Islam Tarihi - 2. Sayfa
II- NEBÎLİK VE RASÛLLUK
Şüpheziz, seni biz, şâhit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik".
(Fetih Sûresi, 8)
İlk
vahiy'den sonra, kısa bir süre vahyin arkası kesildi.(57) Bir gün Hz. Peygamber
(s.a.s.) Hira'dan dönerken, bir ses işitti. Başını kaldırıp semâya bakınca,
kendisine daha önce Hira'daki mağarada gelen meleği gördü. Korku ve heyecân
içinde evine döndü.
"Hemen beni örtünüz, beni örtünüz." dedi. Bu esnada Cebrâil, el-Müddessir
Sûresinin ilk âyetlerini getirdi.
"Ey
örtüsüne bürünen (peygamber). Kalk, (insanları) azâb ile korkut. Rabb'ının adını
yücelt (Namaz'da tekbir getir.) Elbiseni temiz tut. Kötü şeyleri terket."
(el-Müddessir Sûresi, 1-5).
İlk
vahiy ile Hz. Muhammed (s.a.s.) "Nebî" olmuş, henüz başkalarına "Hak Dini"
tebliğ ile görevlendirilmemişti. Bu ikinci vahiy ile "Risâlet" verildi. Hak Dini
tebliğ ile görevlendirildi. Ancak açık dâvet emredilmedi.
1-
İSLÂMDA İLK İBÂDET
İslâmda Allah'a imândan sonra ilk farz kılınan ibâdet, namazdır. İkinci vahiy
ile el-Müddessir Sûresinin ilk âyetlerinin indirilmesinden sonra, Mekke'nin üst
yanında bir vâdide, Cibril (a.s.), Rasûlullah (s.a.s.)'e gösterip öğretmek için
abdest almış, peşinden Cibril'den gördüğü şekilde Rasûlullah (s.a.s.) de abdest
almıştır.
Sonra
Cibril (a.s.) Hz. Peygamber (s.a.s.)'e namaz kıldırmış ve namaz kılmayı
öğretmiştir.(58)
Eve
dönünce Rasûlullah (s.a.s.) abdest almayı ve namaz kılmayı eşi Hz. Hatice'ye
öğretmiş, o da abdest almış ve ikisi birlikte cemâatle namaz kılmışlardır.
2- İLK
MÜSLÜMANLAR
"İyilik işlemekte önde olanlar, karşılıklarını almakta da önde olanlardır."
(Vâkıa Sûresi, 10)
Hz.
Peygamber (s.a.s.)'e ilk imân eden ve O'nunla birlikte ilk defa namaz kılan
kişi, eşi Hz. Hatice oldu. Daha sonra evlâtlığı Hârise oğlu Zeyd.(59) ve
amcasının oğlu Hz. Ali Müslüman oldular.
a )
Hz. Ali'nin İslâm'ı Kabûl Etmesi
Ebû Tâlib, Hz. Muhammed (s.a.s.)'i, 8 yaşından 25 yaşına kadar evinde
barındırmış O'nu öz çocuklarından daha çok sevmişti. Evliliğinden sonra Hz.
Muhammed (s.a.s.), eşi Hz. Hatice'nin evine geçmiş ve maddî bakımdan refâha
kavuşmuştu. (60) Ebû Tâlib'in âilesi ise pek kalabalıktı. Peygamberimiz (s.a.s.)
amcasının sıkıntısının biraz azalması için 5 yaşından itibâren Ali'yi yanına
almıştı. Bu yüzden Ali, Hz. Peygamber (s.a.s)'in yanında kalıyordu.(61)
Hz.
Ali, Peygamberimiz (s.a.s.) ile Hz. Hatice'yi namaz kılarken görünce, bunun ne
olduğunu sordu. Peygamber Efendimiz, O'na Müslümanlığı anlattı. O da
Müslümanlığı kabûl etti. Bu esnâda Hz. Ali henüz on yaşlarında bir çocuktu.
b) Hz.
