Yaradılış Hârikası Peygamberimiz (s - İslam Tarihi - 2. Sayfa
YARADILIŞ HÂRİKASI
Peygamberimiz (s.a.)in bir başka yönü yaradılış itibariyle hârika oluşudur. Çünkü bütün güzel ahlâklar kendisinde toplanmıştır. Güzel ahlâklar gerçi birbirine zıt değildir. Ama bir kimsede galip olma bakımından bazıları bazılarıyla çekişirler. Bir kısmı son derece gelişse, öbürleri zayıflar. Meselâ: Son derece halimselim yumuşak olan, son derece cesur olamaz. Son derece tutumlu olup iktisada riayet eden kimse, son derece cömert olamaz. Mükemmel bir ilim adamı, mükemmel bir kumandan olamaz. Çünkü ilim adamı düşüne taşına, tecrübe ede ede neticeye, ulaşır. Halbuki harplerde tereddüt zikzakları içinde kararsızlıktan askerin cesaretini kırmaktansa, yanlış dahi olsa zamanında karar vermek daha iyidir.
İşte Peygamber Efendimiz (s.a.) o kadar yumuşak o kadar 'şefkatliydi ki, kendisine ve yakınlarına canavarca davrananları, bütün imkânların eline geçtiği bir anda affetti. Halbuki harplerde tek başına —Huneyn'de olduğu gibi herkesin döndüğü anda düşman üzerine yürüdü. Hz. Ali (r.a.) gibi yiğitler, sıkıştıkları zaman O'nun arkasına sığındıklarını ifade ediyorlar.
Son derece cömert idi. Yanında bir şey bırakmayıncaya kadar muhtaçlara dağıtırdı. Eğer altın gümüş namına muhtaçlara ulaştıramadığı bir şeyler yanında kalırsa sabahı zor ederdi. Ebu Serve Ukbe b. elHaris (r.a.) şöyle arılatıyor: Medinei Münevvere'de Peygamber Âleyhisselâmın arkasında ikindi namazını kıldım. Selâm verdi, sonra acele kalktı; halkın omuzlarından atlayarak zevcelerinden birisinin hücresine gitti. Halk, Peygamber Âleyhisselâmjn acele etmesinden telâşa düşmüştü. Resulü Ekrem (s.a.) hemen halkın yanına çıktı, acele ettiği için şaştıklarını gördü ve şöyle dedi: "Evimizde bir miktar altın ve gümüş parçaları vardı onu hatırladım. (Allah'a teveccühten) beni alıkoy ar diye korktum da dağıtılmasını emrettim" Buharf'nin başka bir rivayeti: "Sadaka malından evde bir parça altın ve gümüş bırakmıştım; onların geceleyin evde kalmalarını hoş görmedim" Bir başka rivayette ise, Efendimiz (s.a.):
"Uhud dağı altın olarak elimde bulunsaydı, borçlarım için ayırdıklarımın dışında hepsini de üç günden fazla bekletmeden dağıtmak hoşuma giderdi" buyuruyorlar.
Bu derece cömertliği yanısıra israf ettiği ise hiç görülmemiştir. İslâmiyetin galip geldiği, hazinelerin dolup taştığı zamanlar bile israfa benzer hiçbir haline rastlanmamıştır. Hattâ hurma liflerinden örülmüş kuru bir hasırın üzerinde uyuduktan sonra yüzünde meydana gelen izleri görünce Hz. Ömer (r.a.) üzüntüsünden ağlayarak, Kayser ve Karaların şahane yaşayışlarını ileri sürüp eldeki imkânlarla bir şeyler hazırlamayı teklif etmişse de kabul etmemiştir.
İlmin yeni farkına vardığı birçok hakikati ifade eden Hadîsi Şerifleri yanında, devamlı az kuvvetlerle kat kat üstün düşmanlara karşı koyacak harp taktikleri ortaya koymuştur. Buna misal olarak sadece Bedir ve Uhud yeter. Bundan sonrakiler hariç sadece buraya kadar saydığımız bütün fevkalâde meziyetlerin bugüne kadar yeryüzünde gelmiş geçmiş en büyük datiflerde dahi görülmüş olmaması, O'nun en büyük rehber ve peygamber olduğunun delili olarak yeterli değil midir?
İslami Okul Okulların En Önemlisi