Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Önceki Rehberler Hakkında Verdiği Haberler - İslam Tarihi - 3. Sayfa

ÖNCEKİ REHBERLER HAKKINDA VERDİĞİ HABERLER

Geçmiş Peygamberlerin hallerinden ve başlarından geçen hâdiselerden verdiği haberler, Hz.Muhammed(sa) in Peygamberliğine kesin birer delildir.

a) İnsan bir fennin esaslarını ve o fennin en mühim noktalarını bilmekle, yerli yerince kullanmasını öğrendikten sonra davasını o esaslara oturtması o fende mahir olduğuna delildir. Geçmişteki hâdiseleri tarihf gerçeklere uygun olarak bütün teferruatı ile, konuşmalarına, hattâ içlerinde besledikleri duygularına varıncaya kadar dosdoğru tesbit etmek tarih otoriteleri için bile imkânsızdır. Bir de bunları hayat düğümlerinden, bel kemikleTİnden yakalarcasına veciz ifadelerle h erseyi aydınlatarak ortaya koymak tarihçileri de aşan edebi bir meseledir. Ayrıca "Hâdise tekrarlanırsa, kaideleşir" esasına göre tekrar tekrar yaşanarak kanun haline gelen noktaları tesbit edip değişmez yaradılış düsturları ve kıyamete kadar yaşanacak ibret sahneleri olarak gözler önüne sermek ise, psikolog ve sosyologların en dâhilerine bile nasip olmamış ulaşılmaz bir seviyedir.

Yakın birkaç asrın hâdiseleri; kitaplar, gazeteler, hatıralar ve vak'anüvistlerin günlük notları ile elimizdedir. Tarih tekerrürden ibarettir. Psikoloji ve sosyoloji bu kadar gelişmiş olduğu halde, yığın yığın insan topluluklarının buhranları, problemleri dünyada büyük sarsıntılara sebep olmaktadır; haydi bunlara çare bulsunlar bakalım. Okuması yazması olmayan Hz. Muhammed (s.a.)'in, Kur'ânı Kerim diliyle bahsettiği, yani bize Allah'tan getirdiği geçmişle ilgili hakikatlar ve Peygamber kıssaları' ise hep böyle her yönden gerçek hayatı kavramış, kucaklamış, hâdiselerdir. Bizi f kaz eden, bize ibret veren, buhranlara çare gösteren, cemiyeti huzura, güvene götüren hakikatler...

Hz. Yusuf (s.a.) ve Hz. Musa (s.a.) kıssaları, derinliğine incelendiği zaman bu mesele çok güzel anlaşılacaktır.

Efendimiz (sa.) devrindeki, kan davaları ve yahudi tefeciliği ve şâir çözüm isteyen meselelerin halli kâfi birer delildir.

b) Yaradılışı icâbı insan, adi bir kimse, hattâ çocuk bile olsa, küçük bir topluluk içinde, pek kıymetsiz bir davada herkese muhalefet edip yalan söylemeye cesaret edemez. Acaba güvenilir, itimat edilir kişi manasına "EMiN" lakabıyla anılan pek büyük bir haysiyet sahibi; kıyamete kadar bütün insanlığa Peygamber olma gibi bütün dünyayı içine alan bir davada; pek inatçı ve büyük bir kavim içinde; kendisi okuryazar sınıfından olmadığı halde, aklın tek başına anlamaktan âciz olduğu hakikatlardan bahsedip, tam bir ciddiyetle ilân ederek yayması; O'nun doğruluğuna del il olduğu gibi, o meselenin Allah'tan olduğuna da kesin bir delil olmaz mı?

Çünkü: bir taraftan yahudiler Tevrat bilgileriyle ortaya çıkarak Ashabı Kehf ve Zülkarneyn meseleleri gibi tarihle ilgili sorular sorup O'nu gözden düşürmek isterlerken; diğer taraftan da ticaret münasebetiyle Hıristiyanlarla alâka kuran Kureyş'li inatçı düşmanları, O'nun yanlışını bulmak için eksik gedik araştırıyorlardı. Halbuki gelişmiş imkânlara sahip tarih araştırmaları, bugün bile, Kur'ân'da gerçeğe uymayan bir şey bulamıyor.