Ural nehri kıyısında iki taraf karşılaştılar.

Timurlenk ordusunun öncü kuvvetleri, oğlu Şeyh Ömer ile ko­mutan Seyfuddin'in sevk ve idaresi altında bulunuyordu. Ordu­nun geriye kalan kısmınınsa, sağ kanadını küçük oğlu Miran Şah komuta ediyordu. Sonunda zaferi Timurlenk kazandı. Toktamış ise kaçtı. Toktamış daha önce Timur'a karşı, birlikte savaşmak üze­re Çağatay hanedanından Kaşgar Emiri Kamerüddin ile anlaşmış bulunuyordu. Aynı zamanda yine bu maksatla Memluk Sultanı Mısır'daki Zahir Baybars'la da haberleşmişti.

Timurlenk seferine devam ederek Kuzey Moğol Devletinin ya da başka adıyla Altınordu Devleti'nin başkenti, Saray'a girdi ve kendi tarafından Çoban sülalesinden Araş Han'ın oğlu Kıvırcik'ı buraya vali tayin etti. Kendisi ise Semerkand'a döndü. Burada esas söz sahibi Toktamış'ın damadı İdeko'ydu. Fakat amcasına karşı gi­riştiği savaşta Timurlenk'i desteklemişti. Kıvırcık hicri 801'de ölünce İdeko, onun yerine Timur Kutluk'u yeni bir han olarak ta­yin etmişti. Ancak bu yeni han çok geçmeden hicri 802'de öldü. Bunun üzerine İdeko, onun yerine oğlu Sadi Bey'i tayin etti. Öyle anlaşılıyor ki Toktamış bütün bu süre boyunca gizlenmiş bulunuyordu. Ancak daha sonra ortaya çıkarak Sadi Bey'e karşı siyasi mü­cadelelere girişti. Timurlenk ayrılmadan önce Saray ve Astrahan kentlerini yıktı. Ondan sonra da batıyönüne hareket etti. Batıya doğru seferine devam ederken Don Nehrini geçince Ruslar ondan korkmaya başladılar. Ne varki Timurlenk Gürcülerin topraklarını ele geçirdi. Oğlu Şeyh Ömer de Kafkasya'da öldü. Sonra Timur se­ferini, Fars topraklarının kuzeyinden Semerkand'a doğru devam ettirdi. Ondan sonra da bir süre dinlendi. Timurlenk'in (sembolik) han olarak nasbetmiş bulunduğu Ügeday hanedanından Seyür Oğtamış, hicri 790 yılında öldü. Bunun üzerine Timur, onun yeri­ne hicri 800 yılında onun oğlu Mahmud'u tayin etti. Kendisi de tıpkı babasına vezirlik yaptığı gibi bu kez de ona vezir oldu.

Timurlenk Semerkand'a döndükten sonra Muzafferoğullan da tekrar ülkelerinde iktidarlarını kazandılar. Mansur Şah, İsfa­han'da otoritesini yeniden tesis ederek Mücahidüddin Ali Zeyne-labidin'i ele geçirdi. Timur'sa hicri 795 yılında oğlu Şahruh'la bir­likte batıya doğru sefere çıktı. Bu yönde giriştiği seferde Timur­lenk üstünlük de kazandı. Oğlu Şahruh'u da Mansur Şah'ı izle­mek üzere gönderdi. Nitekim onu öldürmeyi de başardı. Timur­lenk ondan sonra Bağdad üzerine yürüdü. Ve hicri 795 yılında şeh­re girdi. Timur'un Bağdad'a girmesiyle birlikte Bağdad Emiri Sul­tan Ahmed Bin Üveys buradan Mısır'a kaçtı. Timurlenk ise Bağ­dad'a kendi tarafından bir vali tayin etti.

Sonra Timur Musul'a oradan da Azerbaycan' [6] bir sefer dü­zenledi. Ve Azerbaycan'a gidi. Azerbaycan bu sırada Kara Yusuf un idaresi altında bulunuyordu. Elde ettiği bu üstünlükten sonra yine dinlenmek üzere Timur, tekrar Semerkand'a döndü. Fakat Timur­lenk döner dönmez hem Ahmed Bin Üveys hem de Kara Yusuf Tebriz'e döndüler. İkisi de Timuriye devletinden ayrılıp bağımsız­lıklarını ilan etmek için anlaştılar. Timurlenk bu sırada Mısır Memluk Sutanı Zahir Berkuk'un oğlu Nasıruddin Faraç'a elçiler göndermiş bulunuyordu. Sultan Nasır Timur'un elçilerini öldüre­rek Bağdad üzerine yürüdü. Tatarları buradan kovdu. Ve Sultan Ahmed Bin Üveys'i de tekrar mevkiine iade etti. Bağdat üzerine yürüdü. Tatarları buradan kovdu. Ve Sultan Ahmed Bin Üveys'i de tekrar mevkiine iade etti.

