Islam Tarihi - 3. Sayfa
3- MEDİNE'YE VARIŞ
a) Hz. Peygamber
(s.a.s.) Kuba'da
Medineliler
derhal silahlanarak, bir bayram sevinci içinde yollara döküldüler. Rasûlullah
(s.a.s.)'i Medine'ye bir saat uzaklıkta Kuba Köyünde karşıladılar. Rasûlullah
(s.a.s.) burada Amr b. Avf Oğulları'nda 14 gece misâfir kaldı.(136) Bu esnâda
Kur'ân-ı Kerîm'de "takvâ üzere yapıldığı" bildirilen Kuba Mescidi'ni binâ etti
ve burada namaz kıldı.(137)
Rasûlullah
(s.a.s.)'den 3 gün sonra tek başına yola çıkmış olan Hz. Ali de, gündüzleri
gizlenip, geceleri yürüyerek, Kuba'da iken kafileye yetişti.
b) İlk Cuma Namazı
ve İlk Hutbe
14 gün sonra,
bir cuma günü Hz. Peygamber (s.a.s.) Efendimiz devesine bindi. Karşılamağa
gelenlerle muhteşem bir alay içinde Medine'ye hareket etti. Yolda "Sâlim b. Avf
oğulları"na âit "Rânûnâ Vâdisi"nde öğle vakti oldu. Rasûlullah (s.a.s.) burada
arka arkaya iki hutbe okuyarak ilk Cuma Namazını kıldırdı.
İlk hutbede Allah'a
hamd ve senâ ettikten sonra:
Ey nâs, ölmeden
önce Allah'a tevbe ediniz, fırsat elde iken iyi işlere koşunuz. Allah'ı çok
anmak, gizli ve âşikâr çok sadaka vermek sûretiyle O'nunla aranızdaki bağı
kuvvetlendiriniz. Böyle yaparsanız, rızıklandırılır, yardım görürsünüz,
kaçırdıklarınızı tekrâr elde edersiniz.
Biliniz ki, Cenab-ı
Hakk, içinde bulunduğum yılın bu ayında, bugün şu bulunduğum yerde Cuma namazını
kıyâmete kadar, üzerinize farz kıldı. Hayâtımda veya benden sonra, -âdil veya
zâlim- bir imamı olduğu halde, önemsiz gördüğü veya inkâr ettiği için kim bu
namazı terkederse, Allah onun iki yakasını bir araya getirmesin ve hiç bir işine
hayır vermesin. Biliniz ki, böylesinin, tevbe etmedikçe, ne namazı, ne zekâtı,
ne haccı, ne orucu, ne de herhangi bir iyiliği Allah katında bir değer taşır.
Ancak, kim tevbe ederse Allah tevbesini kabûl eder.(138)
Ey Nâs, kendinize
âhiret için azık hazırlayıp önceden gönderin. Hepiniz ölecek ve sürünüzü
çobansız bırakacaksınız. Sonra Rabbınız, -arada tercümân veya perdedâr
olmaksızın- bizzat:
- Sana benim
peygamberim gelip haber vermedi mi? Ben sana mal vermiş, ihsânda bulunmuştum.
Sen bunlardan âhiretin için ne gönderdin? diye soracaktır. O kimse sağına,
soluna bakacak, hiç bir şey göremeyecek. Sonra önüne bakacak, orada Cehennem'i
görecek. Öyleyse yarım hurma ile de olsa, kendini ateşten korumağa gücü yeten,
bunu yapsın. Buna gücü yetmeyen, bâri güzel sözle kendini kurtarsın. Çünkü bir
iyiliğe 10'dan 700 katına kadar sevap verilir. Allah'ın selâm ve rahmeti
üzerinize olsun.(139)
Rasûlullah (s.a.s.)
birinci hutbeyi böylece bitirdikten sonra ikinci hutbede de şunları söylemiştir.
Hamd Allah'a
mahsustur. O'na hamdeder. O'ndan yardım dileriz. Nefislerimizin şerlerinden ve
kötü işlerimizden Allah'a sığınırız. Allah'ın hidâyet verdiğini kimse
saptıramaz. O'nun saptırdığını da kimse doğru yola koyamaz.
Allah'tan başka
ilâh olmadığına şehâdet ederim. O birdir, eşi , ortağı ve benzeri yoktur.
Sözlerin en güzeli,
Allah Kitabı (Kur'ân-ı Kerîm) dir. Allah'ın kalbini Kur'ân ile süslediği,
küfürden sonra İslâm'a soktuğu, Kur'ân'ı diğer sözlere tercîh eden kimse felâh
bulup kurtulmuştur.
