Islam Tarihi - 24. Sayfa
|
|
||
| eheccüd Namazının Ona Has Olması | ||
|
Resûlullah'a has olan hususlardan biri de, Teheccüd namazıdır. “Teheccüd”, kelime anlamı itibariyle uyanmak, uykuyu terketmek demektir.[1] Geceleyin bir miktar uyku uyuduktan sonra kalkılp kılındığı için böyle isimlendirilmiştir. Hz. Peygamber (s.a.v) beş vakit namaza ilave olarak bir de bu namazı kılardı. Ve bu namaz ümmete değil, sadece Resûlullah'a farzdır. Bu namzla ilgili olarak Kur'ân-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır: وَمِنْ اللَّيْلِ فَتَهَجَّدْ بِهِ نَافِلَةً لَكَ عَسَى أَنْ يَبْعَثَكَ رَبُّكَ مَقَامًا مَحْمُودًا “Sana mahsus bir namaz olmak üzere gecenin bir kısmında kalkıp Kur’an oku, teheccüd namazı kıl. Böylece Rabbinin seni Makam-ı Mahmûda eriştireceğini umabilirsin.” (İsrâ 17/79). Âyetten de açıkça anlaşıldığı üzere Cenab-ı Hakk elçisine, ona has bir namaz olarak “teheccüd”ü kılmasını emretmiştir. Âyette geçenنَافِلَةً لَكَ ifadesi, asıl olana ilave edilen, onun üzerinde fazla olan, farz olana eklenen şey[2] anlamına gelmektedir. Teheccüd namazının Hz.Peygambere farz olup-olmamasıyla ilgili iki farklı görüş vardır. Bazı âlimler bu namazın başlangıçta Resûlullah'a farz olduğunu, ancak daha sonra farziyyetinin kaldırılarak, bir nâfile olarak kaldığını söylemektedirler. Diğer bir kısım âlimler de bu farziyyetin onun hayatı boyu devam ettiğini söylemişlerdir. Bunlara göre âyetteki: نَافِلَةً لَكَ “sırf senin için nâfile olarak” ifadesinin anlamı: “O namaz, diğer beş vakit namaza ilave olarak sadece sana farz kılındı. Binâenaleyh sen, bu namaz ile, ümmetine temayüz ettin” şeklinde olur. Bu görüşü şu şekilde desteklemek de mümkündür: Âyetteki وَمِنْ اللَّيْلِ فَتَهَجَّدْ بِهِ “gecenin bir kısmında kalkıp teheccüd namazı kıl.” ifadesi kipiyle gelmiştir. Bu da farziyyeti ifade eder. Dolayısıyla bu namazın Hz. Peygambere (s.a.v) farz olması gerekir.[3] Âyette bu ibadetin Resûlullah'a farziyyeti bildirilirken نَافِلَةً لَكَ ifadesinin kullanılmasındaki incelikle ilgili olarak, şu güzel nükte de kayda değer: Cenab-ı Hakk, Resûlullah'ın geçmiş-gelecek bütün günahlarını bağışlamıştır. Binaenaleyh onun, farzların dışında yaptığı her ibadetinin, günahlarının affedilmesinde herhangi bir etkisi yoktur. Onun ibadetlerinin etkisi, derecelerinin artmasında ve mükafaatının çoğalmasındadır. Dolayısıyla Hz. Peygamber (s.a.v)’in bu ibadetlerinden maksadı, fazla mükafaat almadır. İşte bundan dolayı, onun fazladan yaptığı ibadetlere “nâfile” denilmiştir. Ancak ümmeti böyle değildir. Zira onların affedilmesi gereken günahları vardır. Bu günahların affedilmesi için, böyle nâfile ibadetler yapmaya muhtaçtırlar.[4] İster nâfile, ister farz olsun, Resûlullah bu ibadeti yapmış, ümmeti de bir sünnet olarak bu ibadete devam etmişlerdir. |
||
İslami Okul Okulların En Önemlisi