Timurlenk hicri 800 yılında Hindistan'ın kuzeyine hareket ederek hicri 801 'de Dehle ve Keşmir'i zaptetti. Yolu, Hayber Geçidi boyunca devam ediyordu. Sultan Mahmud onu durdurmak için karşısına çıkti ise de Timurlenk onu yenerek ülkeye girdi ve kendi tarafından buraya yöneticiler tayin eti. 802 tarihinde Semerkand'a dönerek bir süre dinlendi.

Timurlenk, sonra 802 tarihinde yeniden batıya yönelerek Azerbaycan'ı istila etti. Bunun üzerine Kara Yusuf buradan kaçtı. Aynı zamanda Sultan Ahmed Bin Üveys de Bağdad'dan kaçarak ikisi birlikte güzergahları üzerinde bulunan Azerbaycan kentini Timurlenk'in buradaki valisinden alarak gidip Osmanlı padişahı /ıldınm Beyazıt'a katıldılar. Timurlenk ise bu sıralarda Kafkas­ya'ya ulaşarak buradaki valisine karşı baş kaldıran Gürcüleri ceza­landırdı. Ondan sonra da Erzurum yoluyla Osmanlı padişahının üzerine yürüyerek hicri 803'de Sivas'a girdi. Sivas Valisi buradan kaçtı. Yerli halktan dörtbin kişilik bir topluluk ona karşı direnmeye çalıştılar. Fakat Timurlenk onları yakalayarak hepsini bir hendek içerisinde toplayıp üzerlerini toprakla doldurdu. Sonra da Malat­ya'ya giderek Sivas'ı daha önce yıktığı gibi burayı da yerle bir etti. Böylece Anadolu'nun doğu kısmı ona boyun eğmiş oldu.

Timurlenk bu hadiseden sonra Haleb'e, oradan da Dımışk'a hareket ederek şehre girdi. Sonra tekrar Haleb'e dönüp oradan da Bağdad üzerine yürüdü. Ve hicri 804 tarihinde bu şehre ikinci kez girdi. Ondan sonra da Tebriz'e yolcu oldu. Ve burayı savaşları için bir üs haline getirdi. Hicri 804'de Suriyeyi işgal ettiği sırada Mem­luk Sultanı Ez-Zahir Barkuk'un oğlu Farac Nasıruddin, Timur'un hakimiyetini kabullenerek ona yıllık vergi ödemeye başladı. Ve adına hutbe okuttu.

Sonra Timurlenk yönünü Anadolu'ya doğru çevirmeye başla­dı. Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayazıt bu olayı haber alınca giriş­mekte olduğu İstanbul kuşatmasını kaldırdı. Timurlenk ise önce Sivas'a ulaştı. Oradan da Ankara'ya hareket etti. İki tarafın ordula­rı hicri 805 yılının yazında kanlı bir savaşta karşı karşıya geldiler. Savaş, Osmanlıların yenilgisiyle sona erdi. Sultanları, oğullarının biriyle esir alınırken bir oğlu da öldürüldü. Ve Timurlenk Osman­lıların Başkenti Bursa'yı ele geçirdi. Oradan da îzmir'e kadar gitti. İzmir kenti bu sıralarda Haçlılardan geriye kalmış bulunan Aziz Yuhanna'ya bağlı cemaatin elinde bulunuyordu. Daha önce Os­manlı Sultanı Bayazıt'in kuşatmalarına karşı altı yıl direnmişti. Fakat Timurlenk iki haftalık bir kuşatmadan sonra buraya girdi. Haçlılar bu sırada şehri boşalttılar.

Osmanlı sultanına bu olaylardan bir süre önce sığınmış bulu­nan Celayiroğlu Sultan Ahmed Bin Üveys ise bu arada Mısır'a kaçtı. Fakat Memluk Sultam Ez-Zahir Barkuk'un oğlu Nasıruddin Farac, onu yakalayarak zindana attı. Çünkü bir vakit Timurlenk'e bağlanmıştı. Kara Yusuf a gelince o da Arap yarımadasına kaçmış bulunuyordu. Sonra Timurlenk Anadolu beyliklerinin toprakları­nı da ele geçirdikten sonra tekrar Semerkand'a döndü.