Ebû Bekir'in Müslüman Olması
Hz. Muhammed (s.a.s.)'in yakın ve en samîmi dostu olan Ebû Kuhâfe oğlu Ebû
Bekir, Kureyş kabîlesi'nin Teymoğulları kolundandır. Baba ve anne tarafından
soyu, Hz. Peygamber (s.a.s.)'in soyu ile Mürre'de birleşir.
Hz.
Ebû Bekir'in Mekke'de Kureyş arasında büyük bir itibârı vardı. Zengin ve dürüst
bir tüccârdı. Aralarındaki güven ve samîmiyet sebebiyle, Peygamberimiz (s.a.s.)
âilesi dışındakilerden ilk olarak Hz. Ebû Bekir'i İslâm'a dâvet etti. Hz. Ebû
Bekir bu dâveti tereddütsüz kabûl etti. Esâsen, câhiliyet devrinde bile putlara
hiç tapmamış, ağzına bir yudum içki koymamıştı. Hz. Ebû Bekir'in Müslüman
olmasıyla, Peygamberimiz (s.a.s.) büyük bir desteğe kavuştu. Onun gayret ve
delâletiyle, Mekke'nin önemli şahsiyetlerinden Affân oğlu Osmân, Avf oğlu
Abdurrahman, Ebû Vakkas oğlu Sa'd, Avvâm oğlu Zübeyr, Ubeydullah oğlu Talha da
Müslümanlığı kabûl ettiler. Hz. Hatice'den sonra Müslüman olan bu 8 zata "İlk
Müslümanlar" (Sabıkûn-i İslâm) denilir.
(57) İlk
vahiy ile ikinci vahiy arasında geçen "fetret-i vahy" süresinin ne kadar devâm
ettiğine dâir rivâyetler 15 gün ile 3 yıl arasında değişmektedir. (Bkz. Tecrid
Tercemesi, 1/11. Hadis No: 4'ün açıklaması) Olayların seyrine göre, 1-2 aydan
daha çok olmaması gerekir. 2-3 yıl gibi uzun süre olduğunu söyleyenler, "gizli
dâvet" süresi ile "fetret-i vahy"i ayıramamış olmalıdırlar.
(58) İbn Hişâm, 1/260-261; Tecrid Tercemesi, 2/231,
(Hadis No: 227'nin açıklaması); Tâhir Olgun, İbâdet Târihi, 28, İstanbul, 1946
(59) Zeyd, Kudâa kabilesindendi. Küçük yaşta esir
edilmiş, köle olarak satılmıştı. Hz. Hatice, evliliklerinden sonra O'nu Hz.
Muhammed (s.a.s.)'e hediye etti. Babası Hârise, oğlunu araya araya nihâyet Hz.
Peygamber (s.a.s.)'in yanında buldu. Hz. Peygamber (s.a.s.) kendisini âzâd
ederek babası ile gitmesine izin verdi. Fakat Zeyd, babası ile gitmedi; "babam
da sensin, annem de..." diyerek, Hz. Muhammed (s.a.s.)'den ayrılmadı. Hz.
Muhammed (s.a.s.)'de onu evlâd edindi. (İbn Hişâm, 1/265), Kur'an-ı Kerîm'de
açık olarak adı geçen sahâbî, yalnızca Zeyd'dir. (el-Ahzâb Sûresi, 37)
Peygamberimiz (s.a.s.) onu Ümmü Eymen ile evlendirmiş, bu evlilikten meşhûr
komutan "Üsâme" doğmuştur. Zeyd, Hicretin 8'inci yılında Mûte Savaşında şehid
olmuştur. (Geniş bilgi için bkz. Tecrid Ter. 4/538 - 540, Hadis No: 644)
(60) Bkz. ed-Duhâ Sûresi, 8
(61) Abbas da aynı maksatla Câfer'i yanına almıştı.
(Bkz. İbn Hişâm, 1/263)
İslami Okul Okulların En Önemlisi