Semavî Nikâh Resulullah (S - İslam Tarihi - 6. Sayfa
SEMAVÎ NİKÂH RESULULLAH (S.A.)'IN İRADESİNİ ZORLUYOR
Mahalli örf ve adete göre Resulullah (s.a.)'ı çok zor duruma düşüren emirler var. İslâmiyetten önce Araplarda evlât edinme vardı. Aynen kendi sulbünden gelen evlâdı gibi sıhriyete dikkat ediyorlardı. Zeyd b. Haris, Efendimiz (s.a.)'m evlâtlığı idi. Zeynep binti Cahş ile evliydi. Efendimiz (s.a.) kendisiyle akrabalığı bulunan Zeyneb'i, Zeyd ile evlenmeye yine kendisi bir nevi mecbur etmişti. Geçimsizlik olunca Efendimiz (s.a.)'ın ısrarına rağmen Zeyd Zeyneb'i boşadı. Cenabı Hak, câhiliyye adetini yıkmak için şöyle buyuruyordu:
"(Ey Resulüm) Hem o zamanı hatırla ki, Allah'ın kendisine nimet verdiği, senin de kendisine (kölelikten azadla) insanda bulunduğun kimseye (Zeyd'e şöyle) diyordun: '—Zevceni (Zeyneb'i) nikâhında tut, (O'nu boşama) Allah'tan kork'. Nefsinde ise Allah'ın açığa vurduğu şeyi gizliyordun, insanlardan da bu hususta sakınıyordun. Halbuki Allah kendisinden sakınıp korkmana daha lâyıktır. Ne zaman,ki Zeyd, o kadınla alâkasını kesti, biz sana onu zevce yaptık ki (bu semavî' nikâhın hikmeti ise) oğullukların alâkalarını kestikleri zevcelerini nikâhlarnakta müminlere bir günah olmasın" (Ahzab/37) Zaten surenin başında evlâdlık meselesini ilga etmiştir: "Allah evlâdlıklarınızı, (neseben olan) oğullarınız yerinde tutmamıştır. (Cahiliyyet devrinde olduğu gibi onlar mirasçı ve mahrem olmazlar. Yabancı bir kimse için, benim oğlumdur veya kızımdır diye) bu söylediğiniz, ağızlarınızda ki sözüniizdür (boşuna bir sözdür) Allah ise hakkı söyler ve O, doğru yola hidayet buyurur. O çocukları esas babalarına nisbet ederek çağırın. Allah katında bu daha doğrudur" (Ahzab/4, 5) Herşeyi Allah'ın emirleri neticesi ve emirlerine uygun yaptığını ve hiçbir şeyi gizlemediğini ifade bakımından Hz. Âişe (r.a.) Validemiz, 37. âyete dikkati çekerek: "Resulullah (s.a.) gizleseydi bunu gizlerdi" demiştir. Zaten Mâide Sûresinin 67. âyeti şöyle buyurmaktadır: "Ey Şanlı Peygamber! Rabbin tarafından sana gönderileni tamamen tebliğ et. Eğer tebliği tam yapmazsan Allah'ın risaletini (Peygamberlik vazifesini) yerine getirmiş olmazsın".
"Allah üzerine yalan uydurandan (yalandan nübüvvet dava edenlerden) daha zâlim kim vardır?" âyetinin tehdidinin ötesinde, bu tip kişilerin dünyada dahi cezasının verileceği de ifade edilmektedir. "Şüphesiz O Kur'an, Kerîm bir Peygamberin Allah'tan getirdiği sözdür. O, bir şâir sözü değildir. Siz pek az inanıp tasdik ediyorsunuz. O, âlemlerin Rabbi'nden indirilmedir. Eğer o peygamber, bazı sözler uydurup bize isnad etmeye kalksaydı, elbette biz onu kuvvetle yakalar ve ondan intikam alırdık. Sonra da muhakkak onun kalp damarlarını keserdik, (boynunu vururduk). O vakit sizden hiçbiriniz ona siper de olamazdınız" (EI'Hakka/40, 47)
Bütün Kureyş'in bildiği ümmîliğine dikkat çekiliyor: "Sen bundan evvel hiç bir kitap okur değildin Elinle de onu yazmadın ki, batıl peşinde gidenler şüphe etsinler" (Ankebut/48) "İşte biz sana, Habibim, emrimizden bir ruh vahyattik. Fakat vahiyden evvel, kitap nedir sen bilmezdin"(EşŞura/ 52)
Bütün bunlar, Resulullah (s.a.)'ın kendi benliğinin ötesinde, O'na tamamen hâkim, ilâhf bir mercii gösterir.
İslami Okul Okulların En Önemlisi