İşte Kur'ân ve - İslam Tarihi - 8. Sayfa
İşte Kur'ân ve. Efendimiz (s.a.) hakkında yabancıların şehadetleri:
Prens Bismark: "—Muhtelif devirlerde, insanlığı idare etmek için Allah'tan geldiği iddia olunan bütün semai;? kitapları etrafıyla tedkik ettimse de, bozuldukları için aradığım hikmet ve tam isabeti göremedim. Lâkin Muhammedi'lerin Kur'ân'ı bundan müstesnadır. Ben Kur'ân'ı her cihettten tedkik ettim, her kelimesinde büyük hikmetler gördüm. Muhammedtlerin düşmanları, bu kitabın Muhammed (s.a.) 'in eseri olduğunu iddia ediyorlarsa da, en mükemmel, hattâ en gelişmiş bir .beyinden böyle hakikatin çıktığını iddia etmek, hakikatlara göz kapayarak kin ve garaza âlet olmak manasını ifade eder. Bu da ilim ve hikmetlerle, bağdaştınlamaz, kâbili te'lif değüdir.
Sana muasır bir vücud olamadığımdan dolayı müteessirim ey Muhammedi.. Muallimi ve naşiri bulunduğun bu kitap senin değildir; O ilâhtdir. Bu kitabın Allah'tan olduğunu inkâr etmek müsbet ilimlerin batıl olduğunu ileri sürmek kadar gülünçtür"
Doktor Maurice: "— Müslümanlar, tahsil ve terbiye itibariyle yükseldikçe, fikirlerini o nisbette Kur'ân'a istinad ettiriyorlar"
Büyük İngiliz yazarı Edward Gibon: "Kur'ân'in nazarında haşmetli bir hükümdarla zavallı bir fakir arasında fark yoktur. Kur'ân Allah'ın birliğine en kuvvetli bir delildir. Filozofça bir beyne sahip olan bir muvahhid, İslâmiyetin noktai nazarını kabul etmekte hiç tereddüt etmez. Müslümanlık, belki bugünkü fikir inkişafınızdan daha yüksek bir dindir"
Lavazon: "—Yeni keşiflerin veyahut ilim ve irfanın yardımı ile hallolan yahut çözülmesine uğraşûan meseleler arasında bir mesele yoktur ki, tslâmiyetin esasları ile çatışsın. Kur'ânt Kerim ve onun öğrettikleri şeyler ile fıtrt kanunlar ve feriler arasında tam bir ahenk görülmektedir"
Dr. Johnson: "Kur'ân şiir midir? Değil. Fakat onun şiir olup olmadığını ayırmak da müşküldür. Kur'ân şiirden daha yüksek bir şeydir. Bununla beraber Kur'ân ne tariftir, ne de biyografidir; ne de isa'nın dağda iradettiği vaaz ve nasihat gibi şiirler mecmuasıdır Hattâ Kur'ân ne Buda'nın telkinleri gibi tabiat ötesi birsey, yahut mantık kitabı, ne de Eflâtun'un herkese söylediği nasihatlar gibidir. Bu bir Peygamberin tebliğ ettiği sestir. Öyle bir ses ki, onu bütün dünya dinleyebilir. Bu sesin aksi saraylarda, çöllerde, şehirlerde, devletlerde çınlar. Bu sesin getirdiği din, evvelâ kendisini yayan naşirlerini bulmuş, sonra yenilik ve ilerlemeleri seven, imar edici bir kuvvet şeklinde tecelli etmiştir Bu sayededir ki, Yunanistan ile Asya'nın birleşen ışığı, Avrupa'nın zulümatını, karanlıklarını yarmıştır. Ve bu hadise hristiyanlığın en karanlık devirlerini yaşadığı bir zamanda vuku bulmuştur!"
Dr. City Yoııngest: "Madem ki Kur'ân'ın, birbirine düşman kabileleri, birbirleriyle mücadele eden unsurları, derli toplu bir millet haline getirdiğini, onları eski fikirlerinden daha ileri bir seviyeye yükselttiğini görüyoruz; o halde, Kur'ân'ın belagatının mükemmeliyetine hükmetmeliyiz Çünkü Kur'ân'ın bu belagatı, vahşi Kabileleri medenî bir millet haline getirmiş, Dünyanın eski tarihine yeni bir kuvvet ilâve etmiştir. Zaman ve mekân itibariyle birbirinden çok uzak oldukları gibi, fikrî inkişafı itibariyle de birbirinden çok farklı insanlara harikulade bir hassasiyet ilham eden; karşı çıkanların muhalefetini hayrete ve beğenmeye çeviren Kur'ân, en şâyânı hayret kitap olarak tanınmaya lâyıktır. Kur'ân, beşerin geleceği ve mukadderatı ile meşgul âlinler için tedkik ve araştırmaya şayan en faydalı mevzu sayılır!"
