Islam Tarihi - 5. Sayfa
3- HABEŞİSTAN'A HİCRET
"Zulme
uğradıktan sonra, Allah yolunda hicret edenleri, and olsun ki, dünyada güzel bir
yerde yerleştiririz. Âhiret ecri ise daha büyüktür."
(en-Nahl Sûresi, 41)
a)
Habeşistan'a İlk Hicret Edenler (615 M.)
Müşriklerin ezâları dayanılmaz bir hal almıştı. Müslümanlar serbestçe ibâdet
edemiyorlardı. Bu sebeple Rasûlullah (s.a.s.) Müslümanların Habeşistan'a hicret
etmelerine izin verdi.
Müslümanlar Habeşistan'a iki defa hicret ettiler. İlk defa 12'si erkek, 4'ü
kadın 16 kişi Mekke Devri'nin (Peygamberliğin) 5'inci yılında (615 M.) Recep
ayında Mekke'den gizlice ayrılarak Kızıldeniz kıyısında birleştiler. Başlarında
bir reisleri yoktu. Buradan kiraladıkları bir gemi ile Habeşistan'a geçtiler.
İçlerinde, Hz. Osman, eşi Rukiyye, Zübeyr b. Avvâm, Abdurrahman b. Avf ve
Abdulllah b. Mes'ûd gibi muhterem zâtlar da vardı.(79)
b)
İkinci Habeşistan Hicreti (616 M.)
İlk hicret edenler Habeşistan'da iken inen "en-Necm Sûresi"ni Hz. Peygamber
(s.a.s.) Hârem-i Şerifte müşriklere okudu. Bitince, sûrenin sonunda "secde
âyeti" bulunduğu için, Allah'a secde etti. Bu sûrenin 19 ve 20'inci âyetlerinde
müşriklerin putlarından "Lât, Uzza ve Menât'ın" isimleri de geçtiğinden
müşrikler de Hz. Peygamber (s.a.s.)'le birlikte putları için secde etmişlerdi.
Bu olay, "Mekkeliler toptan Müslüman oldu" diye bir şâyianın çıkmasına sebep
olmuş, bu asılsız şâyia tâ Habeşistan'da duyulmuş, bu yüzden hicret eden
Müslümanlar da, Habeşistan'da üç ay kaldıktan sonra dönmüşlerdi.(80)
Müslümanlar, Habeşistan'dan döndüklerine pişman oldular. Çünkü müşrikler zulüm
ve işkencelerini daha da artırmışlardı. Bu sebeple Müslümanlar, Mekke Devri'nin
7'inci yılında (616 M.) 77'si erkek, 13'ü kadın olmak üzere 90 kişi 2'inci defa
Habeşistan'a hicret ettiler. Bu ikinci hicrette kafile başkanı Hz. Ali'nin
ağabeyi Câfer Tayyar'dı.(81)
c)
Kureyş Elçileri İle Câfer Arasında Geçen Münâzara
Müslümanların Habeşistan'a hicreti, müşrikleri endişelendirdi. Müslümanlığın
etrâfa yayılmasından korktular. Hicret eden Müslümanların kendilerine teslim
edilmesi için Habeşistan Necâşi'si (82) Ashame'ye kıymetli hediyelerle Amr b. Âs
ile Abdullah b. Ebî Rabia'yı elçi olarak gönderdiler.(83) Necâşi Müslümanlarla
Kureyş elçilerini huzurunda karşılaştırdı. Müslümanlara:
-"Kureyşliler elçi göndermişler, sizi geri istiyorlar, ne dersiniz" diye sordu.
Müslümanların reisi Câfer ayağa kalkarak:
-"Ey
hükümdar, sorunuz onlara, biz onların kölesi miyiz?"
Kureyş delegeleri adına Âs oğlu Amr (Amr b.Âs) cevâp veriyordu:
-Hayır, hepsi hürdür.
-Onlara borcumuz mu var?
-Hayır, hiç birinde alacağımız yok.
-Kısas edilmemiz için, onlardan öldürdüğümüz kimse var mı?
-Öyle
bir isteğimiz yok.
-O
halde bizden ne istiyorlar?
Amr
cevap verdi:
-"Bunlar atalarımızın dininden çıktılar, ilâhlarımıza hakaret ettiler, gençlerin
inançlarını bozdular, aramıza ayrılık soktular."
Bu
iddialara karşı Câfer:
-"Ey
hükümdar, biz câhil bir kavimdik. Taştan, ağaçtan yaptığımız putlara tapıyorduk.
Kız çocuklarımızı diri diri taprağa gömüyor, ölmüş hayvanların leşlerini
yiyorduk. İçki, kumar, fuhuş ve hertürlü ahlâksızlığı yapıyorduk. Hak hukuk
tanımıyorduk. Kuvvetliler zayıfları eziyor, zenginler fakirlerin sırtından
geçiniyordu.