Timurlenk, sonra Çin'e savaş açmayı kararlaştırarak kalabalık bir ordunun başında hareket etti. Fakat hicri 808 yılının başların­da ve güzergahı üzerinde bulunan Otrar Kentine uğradığı bir sıra­da ölüm onu yakaladı. Ölmeden önce, yerine geçmek üzere toru­nu Gıyasüddinoğlu Pir Muhammed'i veliahd tayin etmiş ve Çin seferini de kendinden sonra devam ettirmesi vasiyetinde bulun­muştu.

Timur'un ordusu, onun ölümünden sonra torunu Şahruh'un oğlu Uluğ Bey komutasında Çin'e yürüdü. Onun diğer torunu ve veliahdı Gıyasüddin Cihangir'in oğlu Pir Muhammed ise, Hindistan'da bulunuyordu. Bu nedenle de Timurlenk'in üçüncü torunu Celalüddin Miran Şah'ın oğlu Halil Sultan, dedesinin öğretilerini çiğniyordu. Miranşah Semerkand üzerine yürüyerek şehre girdi. Annesi Hanzade de bu konuda ona yardımcı oldu. Bu hadiselerin peşinden Timurlenk'in bu torunu kendisini dedesinin halefi ola­rak ilan etti.

Sonra Pir Muhammed ise bir ordunun başında Hindistan'dan Semerkand'a doğru geldi. Bunun üzerine Sultan Halil karşısına çı­karak onu yendi. Ancak bu kez de komutan Nuruddin duruma müdahale ederek Sultan Halil'i hapsetti. Timurlenk'in vasiyetine uyarak idareyi Pir Muhammed'e teslim etmek istiyordu.

Fakat bu sırada Şahruh, Herat'tan dönerek Semerkand'a girdi. Şehrin idaresini Çin'den gelen oğlu Uluğ Bey'e teslim etti. Kendisi ise Herat'a yerleşti. Ve Horosan, Mazenderan, Sicistan, Isfahan ve Şiraz, kendisine bağlandı. Hicri 85O'de ölünceye kadar da başta kaldı.

Semerkand'a hakim olduğu hicri 812 tarihinden itibaren Ti-murîenk'in oğullarıyla torunlarının her biri geniş imparatorluğun birer bölgesinde iş başına getirildiler. Bu ise devletin zayıf düşme­sine, Safeviler ve Çobaniler Devletinin vücut bulmalarına ortam hazırlamış oldu.

Celayirli Ahmed Bin Üveys'e gelince tekrar Bağdad'a Mem­luklar tarafından buranın yöneticisi olarak döndüğü gibi Kara Yu­suf da Azerbaycan'a döndü. Ve hicri 810 tarihinde Timurlenk'in torunu Celalüddin Miranşah'm oğlu Ebubekr'e karşı üstünlük ka­zandı. Ne var ki bu iki eski dost (yani Ahmed Bin Üveys'le Kara Yu­suf un arası) bu kez bozuldu. Ve Sultan Ahmed Azerbaycan'ı işgal etti. Fakat hicri 813 tarihinde Kara Yusuf un eline esir olarak düş­tü. Kara Yusuf da onu, oğlu Alaüddevle ile birlikte öldürdü.

Ondan sonra Kara Yusuf, babası Sultan Ahmed'in yerine Bağ­dad'a yalnızca bir yıl (813-814) hükmeden ve 823'de ölen Şah Mahmud'u çökerttikten sonra Bağdad'i da ele geçirdi. Fakat gerek Tebriz'de gerekse Bağdad'da devlet makamları hicri 874'e kadar da Şah Mahmud'un yakınlarının elinde kaldı.

Sonra Akkoyunlulur [7] gelip onların yerine geçtiler. Ve hicri 914'de Safeviler gelip buraları ele geçirinceye kadar da işbaşında kaldılar.

Osmanlılar da Timurlenk'in ölümünden sonra eski güçlerine kavuştular.

