Lisan ve Toprak - İslam Tarihi - 11. Sayfa
LİSAN VE TOPRAK
Bir lisan, dehâsını, toprağın belagatına sunduğu hususiyetlere, unsurlara borçludur. Arazinin topografyası, hava ve iklim şartları çiçek ve bitki örtüsü, bir lisanı diğerinden ayıran servetin özünü teşkil eden fikirlerin ve hayallerin atlasıdır. Böylece toprak, bir milletin dehâsının ifade belagatına mührünü basmış olur.
Mecaz ve benzetmeler, bir belagat tahlilinde, bir lisanın, coğrafî koordinatlarını tesbit etmeye en çok elverişli olan edebî unsurdur.. İşte İmri'ülKays, harp atını methediyor: "Düşmana saldırır, geri çekilmesi yalancıktandır. Atılış ve çekilişleri bir kayanın tepesinden akan sel hızı iledir" Bu şiirde kullanılan mecazlar, çölün hem manzarasına ve hem de hayatına uygun mukayeseler yapmak imkânını vermektedir. Câhilliyet devrinin şâiri, coğraff muhitin kendisine verdiği unsurları mükemmel bir şekilde kullanmıştır: Bir Arap atının görünüşü, bir vadinin sarp kayalarından hızla dökülen ırmağa benzemektedir. Bu mısra tamamen bir Arap mısrâıdır. Zira aksettirdiği çizgiler çölün ve Arap hayatının öz nakışlarıdır.
Halbuki Kur'ânı Kerim'deki ifadeler ekseriya çölün bedevi yaşayışı ile alâkasızdır. Bilâkis, daha çok başka diyarların manzara ve unsurlarından istifade edilmiş bulunan mecazlarla doludur.
Ağaç yetiştirme tekniğine ve bahçıvanlığa ait unsurlar bize çölün kuru ve verimsiz topraklarından çok, kalın humus tabakalarıyla örtülü bereketli toprakları hatırlatmaktadır.
Kur'ândaki nehirlerin çizmiş olduğu yeşil manzaralar, Arabistan Çölünün susuzluklarından ziyade Nil'in Ganj'ın ve Fırat'ın geçtiği bereketli toprakları akla getirmektedir.
Ölmüş toprağı canlandırmak için rüzgârların taşıdığından bahsedilen bulutlar, bu çöl kıtasının, kızgın bir kupaya benzeyen ve bizzat çöl gibi yakıcı semasının rastladığı manzaralardan değildir.
İslami Okul Okulların En Önemlisi