Islam Tarihi - 3. Sayfa
3-
FİL VAK'ASI (Ebrehe'nin Kâbe'ye Saldırması) (571 M.)
Habeşistan Kırallığı'nın Yemen Vâlisi Ebrehe, Hristiyanlığı Arabistan'da yaymak
ve Arapları Kâbe ziyâretinden vazgeçirmek için, San'a'da muhteşem bir kilise
yaptırmıştı. Fakat, Araplardan bu kiliseye ilgi gösteren olmadı. Üstelik, Kinâne
Kabîlesi'nden bir Arap, bir gece gizlice kilise içine pisledi. Ebrehe bunu
bahâne ederek büyük bir ordu ile Kâbe'yi yıkmak üzere Mekke üzerine yürüdü.
Arapların bu orduya karşı koyabilecek güçleri yoktu. Mekkeliler şehri boşaltarak
etraftaki dağlara çekildiler.
Ebrehe, Mekke
yakınlarında karargâhını kurdu. Kureyş Kabîlesinin reisi olan Abdülmuttalib'e
elçi göndererek, kan dökmek üzere değil, sâdece Kâbe'yi yıkmak için geldiğini
bildirdi. Bu esnâda Ebrehe'nin öncü kuvvetleri Mekkelilerin sürülerini
yağmalayıp ordugâha götürmüşlerdi. Bunlar arasında Abdülmuttalib'in de yüz
devesi vardı. Abdülmuttalib, Ebrehe'ye giderek yağmalanan sürülerin geri
verilmesini istedi. Ebrehe:
-"Ben, Kâbe'yi
yıkmamam için ricâya geldiğini sanmıştım. Görüyorum ki sen, develerinin
derdindesin, bunu sana yakıştıramadım..." deyince, Abdülmuttalib büyük bir
vakarla:
-" Ben, develerin
sâhibiyim, onları istiyorum. Kâbe'nin de sâhibi var. O'nu sâhibi koruyacaktır"
diye cevap vermişti. Bu cevap karşısında Ebrehe, Abdülmuttalib'in develerini ve
Mekkelilerin yağmalanan bütün mallarını geri verdi.
Kur'an-ı Kerîm'de
de açıklandığı üzere, Ebrehe amacına ulaşamadı. Kâbe'yi yıkmak üzere hücûma
geçileceği sırada, Ebrehe'nin her seferinde berâberinde bulundurduğu Mamut adlı
büyük fil ile diğer filler her türlü çabaya rağmen, diz çöküp oldukları yerde
kaldılar; Kâbe cihetine yürümediler. Bu esnâda gök yüzünde beliren sürü sürü
kuşlar, ağızlarında ve pençelerinde taşıdıkları küçük taşları Kâbe'ye hücûma
hazırlanan askerlerin üzerine bıraktılar. Ebrehe'nin büyük ordusu bir anda
perişan oldu.(17) Büyük bir kısmı orada telef oldu. Kaçıp kurtulabilen
askerlerin bir kısmı ile Ebrehe San'a'ya döndü ise de, yakalandığı hastalıktan
kurtulamayarak çok geçmeden öldü.
Ordu'nun önünde
yürüyen filler sebebiyle, tarihte bu hâdiseye "Fil Vak'ası", bu olayın meydana
geldiği seneye de "Fil Yılı" denilmiştir.
(17)
"Kâbe'yi yıkmağa gelen fil sâhiplerine, Rabbinin ne ettiğini görmedin mi?
Onların kötü plânlarını (hile ve düzenlerini) boşa çıkarmadı mı? Onların üzerine
sert taşlar atan sürü sürü kuşlar gönderdi. Sonunda onları yenilmiş ekin yaprağı
gibi yapıverdi". (Fil Sûresi, 1-5)
Rasûlllah (s.a.s.) Efendimiz, Fil Vak'ası'ndan 52 gün kadar sonra dünyaya
geldiği için bu olayı görmemişti. Fakat bu Sûre indiği esnâda bu olay o kadar
iyi biliniyordu ki, hayatta olanlardan, olayı görmemiş olanlar da sanki görenler
kadar olaydan haberdardı. Bu sebeple Hz. Muhammed (s.a.s.) olay sırasında henüz
dünyaya gelmemiş olduğu halde "görmedin mi?" buyrulmaktadır. Burada görmek ,
"bilmek ve duymak" anlamında kullanılmıştır.
İslami Okul Okulların En Önemlisi