Timuroğulları sülalesi ise uzun zaman Maveraünnehr memle­ketleri, Fergana, Horasan ve Kabil'e hakim olarak iş başında kaldı­lar. Onların hakimiyeti, Timuroğulları  son hükümdarı olan ve hicri 900'de ölen Sultan Mahmud döneminin son günlerine kadar devam etti. Ancak ondan sonra oğulları Maveraünnehr'de taht ko­nusunda birbirleriyle çekişmeye başladılar. Sonunda Cengizha-noğlu, Cucroğlu, Çoban'in torunlarından biri olan Çobanoğlu Mu-hammed'in komuta ettiği ordu üstün geldi.

Timuroğulları'nın Sibiryadaki ana kolu, Teoman adıyla tanını­yordu. Fakat Timuroğullarımn en büyük kolu Maveraünnehr memleketlerine göçmüş, burada cereyan eden siyasi kavgalara ka­rışmışlardı. Dolayısıyla parçalanarak onlardan kimileri Buhara'ya, kimisi de Khyu'ya han olmuşlardı. Daha önceleri bu kol Mavera­ünnehr bölgesinin tümüne hakim idiler.

Timuroğulları sülalesinin bir kolu da Hindistan'da hüküm sür­dü. Bunlar hicri 937'de ölen Zahirüddin Muhammed Babür'ün to­runları idiler. Babür, uzun zaman Hindistan'a hakim olan ve niha­yet İngiliz emperyalizmi tarafından varlığına son verilen bir hane­dan kurmuştu.[8]



[1] Serbidarlar Nisabor'da bulunuyorlardı. Bu devleti Hoca Abdürrezzak kurdu. Kendisi önceleri Kirman'da vergi tahsildarıydı. Moğol zulmüne karşı bir ayaklanmayı örgütlendirip yöneterek hicri 738'de bölgeyi ele geçirdi. Ondan sonra da yerine kardeşi Vecihüddin geçti. Vecihüddin Nisabor'u ele geçirinceye kadar burada kaldı.

Şemsüddin Muhammed'in kurmuş olduğu Kertoğulları Devleti Herat'da bulunuyordu. Sonra yerine oğlu Rüknüddİn geçti. Bunlar îlhanlilar'ın hizmetin­de bulundular. Sonra Timurlenk Herat'ı hicri 784'de ele geçirince Kertoğulları ai­lesinin bütün fertlerini idam etti

[2] Timurlenk Mazenderan'a hareket ederek hicri 786'da şehre girdi. Ve kış mevsimini burada geçirdi.

[3] Timurlenk hicri 785'de Sicistan üzerine bir baskın düzenledikten sonra kuzeye yönelerek hicri 786'da da Cürcan ve Mazenderan'ı topraklarına kattı.

[4] İlhanlılar döneminde Fars'a Şerefüddin Mahmud înco hükmediyordu. Hicri 725'de de bağımsızlığını ilan etti. Hicri 727'ye kadar İlhanlı tahtında kalan Emir Çoban onun buradaki idaresini tanıdı. Sonra Çoban devrilerek yerine Er-bakan geçti. Ve yönetimine karşı çıkan Şerefüddin Mahmud Inco'yu idam etti. Ancak Erbakan da hicri 736'da tahttan indirilerek Mahmud Şah'ın oğullarına tes­lim edildi. OnSar da Erbakan'ı idam ettiler. Ve Ceialüddin Mahmud Şah Fars'ın idaresine babası da Yezd'e hakim oldular. Fakat Muzafferoğulları hicri 758'de bölgeyi ele geçirdiler.

Gıyasüddin Hacı, Horasan'dan hicret ederek Yezd'e yerleşmişti. Şehrin vali­sine hizmet etti. Torunu Muzafferüddin'de îlhanhlar'm hizmetinde bulundu. Onu îsfehan'a bağlı beldelerden biri olan Meybüd'e idareci olarak tayin ettiler. Muzaferüddin hicri 713'de ölünce yerine, (Ebusaid Bahadır. Han'ın Yezd'e vali tayin ettiği) oğlu Mübarizüddin Muhammed geçti. Sonra hicri 741 tarihinde bu Mübarizüddİn önce Kirman'a hakim oldu. Sonra 758'de de İsfahan'ı toprakları­na kattı. Daha sonra hicri 760 yılında oğulları onu devirerek iş başından uzaklaş­tırdı iselerde 765'te tekrar idarenin başına döndü. Ancak aynı yıl içinde öldü. Ye­rine ise 769-786 yıllan arasında iki oğlu Ceîalüddİn ve Şücâ, geçtiler. Celalüd-din'in yerine ise, oğlu Mücahiddin Ali Zeynülabtdİn geçti. Onun Ölümünden sonra da Muzafferoğulları aralarında ihtilafa düştüler. Bu kargaşadan istifade eden Timurlenk hicri 788 yılında bölgeyi ele geçirerek İsfahan'a girdi. Bunun üzerine Mücahidüddin, Şuşter'e, Emir Mansur'un yanma kaçıp sığındı. Fakat Emir Mansur, onu yakalayarak zindana arttırdı. Ne var ki Muzafferüddin bir fır­satını bularak kaçtı.

