Islam Tarihi - 21. Sayfa
|
|
||
|
Kur'ân-ı Kerim’de, meleklere, Hz.Peygambere (s.a.v) , Güneş’e, Ay’a, geceye, değişik beldelere vs. yemin edildiğini görmekteyiz. Bir şeye yeminin, ya faziletinden, ya faydasından,[1] ya da onun büyük bir delil olmasından[2] dolayı yapıldığı ve aynı zamanda yemin edilen şeyin te’kidi, ta’zimi veya onda bulunan öğüt, ibret, fayda, zarar gibi şeylere dikkatlerin çekilmesi kasdedildiği üzerinde durulmuştur.[3] Bazıları da: “Cenâb-ı Hakk’ın mahlukatına yemin etmesinin sebebi, onun, söylenilen söze bir delil teşkil etmesidir ki, bu da, nazarları yer ve gökte cereyan eden şeylere çekmek ve onları, Allâh'ın kâinattaki san’atının inceliklerine yönlendirmek şeklinde olur.” demişlerdir.[4] Kur'ân-ı Kerim’de, Hz. Peygamberin de hayatına yemin edildiğini görmekteyiz: لَعَمْرُكَ إِنَّهُمْ لَفِي سَكْرَتِهِمْ يَعْمَهُونَ “(Resûlüm!) “Hayatın hakkı için onlar, kendilerini öylesine kaybetmişlerdi ki sarhoşlukları içinde sürünüp gitmekte idiler.”(Hicr 15/72). Burada onun hayatına yeminin edilmesi, onun yüce makamına ve üstünlüğüne bir işarettir ki, böyle bir yemin, ondan başka hiç kimsenin hayatı adına yapılmamıştır. Şüphesiz ki onun hayatı, İlâhî nimetlerin en büyüğüdür.[5] Ve bu yeminle Allah, insanlara Resûlullâh'ın kendi yanındaki yeri ve değerini bildirmek istemiştir.[6] Hz.Peygamberin kendi hayatına yemin edilmesinin yanında, bir de beldesine yemin edilmiştir ki: لاَ أُقْسِمُ بِهَذَا الْبَلَدِ (1) وَأَنْتَ حِلٌّ بِهَذَا الْبَلَدِ “Bu şanlı belde hakkı için, Senin bu beldeye girişin hakkı için.” (Beled 89/1-2). Burada da Hz.Peygamberin (s.a.v) faziletinin büyüklüğünü gösterme ve bir yerin şerefinin, o yerde bulunanların şerefi ile ilgili olduğunu bildirme mânâsı vardır.[7] Aynı zamanda şu âyetlerde de, Resûlullâh'ın son derece ta’zim, takdir ve yüceltildiğini görmemiz mümkündür: وَالضُّحَى (1) وَاللَّيْلِ إِذَا سَجَى (2) مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَمَا قَلَى (3) وَلَلْآخِرَةُ خَيْرٌ لَكَ مِنَ اْلأُولَى (4) وَلَسَوْفَ يُعْطِيكَ رَبُّكَ فَتَرْضَى “Güneşin yükselip en parlak halini aldığı kuşluk vaktine. Sükûnete erdiği dem geceye yemin olsun ki: Ey Resûlüm, Rabb’in seni terketmedi, sana darılmadı da. Elbette senin için her zaman, işin sonu, başından daha hayırlıdır. Elbette Rabb’in sana ileride öyle ihsan edecek, ta ki sen de Ondan ve verdiğinden razı olacaksın.”(Duhâ 93/1-5), وَالنَّجْمِ إِذَا هَوَى مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوَىوَمَا يَنْطِقُ عَنْ الْهَوَىإِنْ هُـوَ إِلَّا وَحْيٌ يُوحَى “İnmekde olan yıldıza andolsun ki, arkadaşınız Muhammed şaşırmadı, azıtmadı da. O, kendi arzusuna göre söylemiyor. O Kur'ân, ancak vahyolunan bir vahiydir.”(Necm 53/1-4), يس (1) وَالْقُرْآنِ الْحَكِيمِ (2) إِنَّكَ لَمِنْ الْمُرْسَلِينَ (3) عَلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ “Yâ sîn, Hikmetli Kur’an’a andolsun: Sen elbette gönderilen resûllerdensin, Dosdoğru yol üzerindesin.”(Yâsîn 36/1-4), ن وَالْقَلَمِ وَمَا يَسْطُرُونَ (1) مَا أَنْتَ بِنِعْمَةِ رَبِّكَ بِمَجْنُونٍ (2) وَإِنَّ لَكَ لأَجْرًا غَيْرَ مَمْنُونٍ (3) و َإِنَّكَ لَعَلى خُلُقٍ عَظِيمٍ “Nûn. Kalem ve ehl-i kalemin satırlara dizdikleri ve dizecekleri şeyler hakkı için. Rabb’inin lütfuyla, deli değilsin. Hem kesilmez hiç senin ecrin, mükâfatın! Ve Sen pek yüksek bir ahlâk üzerindesin! [33,21] (Kalem 68/1-4). [1] Zerkeşî, a.g.e, 3/42; Suyûtî, İtkân, 2/1050. [2] İbn Kayyım el-Cevziyye, Şemsüddin Ebû Abdillah, et-Tıbyân fî Ulûmi’l-Kur’ân, s. 6; Mennâu’l-Kattân, a.g.e, s. 292. [3] Bekir İsmâil, Dirâsât fî Ulûmi’l-Kur’ân, s. 366. [4] Şehhâte, Abdullah Mahmûd, Ulûmu’l-Kur’ân, s. 185. [5] İbn Kayyım el-Cevziyye, a.g.e, s. 269; Suyûtî, İtkân, 2/1050; Hattâb b. Dıhye, a.g.e, s. 41-42; Bekir İsmâil, a.g.e, s. 365. [6] Zerkeşî, a.g.e, 3/42; Şehhâte, a.g.e, s. 184. [7] Zuhaylî, a.g.e, 30/245; İbrâhim Molla, Halil, Mie Hasle Min Hısâli’r-Resûl, s. 31. |
||
İslami Okul Okulların En Önemlisi
