Islam Tarihi - 4. Sayfa
3- RASÛLÜLLAH (S.A.S.)'İN VEFÂTININ ASHÂB-I KİRÂM ÜZERİNDEKİ TESİRİ
Rasûlüllah (s.a.s.)'in
vefât ettiği hemen duyuldu. Bu haber, ashâb-ı kirâm üzerinde derin üzüntü
meydana getirdi. Daha sabahleyin ayağa kalkmış halde görmüşler, iyileşiyor diye
sevinmişlerdi. Beklenmedik acı haber, herkesi şaşkına çevirdi. Yola çıkmak için
hazırlanan Üsâme ordusu da ordugâhtan döndü, kumandanlık sancağı Rasûlüllah
(s.a.s.)'in kapısı önüne dikildi. Hicrette Rasûlüllah (s.a.s.)'in Medine'ye
girdiği gün, en büyük bayram sevinci yaşanmıştı. Bugün en büyük acı ve mâtem
yaşanıyordu. Münâfıklar ise, "Muhammed hak peygamber olsaydı, ölmezdi..." gibi
küstahça sözler söylemişler, ortalığı bulandırmışlardı. Bu duruma sinirlenen Hz.
Ömer, kılıcını çekerek:
-Rasûlüllah
(s.a.s.) ölmemiş, bayılmıştır. Kim Muhammed öldü derse, boynunu vururum,
diyordu. Böyle bir hengâmede metânetini muhâfaza edebilen sâdece Hz. Ebû Bekir
oldu.(450) Acı haberi öğrenen Hz. Ebû Bekir, kimseye bir şey söylemeden, doğru
kızı Hz. Âişe'nin odasına girdi. Rasûlüllah (s.a.s.)'in yüzündeki örtüyü
kaldırdı, iki gözünün arasını hürmetle öpüp ağladı.(451)
-Anam, babam sana
fedâ olsun. Allah'ın sana takdir ettiği ölüm geçidini geçtin. Fakat Allah sana
ikinci bir ölüm tattırmayacaktır, dedi. Sonra, âilesini teselli edip ayrıldı.
Ömer halka hâlâ
"Rasûlüllah ölmedi, öldü diyenin boynunu uçururum" diye hitâbediyordu. Hz Ebû
Bekir minbere çıktı. Halk, Hz. Ömer'i bırakıp, Hz. Ebû Bekir'in etrâfında
toplandı. Ebû Bekir Cenâb-ı Hakk'a hamd ve senâ ettikten sonra:
-Sizden her kim
Muhammed (s.a.s.)'e tapıyorsa, iyi bilsin ki, Muhammed (s.a.s.) öldü. Her kim
Allah'a kulluk ediyorsa, iyi bilsin ki, Allah bâkîdir, asla ölmez," dedi. Sonra
şu anlamdaki âyetleri okudu.
"Muhammed ancak bir
peygamberdir. O'ndan önce de nice peygamberler geçti. Eğer o ölür, veya
öldürülürse geri mi döneceksiniz. Her kim geri dönerse, Allah'a hiç bir zarar
vermez. Allah şükredenlerin mükâfatını verecektir." (Âl-i İmrân Sûresi, 144)
"Ey Muhammed,
şüphesiz sen de öleceksin, onlar (müşrikler) de ölecek." (ez-Zümer Sûresi, 30)
Ashâb, o derece
şaşkınlık içindeydi ki, bu âyetleri sanki önceden hiç duymamışlar, ilk defa Hz.
Ebû Bekir'den işitiyorlardı. Hz.Ebû Bekir'in sözlerini ve âyetleri dinleyince
herkes kendine geldi.(452) Evet, peygamber de olsa herkes ölecekti. İşte, iki
cihânın serveri, peygamberlerin sonuncusu Hz. Muhammad (s.a.s.)'de ölmüştü.
4- HZ. EBÛ BEKİR'İN HALÎFE (DEVLET BAŞKANI) SEÇİLMESİ
Hz. Ebû Bekir'i dinledikten sonra, ashâbın heyecânı yatıştı. Aynı gün Benî Saide sofasında toplandılar. Hz. Ebû Bekir'i halife seçtiler. (1 Rabiulevvel 11 H./ 27 Mayıs 632 M.)
