Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Islam Tarihi - 23. Sayfa

enâb-ı Hakk Tarafından Savunulması

Daha önce gönderilen peygamberler, kavimleri tarafından bazı ithamlarla karşı karşıya kalmışlardır. Meselâ Hz. Nûh, kavmi tarafından dalâletle itham edilmiş:

 قَالَ الْمَلَأُ مِنْ قَوْمِهِ إِنَّا لَنَرَاكَ فِي ضَلَالٍ مُبِينٍَ “Halkının söz sahibi yetkilileri: “Biz Seni besbelli bir sapıklık içinde görüyoruz” dediler.” (A’râf 7/60), o ise kendisinin dalâlette olmadığını, ancak âlemlerin Rabb’i tarafından gönderilen bir resûl olup, onlara nasîhat ve İlâhî rîsâleti tebliğ etmek için vazifelendirildiğini söylemiştir:

 قَالَ يَاقَوْمِ لَيْسَ بِي ضَلاَلَةٌ وَلَكِنِّي رَسُولٌ مِنْ رَبِّ الْعَالَمِين “Ey kavmim!” dedi, bende hiçbir dalalet yok, fakat ben Rabbulâlemin tarafından size bir elçiyim.” (A’râf 7/60).

Hz.Hûd’un kavmi, onun sefih ve yalancı olduğunu ileri sürmüşler; o da kendisinin sefih olmadığını söylemiştir:

قَالَ الْمَلَأُ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ قَوْمِهِ إِنَّا لَنَرَاكَ فِي سَفَاهَةٍ وَإِنَّا لَنَظُنُّكَ مِنْ الْكَاذِبِينَ قَالَ يَاقَوْمِ لَيْسَ بِي سَفَاهَةٌ وَلَكِنِّي رَسُولٌ مِنْ رَبِّ الْعَالَمِينَ

“Kavminin kâfir yetkilileri: “Biz seni bir çılgınlık, bir beyinsizlik içinde bocalar görüyoruz ve senin yalancılardan biri olduğunu düşünüyoruz.” “Ey halkım! dedi, bende çılgınlık, beyinsizlik yok, fakat ben sadece Rabbulâlemin tarafından size bir elçiyim.” (A’râf 7/66-67).

Firavn, Hz.Mûsâ’yı sihirbazlıkla suçlamış, buna karşılık olarak Hz.Mûsâ da Firavn’un helâk olacağını söylemekle cevap vermiştir:

وَلَقَدْ آتَيْنَا مُوسَى تِسْعَ آيَاتٍ بَيِّنَاتٍ فَاسْألْ بَنِي إِسْرَائِيلَ إِذْ جَاءَهُمْ فَقَالَ لَهُ فِرْعَوْنُ إِنِّي لأَظُنُّكَ يَامُوسَى مَسْحُورًا (101) قَالَ لَقَدْ عَلِمْتَ مَا أَنزَلَ هَؤُلاَء إِلاَّ رَبُّ السَّمَاوَاتِ وَاْلأَرْضِ بَصَائِرَ وَإِنِّي لأَظُنُّكَ يَافِرْعَوْنُ مَثْبُورًا

“Musa’ya, açık açık dokuz mûcize, açık belge verdik. İşte İsrailoğullarına sor: Musa kendilerine geldiğinde Firavun ona: “Bana bak Musa!” dedi, “ben senin büyülendiğini zannediyorum.” Musa da şöyle cevap verdi: “Pek iyi bilirsin ki bu ayetleri, birer belge olmak üzere, indiren göklerin ve yerin Rabb’inden başkası değildir. Ey Firavun, ben de senin mahvolduğunu zannediyorum.” (İsrâ 17/101-102). Bütün bu ithamlarda dikkatimizi çeken şey, yapılan ithama, o peygamberin bizzat kendisinin cevap vererek, savunmasını kendisinin yapmasıdır.

Hz.Muhammed (s.a.v) de kavmi tarafından birtakım ithamlara maruz kalmış, ancak bütün bu ithamlar karşısında, onu bizzat Cenâb-ı Hakk’ın kendisi savunmuş ve onlara cevaplar vermiştir. Meselâ Resûlullâh'a kâhin, mecnûn, şâir dediklerinde, onlara Yüce Allah cevap verdiğini ve elçisini savunduğuru görürüz: وَمَا صَاحِبُكُمْ بِمَجْنُونٍ “Şunu da bilin ki, içinizden biri olan bu arkadaşınız deli değildir.” (Tekvîr 81/22),

فَلاَ أُقْسِمُ بِمَا تُبْصِرُونَ (38) وَمَا لاَتُبْصِرُونَ (39) إِنَّهُ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَرِيمٍ (40) وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَاعِرٍ قَلِيلاً مَا تُؤْمِنُونَ (41) وَلاَ بِقَوْلِ كَاهِنٍ قَلِيلاً مَا تَذَكَّرُونَ (42) تَنزِيلٌ مِنْ رَبِّ الْعَالَمِينَ

“Yok, yok! gördüğünüz ve göremediğiniz âlemlere yemin olsun ki! Bu Kur’an, pek kerim bir Resûlün sözüdür. O, bir şairin sözü değildir, inanmanız ne de az sizin! O bir kâhinin sözü de değil! Ne de az düşünü-yorsunuz! O, Rabbülaleminden indirilen bir derstir.”(Hâkka 69/38-43),

 فَذَكِّرْ فَمَا أَنْتَ بِنِعْمَةِ رَبِّكَ بِكَاهِنٍ وَلاَ مَجْنُونٍ “Ey Resûlüm, sen irşad ve nasihatına devam et. Sen Rabb’inin ihsanı sayesinde kâfirlerin iddia ettikleri gibi kâhin de değilsin, deli de değilsin.” (Tûr 52/29), وَمَا عَلَّمْنَاهُ الشِّعْرَ وَمَا يَنْبَغِي لَهُ إِنْ هُوَ إِلاَّ ذِكْرٌ وَقُرْآنٌ مُبِينٌ “Biz Resûl’e Kur’an öğrettik, şiir öğretmedik, o zaten ona yaraşmaz. O sırf bir irşâd ve parlak bir Kur’an’dır.” (Yâsîn 36/69).