Tekrar İsfahan'a dönerek şehrin idaresini ele geçirdi. Ancak Emir Mansur, hicri 792'deyine onu yakalamayı başardı. Bu sırada Şah Yahya Muzaffer Yezd'de, Sultan Ahmed Kirman'da, Şah Mansur ise İsfahan'da bulunuyorlardı. Timurlenk bu bölgeye tekrar dönerek 795'de yeniden buraları egemenliği altına aldı.

[5] İlhanlıların en son hanı Ebu Said Bahadır Han'ın hicri 736'da ölümü üze­rine bir Türk kabilesinin reisi olan Şeyh Hüseyn Buzur'a İran'ın kuzey bölgesine hakim oldu. Ondan sonra hicri 757'de öldü. Yerine ise oğlu Şeyh Üveys Bahadır Han geçti. 759'da Musul ve Diyarbakır'a hakim oldu. Ve 776'da öldü. Yerine ise oğlu Ceialüddin Hüseyn geçerek Muzafferoğuîîarıyla ve Ermeniye ile 779'da sa­vaştı. Daha sonra da dönüp onlarla ittifak etti. Celaiüddin Hüseyn hicri 784'de ölünce devlet onun iki oğlu arasında bölüşüldü. Azerbaycan'la Iran Sultan Ah-med'in, Kürdistan'ia Irak'ın kuzey bölgesi ise Sultan Bayezid'in elinde kaldı. Son­raları Bayezid hicri 785'de kardeşinin eline düştü. Ve ardından Timurlenk gelerek hicri 786'da bölgeyi ele geçirdi. Ondan sonra da Semerkand'a döndü.

[6] Bu tarihlerde Azerbaycan'a, Karakoyunlu Hanedanı hükmediyordu. Bunlar Türkmen kökenli bir aile idiler. Vaktiyle atalarından Bayram Hoca, Cela-yirli Şeyh Üveys'in hizmetine girmişti. Şeyh Üveys'İn hizmetine girmişti. Şeyh Üveys hicri 776'da ölünce Bayram Hoca bu boşluktan faydalanarak hemen O'nun yerine geçti. Sonra hicri 789'da öldü. Yerine ise oğlu başa geçerek o da da­ha sonra Şeyh Üveys'in oğlu Sultan Ahmed'in hizmetine girdi. Ve hicri 792'de de öldü. Onun da yerine oğlu Kara Yusuf geçti. Hicri 795'te Timurlenk O'na galebe çahncaya kadar Musul ve Tebriz'i topraklarına katmış bulunuyordu. Timur O'nu yenince bölgeyi terketti. Ancak Timurlenk Semerkand'a dönünce O da yine ken­di bölgesine döndü. Ve Timur ikinci kez buraya gelince Kara Yusuf yine yurdunu terketmek zorunda kaldı.

[7] Akkoyunlular Türkmen kökenli bir aşiret olup, önceleri Azerbaycan'a göçmüş daha sonraları ise Diyarbakır dolaylarında yerleşmişlerdi. Timurlenk Akkoyunlu hükümdanyla anlaşmış hicri 806'da O'na Diyarbakır'ı bırakmıştı. Ti­murlenk'in ölümünden sonra Akkoyunlu hükümdarı Azerbaycan Emiri Kara Yu­suf ve Sivas Sultanı ile bozuşarak onlarla karşı karşıya geldi ve ikisini de yendi. Bu hanedanın en meşhur ferdi Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmed'le de çağdaş olan Uzun Hasan'dır. Bu Uzun Hasan hicri 871 'de Tebriz'i ondan sonra da hicri 874'de Bağdad'ı ele geçirdi. Safeviler hicri 914'de buralara gelinceye kadar da bu bölge Uzun Hasan Hanedani'nın elinde bulunuyordu.[7]

[8] Mahmud Şakir, Hz. Âdem'den Bugüne İslam Tarihi, Kahraman Yayınları: 6/217-228.