Islam Tarihi - 64. Sayfa - 1Cilt
Amcasıyla Birlikte Sefere Çıkışı
Çocukluk döneminden çıkıp güçlendiği ve ergenlik çağına eriştiği zaman, kavminin geçim kayanğı olan ticarete yönelmesi gerekiyordu. Nihayet bir ticaret kervanının hazırlandığını gördü. Bu kervanda koruyucusu, velisi olan Amcası Ebu Talibde vardı. Bu kervanla birlikte yola çıkmak, yolda tecrübe kazanmak, Mekke'deki büyük tüccarların giriştikleri ticari teşebbüslere girişmek, ticari durumları öğrenmek, böylece yaşadığımız hayatın olup bitenleri hususunda deneyim kazanmak istedi. Bu isteğini amcasına açtığı zaman, amcası, O'nun bu işler için yaşının henüz küçük olduğunu, yolculuğa dayanamıyacağım söyledi. Çünkü bu kervanda onun satacak malı yoktu. Bu nedenle de ticari işleri öğrenemeyecekti. Fakat peygamber efendimizin bu işe olan şiddetli arzusu, amcasının, onun isteğine muvafakat etmesine neden oldu. Siyer kitapları, Muhammed (sav)'in ticari kervana katılma arzusunu şu ifadelerle dile getirmektedir: "Resulullah (sav) sefere gönlünü kaptırmıştı. Yola çıkmayı çok arzuluyordu. Bu nedenle amcası Ebu Talih ona acıyarak sefere çıkmasına muvafakat etti. Yol arkadaşlarına da: "Ne yapayım benden ayrılamıyor, doğrusu ben de ondan ayrılamıyorum " dedi.
Burada kısa bir durak yapmamız uygun olacaktır. Muhammed (sav), bu ticari seyahate çıkmayı neden bu kadar arzulamış ve bu sefere gönlünü neden bu kadar kaptırmıştı? Sanırım önceki paragraflarda bu soruya cevap olacak açıklamalarda bulunmuştuk. Şöyle ki: Peygamber efendimiz ticareti ve ticari işleri başkalarından duyarak değil bizzat görerek öğrenmek v e bu konuda deneyim sahibi olmak istiyordu. Ticari teşebbüslerde bulunma arzusundaydı. Koyun çobanlığı ile yetinmektense, ticaretle haşir neşir olmayı arzuluyordu.
Ebu Talib, başlangıçta onun sefere katılmasına rıza göstermemişti. Yolun zahmetlerine dayanamayacağından ve çölde kaybolmasından korkmuştu. Fakat Peygamber efendimizin ısrarı sonucunda bu kararından vazgeçmiş ve şöyle demişti: "Ne yapayım benden ayrılamıyor. Doğrusu ben de ondan ayrılamam."
Muhammed (sav), amcasıyla birlikte Şam'a giden ticaret kervanına katıldı. Nihayet kervan, Busra kentinde konakladı. Busra, rahiplerin manastırlarının bulunduğu bir kent idi. Rahipler orada kendilerini ibadete vermek, Tevrat, İncil ve bunların ihtiva ettikleri şeyleri öğrenmekle meşgul olurlardı. Busra'daki manastırlarda bulunan rahiplerle zahidlerin Tevrat ile İncil'e ilişkin bilgileri derindi. Bu kitaplardaki işaretlerle müjdelerden haberdar idiler.
İslami Okul Okulların En Önemlisi