Islam Tarihi - 2. Sayfa
5- MÜŞRİKLERİN BOYKOT İLÂNI
a) Müslümanların
Muhâsaraya Alınması (616 M.)
Mekke
müşrikleri, İslâm nûrunun sönmesi için , ellerinden gelen her şeyi yaptılar.
Alay, hakaret ve işkencenin her çeşidini denediler. Bütün bunlar İslâm'ın
yayılmasına, Müslümanların sayılarının günden güne artmasına engel olamıyordu.
Mekke Devri'nin
7'nci yılı (616 M.) Muharrem ayında Kureyş ileri gelenlerinden 40 kişi Ebû
Cehil'in başkanlığında toplandılar. Hâşim oğullarıyla alış-veriş yapmamağa, kız
alıp-vermemeğe, görüşüp buluşmamağa, ekonomik ve sosyal her türlü ilişkiyi
kesmeğe karar verdiler. Bu kararı bir ahidnâme şeklinde yazıp mühürlediler ve
bir beze sararak Kâbe'nin içine astılar. Böylece Müslümanları canlarından
bezdirip Hz. Peygamberin kendilerine teslim edileceğini umdular. Karara aykırı
hiç bir şey yapmayacaklarına dâir yemin ederek karar hükümlerini müsâmahasız
uygulamağa başladılar.(91)
Bu karardan sonra,
şurada-burada dağınık halde olan bütün Müslümanlar Ebû Tâlib mahallesi'nde
Hâşimî'lerle birleştiler. Ebû Leheb, Hâşimî'lerden olduğu halde, müşriklerle
beraber oldu ve mahalleden çıktı. Ebû Tâlib, Müslüman olmadığı halde,
Müslümanların başına geçti. Hz. Peygamber de üç yıldan beri ikamet etmekte
olduğu Erkâm'ın evinden, Ebû Tâlib Mahallesine taşındı. Müslümanlar burada üç
yıl (616-619 M.) abluka altında kaldılar.
b) Acıklı Günler
Müslümanlar
abluka altında kaldıkları bu üç yıl içinde çok sıkıntı çektiler. Yeteri kadar
erzâk temin edemedikleri için, açlıktan ağaç yapraklarını yediler. Bazı küçük
çocuklar, gıdasızlıktan öldü. Ebû Cehil gece-gündüz Ebû Tâlib Mahallesi'ne girip
çıkanları kontrol ediyor, mahalleye gizlice yiyecek maddesi sokulmasına imkân
vermiyordu. Hamza ve Ömer gibi cesûr olanların dışında kimse çarşıya çıkıp
alış-veriş yapamıyordu. Sa'd İbn Ebî Vakkas, bir defa bulduğu bir deri parçasını
ıslatmış, ateşte kavurarak yemişti. Kadınların ve çocukların açlıktan feryatları
mahalle dışından duyuluyordu. Müslümanlar yıllık yiyecek ve diğer ihtiyâçlarını
ancak "eşhür-i hurum" denilen kan dökülmesi yasak dört ayda (Zilkade, Zilhicce,
Muharrem ve Recep) temin etmeğe çalışıyorlardı. Peygamber Efendimiz de dâvet ve
tebliğ vazifesini, özellikle Mekke'ye dışarıdan gelenlere ancak bu aylarda
yapabiliyordu. Müslümanlar üç yıl süren bu boykot esnâsında dayanılmaz
sıkıntılara katlandılar. Fakat Kureyş bundan da hiç bir netice alamadı.
c) Boykot
Anlaşması'nın Yırtılması
Müslümanların
bu acıklı durumu müşriklerden bazı insaflı kimseleri de rahatsız etmeğe başladı.
Hişâm b. Amr, Züheyr b. Ebî Ümeyye, Mut'im b. Adıy, Ebu'l-Bahterî, Zem'a b.
Esved ve Adıy b. Kays bu kararı bozmak üzere anlaştılar.(92) Kureyş'in toplu
bulunduğu bir anda Harem-i Şerîf'e gittiler. İçlerinden Züheyr:
-"Ey Kureyş
topluluğu, şu yaptığımız şey, insanlığa yakışmaz. Biz her imkândan
yararlanırken, bizim kabilemizin bir kolu olan Hâşimoğullarının aç bırıkılması
insâfla bağdaşmaz. Bu kararın bozulması gerekir... Yemin ederim ki bu zâlim
ahidnâme yırtılmadıkça buradan ayrılmıyacağım." diye söze başladı. Ebû Cehil,
Züheyr'i susturmak istediyse de, diğerleri de onu destekledikleri için muvaffak
olamadı.(93)
Esâsen Kâbe' ye
astıkları bu ahidnâmenin ağaç kurtları tarafından yendiğini Hz. Peygamber
(s.a.s.) haber vermişti. Bir köşede oturmakta olan Ebû Tâlib de:
-"Gidin, bakın.
Eğer yeğenimin sözü doğru çıkmazsa ben her istediğinize râzıyım. Ama doğru ise
sizin de bu zulme son vermeniz gerekir." demiş, bu haber bütün Mekke'de
yayılmıştı. Gerçekten, ahidnâmeyi yırtmak için ellerine aldıklarında, bütün
yazıların kurtlar tarafından yenilmiş olduğunu gördüler.(94) Müslümanlar Mekke
Devri'nin 10'uncu yılında böylece bu korkunç boykottan kurtulmuş oldular.
(91) el-Buhârî, 2/158; Tecrid Tercemesi, 6/132 (Hadis No: 786); İbnü'l-Esîr,
2/87; Târih-i Din-i İslâm, 2/243-246; İbn Kayyım, Zâdü'l-Meâd, 2/122
(92) İbn Hişâm, 2/14-17; İbnü'l-Esîr, 2/ 88; Târih-i Din-i İslâm, 2/200-252
(93) İbn Hişâm, 2/15-16; İbnü'l-Esîr, 2/89.
(94) İbn Hişâm, 2/16; İbnü'l-Esîr, 2/89-90; Zâdü'l-Meâd, 2/123; Tecrid
Tercemesi, 6/133
İslami Okul Okulların En Önemlisi