Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Islam Tarihi - 1. Sayfa

KENDİ, KENDİNİN DELİLİ

a) "Yaradılıştan sürmeli gözlü olmak, sonradan boyama sürmelilik gibi değildir" Yani yapma, sun'f birşey ne kadar güzel olursa olsun, doğuştan, fıtrf şeyler mertebesine yetişemez ve onların yerine geçemez. Her halde sun'iliğin, yapmacık hareketlerin yanlışlıkları onun her hal ve tavrından belli olacaktır. Sinek tavus kuşunu; yıldız böceği Güneşi; dağdaki çoban, bir padişah veya bir ilim adamını ne kadar taklid edebilir? Elbette bütün hareketleri "Ben sahtekârını" diye bağıracaktır Evet o Zât (s.a.), Hz. Âişe (r.a.) gibi zeki hanımlarla yaladı. Etrafında Hz. Ömer (r.a.) gibi herşeyine dikkat edenler vardı. Bir insanın iç dünyası evinde açılır. Hiç olmazsa rüyalarında, sayıklamalarında birçok yönleri dışa vurur. O kadar çok değişik durumlarla karşı karşıya geldi, münafıkların iftiralarının ortalığı alt üst ettiği anlar oldu, bütün bunlara rağmen hiçbir şüpheli durum olmadı, hiç bir açığı görülmedi. Eğer beş vakit demişse, kendisi sabahlara kadar ibadet ettiği oldu. Eğer farzı muhal aksi bir durum olsaydı, beş vakitten de kaçamak yapması beklenir, gözlenir ve ilân edilirdi. Halbuki sâdık ve emin olduğuna sayısız şahitler var.

b)  Yüksek ahlâk ve huylan, haki kata yapıştıran ve daima yaşatan ciddiyet ve doğruluktur. Yani güzel ahlâklar,  doğruluk toprağından  başka  yerde  yetişmez.. Düşmanlarının itirafı  ile bile Hz. Muhammed (s.a.)'de bütün  güzel  huylar toplanmıştır. Öyle ise doğruluk olmadan bunlar olmayacağına göre, o sâdık bir insandır. "Allah'ın Peygamberiyim" sözü, hakikatin ta kendisidir.

c)  Birbirine münasip ve uygun şeyler arasında meyil ve cazibe vardır. Aralarında birleşme olur. Birbirine zıt şeyler arasında da nefret ve itme vardır. Evet, melekler temiz ve yüce oldukları için uğursuz ve habis şeytanları reddederler. Bunun gibi, güzel ahlâklar güzellikleri; çirkinlikler de kötü huyları çeker. Bir zâtta yüksek ahlâklarırt, güzel huyların birleşmesinden izzeti nefis, haysiyet vakar gibi (sahtekârlık ve benzeri alçak şeylere tenezzüle müsaade etmeyen) yüksek haller meydana gelir. Evet o devirden bu devire kadar, Ebu Cehil dâhil hiç kimse Resulullah Efendimİ2: (s.a.)'de tek bir tane kötü ahlâkın varlığından söz etmemiştir. Öyleyse O'nda nasıl yalancılık ve sahtekârlık düşünülebilir? Daha fenası Allah'a iftira ederek, kendi sözlerini nasıl Allah'tan gösterebilir? Bundan daha büyük tenakuz olabilir mi? Peygamberimizi inkâr etmek psikolojik ve sosyolojik gerçekleri inkâr etmektir.

d) Cemaatte olan kuvvet ferdde yoktur. Meselâ: Çok iplerin meydana getirdiği urgandaki kuvvet birbirinden ayrılmış olan iplerin herbirinde bulunmaz. Evet, yalnız cesaretiyle meşhur bir adam kolay kolay yalana tenezzül etmezse, bütün yüksek ahlâkı kendisinde toplayan bir zât nasıl yalan ve hileye tenezzül edebilir?

Peygamberimiz (s.a.)'in dört yaşından kırk yaşma kadar geçirmiş olduğu gençlik devresinde bir hilesi, bir hıyaneti görülmemiş ve bir yalanı işitilmemiştir. Eğer yaradılışında, huylarında bir fenalık, bir kötülük hissi ve meyli olsaydı mutlaka gençlik sâikasıyla dışarıya vururdu. Halbuki bütün ömrünü tam bir istikâmetle geçirmiştir. Düşmanları bile hile denebilecek herhangi bir hâlini

görmemişlerdir. Ayrıca insan kırk yaşına ulaştığında terki mümkün olmayan bazı alışkanlıklarını katiyyen üzerinden atamaz. Peygamberimiz (s.a.)'in bütün iyi meziyetlerinin dışında herhangi bir kötü alışkanlığı olmadığı gibi tam kırk yaşının başında yaptığı o büyük inkılâbı âleme kabul ve tasdik ettiren, onun herkesçe bilinen doğruluğu ve: eminliği idi.