Uzman Kişinin Hali Başka - İslam Tarihi - 5. Sayfa
UZMAN KİŞİNİN HALİ BAŞKA
Araştırma imkânlarının geniş olduğu bu zamanda bile iyice her yönüyle incelenmeyen topluluklar için yazılan bazı eserlerde gerçeğe uymayan ve hayal üzerine kurulan taraflar buluyoruz. Bilim ve Teknik Dergisinin 123. sayısının 20. sayfasında şöyle bir yazı yer almaktadır: "Film tarihinde Hint Mezarı adında bir melodram filmi çevrilmişti. Bu film, büyük Avrupa başkentlerinde olduğu gibi İstanbul'da da büyük sükse yapmıştı. Görenleri iki gözü çeşme ağlatıyordu. Ama, nedense seyircinin biri, bir Hintli, herkesin tersine kahkahayı basmıştı. Bu acaip davranışının hikmeti kendisinden sual olunduğunda, adamcağız gülmekten kendini alamadan şöyle cevap vermişti:
— Mihrace rolündeki aktörün türbanı ve türban iğnesine gülüyorum. Bu çeşit âdt türbanı Hindistan'da yalnız uşaklar giyer".
Uzman kişinin hâli başka oluyor. Herkesin hayran olduğu bir eserde küçük bir ayrıntıda olmayacak bir gaf yakalayıveriyor. Halbuki Hz. Muhammed (s.a.) bu sahada en dâhi uzmanları geride bırakıyor; verdiği haberlerde en ufak bir yanlışlık ve gaf bulunmamakla Peygamberliği teyid ediliyor.
d) Bir tıp kongresinde profesörlerin arasına karışan, okuryazar sınıfından olmayan ve hekimlikle hiçbir alâkası bulunmayan bir kişinin o ilim meclisinde onların yanlışlarını bulmasına, bilmedikleri yeni tıbbî hakikatları kendiliğinden söylemesine imkân var mıdır?
İmkân olmadığı halde, okumasız yazmasız bir kimse, bir fennin âlimleriyle münakaşaya girişerek aralarındaki ittifaklı meseleleri tasdik eder, ihtilaflı olanları da doğrultup düzeltirse; o kimsenin harika olan bu hali, onun pek yüksekliğine ve ilminin de ilâhî bir kaynaktan geldiğine delil olmaz mı? Şimdi bu açıdan meseleye baktığımızda, işte Hz. Muhammed (s.a.) herkesin kabul ettiği ümmiliği (yani okuryazar olmaması) ile beraber, geçmiş Peygamberler ile kavimlerinin hal ve vaziyetlerini görmüş ve incelemiş gibi, Kur'ân'ın lisaniyle söylemiştir. Bilhassa onlarla alâkalı nakledilen kıssalar bütün zekilerin njızarı dikkatini çeken Peygamberlik davasını ispat etmek içindir. Getirdiği esaslardaki hakikatlarla daha önceki bozulmuş kitaplar ve müntesipleri hristiyan ve yahudi âlimleri arasında ittifaklı olan kısımları tasdik, ihtilaflı olanları da tashih edip, düzelterek davasına bu gerçekleri temel yapmıştır. Gene bu hususta "Kitabı Mukaddes, Kur'an ve Bilim" kitabının yazarı, Prof. Maurice Bucaille; daha önceki mukaddes kitapların yanlışlıklar ihtiva ettiğini Kur'ân'ın ise onları doğru hususlarda tasdik ettiği halde, yanlışlarını almadığını geniş dokümanlardı inceleyip ispatlıyor. Yazar, Kur'an .;> İncil'in aynı mevzudaki ifadelerini yanyana getirip benzerlik ve ayrılıklarını gösteriyor. Benzerliklere hiçbir ilmî tenkid yöneltilmemiş olduğu halde, ayrılıklarda İncil'in ilim çevreleri tarafından itirazlarla karşılaşmış olduğunu belirtiyor. Kur'ân'ı Tevrat ile de karşılaştırarak Tevrat'taki tahriflere karşılık, Kur'ân'ın gerçeği yansıttığını, ayrıca Kur'ân'ın vahiy eseri olduğunu modern ilmin gerçekleriyle ispatlayıp ortaya koyuyor. Bütün bu hakikatlar göstermektedir ki: Muhammed Âleyhisselâm, ilâhf vahyin aksettiği masum ruhu ile sanki zaman ve mekânı aşarak geçmiş zamanların en derin derelerine girmiş ve gördüğü gibi söylemiştir.
İslami Okul Okulların En Önemlisi