Rodwel: ' Kur'ân, Arabistan'ın basit bedevilerini öyle bir istihaleye uğratmıştır ki, onların adeta meşhur olduklarını zannedersiniz. Kur'ân, putperestliği imha, Allah'ın vahdetini tesis etmek ve cinlere, perilere, taşlara ibadeti kaldırmakla; çocukları diri diri gömmek gibi vahşi adetleri gidermek ve bütün hurafeleri yok etmek suretiyle bütün Araplar için ilâht bir lütuf ve nimet olmuştur. Kur'ân, muzaffer cumhuriyetler vücüda getirmeye hizmet edecek esasları içine aldığım isbat etmiştir. Kur'ân'ın esaslarıyladır ki, fakirlik ve sefaletleri ancak cehaletleriyle kıyaslanabüen susuz ve çıplak bir yarımadanın sakinleri, yeni bir dinin samimi ve hararetli tabileri olmuşlar, devletler kurmuşlar, şehirler inşâ etmişlerdir!... "
Gaston Çare: "Bu aklfliğinin menbaı ve düsturu olan Kur'ân, cihan medeniyetinin dayandığı temelleri, içine almıştır. O kadar ki, bu medeniyetin İslâmiyet tarafından neşrolunan esasların imtizacından vücud bulduğunu söyleyebiliriz. Gerçekten bu âli din; Avrupa'ya Dünyanın imarkârâne inkişafı için lâzım'olan en esaslı kaynakları temin etmiştir. İslâmiyetin bu üstünlüğünü itirafa hacet yok. O'na borçlu olduğumuz şükranı tanımıyorsak da, hakikatin bu merkezde olduğunda şek ve şüphe yok"
Senbires Encyclopedia'da İslâmiyetten şöyle bahsolunmaktadır: "İslâm Peygamberinin seciyesini aydınlatan Kur'ân âyetleri, son derece mükemmel ve son derece tesirlidir. Bu âyetler, İslâmiyetin muhteşem bünyesinde, altından bir kordon gibi işlenmiştir. İnsafsızlık, yalancılık, hırs, israf, fuhuş,. hıyanet, gıybet., bunların hepsi Kur'ân tarafından en şiddetli surette kötülenmiş ve 'rezilliğin ta kendisi' tanınmıştır. Diğer taraftan, hiisnü niyet sahibi olmak, başkalarına iyilik etmek, iffet, haya, sabır ve tahammül, iktisat, doğruluk, istikamet, sulhperverlik. Hakperestlik, herşeyden fazla Ce' nabı Hak'ka itimat ve tevekkül, Allah'a itaat., bunlar da müslümanhk nazarında hakiki iman esasları ve hakiki bir müminin başlıca vasıflan olarak gösterilmiştir."
Edward Monte: "Rasyonalizm kelimesinin ifadesini ve tarihî ehemmiyetini genişletebilirsek, müslümanlığın akit bir din olduğunu söyleyebiliriz. Akıl ve mantık mısdâkıyle (yoluyla) dint aktdeleri muhakeme eden mektep, rasyonalizm kelimesinin, İslâmiyete tamamiyle mutabık olduğunu kabul etmekte tereddüt etmez. Hz. Muhammed (s.a.j'in şuur ve idrak timsâli olduğu; beyninin, iman ışıkları ve kâmil bir itikadı yaktn ile pürnûr olduğu muhakkaktır.
O, muasırlarını aynı heyecanla alevlemiş, bu sıfatlarla teçhiz etmiştir. Hz. Muhammed başardığı İslahatı, ilâht bir vahiy olarak takdim etmiştir. Bu, ilâhî" bir vahiydir. Hz. Muhammed (s.a.) in dini, akıl kaidelerinin ilhamlarına tarrtamiyle uygundur. Bu kadar mükemmel ve esrarengiz, her insanın tedkikine bu kadar açık olan bir din, muhakkak insanları kendisine çeken, mucizeli bir kudrete sahiptir. Müslümanlığın bu kudreti taşıdığında şüphe yoktur"
Bütün hukukçuların toplandığı Külliyetül Hukuk Kongresinde 1927 senesinde, reis Shebol: "Hz. Muhammed (s a.)in insan olması itibariyle, bütün insanlık muhakkak iftihar eder. Çünkü: O zât, ümmı olmasıyla beraber, on üç asır evvel öyle kanunlar ve esaslar getirmiş ki, biz Avrupalılar iki bin sene sonra onun kıymetine ve hakikatına yetişsek en mesut, en saadetli nesiller oluruz" demiştir.
Bernard Shaw ise: "Hayat âleminin değişen devrelerine göre uyum kabiliyeti olan ve her devre hitap edecek güçte bulunan tek din İslâmiyettir Ben, müslümanlığın yarınki Avrupa için kabule değer olacağını söylemiştim. Nasıl ki, bugünkü Avrupa'nın kabule değer bulduğunu öğrenmeye başladık Daha şimdiden benim milletimden ve öteki Avrupalılardan birçok kişiler Hz. Mııhammed (s.a.)in dinine girmiş bulunuyorlar Bu suretle Avrupa'nın, İslâmlaşmaya başlamış olduğunu söyleyebilirim. 1900 milâdı asrının bitmesinden evvel bütün Britanya İmparatorluğunun Muhammed (s.a.)in dinini kabul edeceğini sanıyorum"diyor.
İslami Okul Okulların En Önemlisi