Cenâb-ı Hakk bizim hidâyetimizi diledi. İçimizden soyu-sopu, asâleti, ahlâk,
fazilet ve dürüstlüğü hakkında kimsenin kötü söz edemeyeceği bir Peygamber
gönderdi. O bizi puta tapma zilletinden kurtardı. Tek, Allah'ı tanıttı. Yalnız
O'na kulluğa çağırdı. Bütün ahlâksızlıklardan uzaklaştırdı. Doğru söylemeği,
emâneti gözetmeyi, akrabalık haklarına riâyeti, komşularla hoş geçinmeyi
öğretti. Yalan söylemeği, yetim malı yemeği, haksızlık etmeği yasakladı.
Biz
O'na inandık. O'nun gösterdiği Hak Dini kabûl ettik. Bu yüzden kavmimizin
hakaret ve işkencelerine uğradık. Fakat dinimizden dönmedik. Dayanamaz hâle
gelince onlardan kaçıp, sizin himâyenize sığındık..." dedi. Kur'ân-ı Kerim'den
âyetler okuyarak herkesi heyacâna getirip ağlattı.(84) Hz. İsâ ve Meryem'le
ilgili olarak:
"Meryem çocuğu alıp kavmine getirdi. Onlar: Meryem, utanılacak bir şey yaptın.
Ey Harûn'un kızkardeşi, baban kötü bir kimse değildi, annen de iffetsiz
değildi... dediler. Meryem çocuğu gösterdi: Biz beşikteki çocukla nasıl
konuşabiliriz... dediler. Çocuk: Ben şüphesiz Allah'ın kuluyum, bana kitap verdi
ve beni Peygamber yaptı. Nerede olursam olayım, beni mübârek kıldı. Yaşadığım
müddetçe namaz kılmamı, zekât vermemi ve anneme iyi davranmamı emretti, beni
bedbaht bir zorba kılmadı. Doğduğum günde, öleceğim günde ve dirileceğim günde
bana selâm olsun.. dedi".
İşte
hakkında şüpheye düştükleri Meryem oğlu İsâ gerçek söze göre budur." (Meryem
Sûresi, 27, 34)
Bu
âyetleri dinleyen Habeş hükümdarı:
-"Allah'a yemin ederim ki, bu sözler Hz. İsây'a gelen sözlerle aynı kaynaktan,"
dedi ve Kureyş elçilerinin teklifini reddetti.(85)
Ertesi gün, Amr Necâşi'nin huzuruna çıkarak:
-"Onlar Hz. İsâ hakkında yakışıksız sözler söylüyorlar", diyerek hükümdarı
tahrik etmek istedi. Çünkü Habeş Necâşisi Ashame Hırıstiyandı.
Bu
idiaya karşı Câfer:
-"Biz, Hz. İsâ hakkında Cenâb-ı Hak Kur'ân'da ne bildirmişse ancak onu söyleriz"
dedi ve sonra şu anlamdaki âyeti okudu.
"Meryem oğlu İsâ Mesih, Allah'ın Peygamberi, Meryem'e ulaştırdığı kelimesidir.
O, Allah tarafından bir rûhdur..." (en-Nisâ Sûresi, 171)
Bunun
üzerine Necâşi yerden bir çöp alıp göstererek:
"-Hz.
İsâ'nın dedikleri ile sizin söyledikleriniz arasında şu çöp kadar bile fark yok.
Sizi ve Peygamberinizi tebrik ederim. Şehâdet ederim ki, O zât, hak
Peygamberdir. O'nu Hz İsâ müjdelemişti..." dedi. Sonra, Kureyş elçilerine:
"-Peygamberlerini yalanlayan kavmin hediyesi bana lâzım değil," diyerek
getirdikleri hediyeleri geri verdi.(86)
Habeşistan'da Müslümanlar güven içinde kaldılar. Bunlardan bir kısmı,
Müslümanlar Medine'ye hicret edince Medine'ye gittiler (622 M.). Bir kısmı
Hudeybiye barışına kadar orada kaldılar. (628 M.) Câfer'in başkanlığında son 16
kişilik kafile ise Hayber'in fethi esnâsında Medine'ye döndü. (628 M.)
(79) İbn
Hişâm, 2/344-353; İbnü'l-Esir, a.g.e., 2/76-77; Zâdü'l-Meâd, 2/117
(80) İbnü'l-Esîr, a.g.e., 2/77; İbn Hişâm, 2/3;
Zâdü'l-Meâd, 2/118
(81) İbnü'l-Esîr, a.g.e, 2/78.
(82) "Necâşi", Habeş hükümdârlarının ünvanıdır.
(83) İbn Hişâm, 1/356-357; İbnü'l-Esîr, 2/79;
Zâdü'l-Meâd, 2/121
(84) İbn Hişâm, 1/359-360; İbnü'l-Esîr, a.g.e.,
2/79-81; Târih-i Din-i İslâm, 2/216-218
(85) İbn Hişâm, 1/360; Târih-i Din-i İslâm, 2/221
(86) İbn Hişâm, 1/361-362;
İbnü'l-Esîr, 2/81
İslami Okul Okulların En Önemlisi