5- RASÛLÜLLAH (S.A.S.)'İN TEÇHÎZ VE DEFNİ
Rasûlüllah (s.a.s.)'in
cenâzesi, halîfe seçimi yapıldıktan sonra, salı günü yıkanıp hazırlandı. Bu
vazîfeyi en yakın akrabası yaptı. Son hizmetinde bulunabilmek isteyen herkes,
Hz. Âişe'nin odası önünde toplanmıştı. Bu yüzden Hz. Ali odanın kapısını
kapattı, içeriye kimseyi almadı. Yalnızca ensar adına Bedir mücâhidlerinden
Havlî oğlu Evs içeri alındı.
Rasûl-i Ekrem
(s.a.s.)'in mübârek vücûdu, bir sedir üzerine konuldu. Dış elbisesi soyuldu.
Yıkama işini bizat Hz. Ali yaptı. Amcası Abbâs ile oğulları Abdullah, Fazl ve
Kusem, cesedin çevrilmesine yardımcı oldular. Üsâme ile azadlı kölesi Şukran da
su döktüler. İç gömleği çıkarılmayıp vücûdu üzerinden oğulduğu için Hz. Ali'nin
eli Rasûlüllah (s.a.s.)'in mübârek vücûduna dokunmamıştır.(453)
Cenâzelerde
genellikle görülen koku ve nahoş şeylerden hiçbiri O'nda yoktu. Bu yüzden Hz.
Ali:
-Hayâtında da
pâksın, ölümünde de pâksın, diyerek yıkadı. Sonra üç parça beyaz pamuk bezi ile
kefenleyip(454) odanın kapısı açıldı.
Rasûlüllah
(s.a.s.)'in mübârek cesedi, sedirin üzerine konulmuştu. Önce erkekler, sonra
kadınlar, en sonra da çocuklar ayrı ayrı namazını kıldılar Rasûlüllah (s.a.s.)
hayâtında olduğu gibi ölümünden sonra da herkesin imâmı olduğu için, O'nun
cenâze namazında kimse imâm olmadı. Hz Âişe'nin odası küçüktü. Bu yüzden namaz,
gece yarısına kadar devâm etti.
Rasûlüllah (s.a.s.)
Efendimiz: "Cenâb-ı Hak, peygamberlerin ruhunu, onların defnedilmesini istediği
yerde kabzeder," buyurmuştu.(455) Bu sebeple Rasûlüllah (s.a.s.)'in kabri, Hz
Âişe'nin odasında, üzerinde son nefesini verdiği döşeğin serildiği yerde,
Ensâr'dan Ebû Talha tarafından kazıldı. Salıyı Çarşambaya bağlayan gece yarısı
defnedildi. (2/3 Rabiu'l-evvel 11 H-28/29 Mayıs 632 M.) Mübârek cesedini, kabri
saâdete Hz. Ali, Fazl, Üsâme ve Avf oğlu Abdurrahman indirdiler. Hz.Âişe:
-Biz Rasûlüllah
(s.a.s.)'in defnedilğini, çarşamba gecesi gece yarısı duyduğumuz kürek
seslerinden anladık, demiştir. (456)
(450) İbn Hişâm 4/305;
Tecrid Tercemesi, 11/30-31
(451) Mehmet Raif, Muhtasar Şemâil-i Şerif Tercemesi, 266, İst, 1304
(452) Bkz. el-Buhârî, 5/142-143; Tecrid Tercemesi, 11/31-32; İbn Hişâm, 4/306
(453) İbn Hişâm, 4/312-313
(454) el-Buhârî, 2/75; Tecrid Tercemesi, 4/422 (Hadis No: 627)
(455) İbn Hişâm, 4/314; İbn Kesîr, el-Bidâye ve'n-Nihâye, 5/266
(456) İbn Hişâm, 4/314
İslami Okul Okulların En Önemlisi