Allah'ın sevdiğini
seviniz. Allah'ı bütün kalbinizle (can ve gönülden) seviniz. Allah Kelâmı
Kur'an'dan ve zikrinden usanmayınız.
Allah'ın Kelâmına
karşı kalbiniz katılaşmasın.
Yalnız Allah'a
kulluk edip ibâdetinizde O'na hiç bir şeyi ortak yapmayınız. O'ndan hakkıyla
sakınınız. Yaptığınız iyi şeyleri dilinizle doğrulayınız. Aranızda Allah'ın
rahmet ve merhametiyle sevişiniz. Allah'ın selâm ve rahmeti üzerinize
olsun.(140)
c) Hz. Peygamber
(s.a.s.)'in Medine'de Karşılanışı
Cuma namazından
sonra Rasûlullah (s.a.s.) Medine'ye hareket etti.(141) Medine, târihinin en
önemli gününü yaşıyordu. Halk bayram sevinci içinde, Kuba'dan itibâren yolu iki
taraflı doldurmuştu. Kadınlar şiirler söylüyor, çocuklar "Rasûlullah geldi,
Rasûlullah geldi" diye bağrışıyor, küçük kızlar def çalarak şenlik yapıyorlardı.
Medine halkı, Rasûlullah (s.a.s.)'in gelişinden duyduğu sevinci, hiç bir şeyden
duymamıştı.
Herkes Peygamber
Efendimizi kendi evinde misâfir etmek istiyor, "Ey Allah'ın Rasûlü, bize
buyurunuz... "diyerek deveyi durdurmak istiyorlardı. Rasûlullah (s.a.s.) ise,
kimseyi gücendirmemek için devesini serbest bırakmıştı.
- "Siz deveyi kendi
hâline bırakınız. O memurdur, emrolunduğu yere gider," diyerek dâvet edenlerden
izin istiyordu. Nihâyet deve, hâlen "Mescidü'n-Nebi"nin bulunduğu boş arsada
çöktü, Rasûlullah (s.a.s.) inmedi. Deve kalkarak bir kaç adım gittikten sonra
geri dönüp ilk çöktüğü yere yeniden çöktü, bir daha kalkmadı. Rasûlullah
(s.a.s.) üzerinden inerek:
- "Akrabamızdan en
yakın kimin evi?" diyerek etrâfındakilere sordu. Zeyd oğlu Hâlid.(142)
- İşte evim, işte
kapısı, buyurunuz Yâ Rasûlallâh... diyerek Rasûlullah (s.a.s.)'i dâvet etti.
Peygamber Efendimiz böylece Hz. Hâlid'in misâfiri oldu. Bu misâfirlik
"Mescidü'n-Nebî"nin inşâatı tamamlanıncaya kadar 7 ay devam etti.(143)
(136) el-Buhârî, 1/11;
Tecrid Tercemesi, 2/306 (Hadis No: 270
(137) (Hicretin) ilk gününde, takva temeli üzerine kurulan (Kuba'daki)Mescidde
namaz kılman daha uygundur. Bu mescidde temiz olmayı sevenler vardır. Allah da
temiz olanları sever. (et-Tevbe Sûresi, 108)
(138) İbn Mâce, es-Sünen, 1/343, (Hadis No: 1081); Tecrid Tercemesi, 3/63,
(Hadis No: 487'nin izâhı)
(139) İbn Hişâm, 2/146; Şerafettin Yaltkaya, Hatiplik ve Hutbeler, 22; Kısas-ı
Enbiyâ, 1/176; Asr-ı Saâdet, 2/828
(140) İbn Hişâm, 2/147; Hatiplik ve Hutbeler, 22, 24; Kısıs-ı Enbiyâ, 1/177;
Asr-ı Saâdet, 2/829
(141) Medine'nin eski adı Yesrib'ti. Rasûlüllah (s.a.s.) hicret edip
yerleştikten sonra "Peygamber Şehri" anlamında "Medinetü'n-Nebî" denildi. Daha
sonra kısaltılarak sâdece Medinetü'l Münevvere denilmiştir.
(142) Hâlid b. Zeyd Ebû Eyyûb el– Ensâri, Neccâr oğullarından ve Peygamberimizin
dedesi Abdülmuttalib'in annesi Selmâ Hatun'un âilesindendir. Müslüman Araplar
tarafından yapılan ilk İstanbul kuşatmasında bulunmuş ve şehit düşmüştür. Fâtih,
İstanbul'u fethedince Hz. Hâlid'in kabrini buldurmuş, hâlen ziyâret edilmekte
olan türbesini yaptırmıştır. İstanbul'da türbenin bulunduğu semt (Eyyüb), adını
onun isminden almıştır.
(143) İbn Hişâm, 2/143
İslami Okul Okulların En Önemlisi