Son Peygamber 2.cilt - 2Cilt - 4. Sayfa
Varaka Bin Nevfel'e Gidiş
Bir yandan kocasına gelen ve evinden fışkıran bu engin nura, Öte yandan da bir aydan beridir uzak kaldığı kocasına kavuşmanın verdiği sevinçle Hz. Hatice harekete geçti. Bu büyük kadın, ortaya çıkan bu sorunu halletmek için kendinde bir çalışma şevki buldu. Kocasının hayatında bambaşka bir dönemin başladığını gördü. Bunun için, kalkıp giyindi ve kocası Abdullah oğlu Muhammed'le birlikte Varaka bin Nevfel'in yanına gitti. Varaka, Hanif dinine mensuptu. Putlara tapmaktan uzak duruyor ve Allah'a ibadet ediyordu. îbraniceyi bilen ve tbranice kitapları inceleyen bir hıristiyandı. Tevrat'ı incelemişti. Hem Yahudiliği, hem hıristiyanlığı, asli kaynaklarından okuyup öğrenmişti. Öyle anlaşılıyor ki, onun Hıristiyanlığı, tahrif edilen teslis hıristiyanlığı değil, tevhide dayanan hıristiyanlıktı. Çünkü Irak'ta ve Arap Yarımadasm'da revaçta olan hıristiyanlıktı. Nastoris'in öğretilerine dayanan hıristiyanlıktı. Nastoris ise, îsa peygamberin tanrı, ya da tanrının oğlu olduğunu kabul etmemişti. Hıristiyanların bazı kitaplarında geçen "oğul" kelimesinin hıristiyanları sapıklığa götürdüğüne inanıyordu. Varaka bin Nevfel'in geçmişi ise, onun teslis inancına, tabi olduğunu söylememize imkan vermemektedir. Çünkü Varaka, fayda ve zarar veremeyen taşlara tapmayı terketmişti. Aklen tasavvuru imkansız teslis inancına sarılması ve o inancı kucaklaması mümkün olamazdı. Varaka, İbrani ceyi yazacak derecede iyi biliyordu. Tevrat ve İncil'de Peygamber efendimizle ilgili müjdelerden haberdardı. Tevrat, Ahmed adında bir peygamberin geleceğini müjdeliyordu.
Hz. Hatice, düşünce olgunluğuna ulaşan yaşlı ve artık gözleri görmeyen Varaka bin Nevfel'e gitmiş ve ona Peygamber efendimizle ilgili şeyleri anlatmıştı. Olayı bizzat peygamberimizden de dinleyen Varak a şöyle demişti: "Sana gelen, Musa'ya inen Cebrail'dir. Ah ne olurdu, halkı yeni dine davet edeceğin zaman genç olsaydım. Kavmin seni Mekke'den çıkaracağı zaman hayatta olsaydım!"
Peygamber efendimiz, hakkı söylediği halde, kavminin kendisini Mekke'den çıkaracaklarına hayret ederek: "Beni Mekke'den çıkaracaklar mı?" diye sordu. Cenab-ı Allah'ın kendisini davetin zorluklarıyla imtihan etmesinden önce, Peygamber efendimiz, fıtratı gereği desiselerden uzak olduğu için, böyle konuşmuştu. Batılın, hakkın nuruna karşı direnmesini görmediği için böyle söylemişti.
Peygamberlerin haberlerini ve karşılaştıkları zorlukları bilen Varak a, ona şöyle dedi: "Evet, kavmin seni Mekke'den çıkaracaktır. Senin davetinin benzerini getiren herkese düşmanlık edilmiştir. Eğer o günde hayatta bulunursam, mutlaka sana yardım ederim."
Evet, Bunlar Varaka'nm sözleridir. Bu sözler peygamberlerin karşılaştıkları tecrübeleri açıklayan bir incelemenin ürünüdür.
Burada, niçin Hz. Musa'ya indirilen Tevrat'tan söz ettiğimiz halde, Hz. îsa'ya indirilen incil'den söz etmediğimiz sorulabilir:
Tevrat'ta, Hz. Musa'dan sonra gelen peygamberlerin amel ettikleri bir şeriat mevcuttu. Isa, Yahudilerin ihmalleri ve katı yüreklilikleri dolayısıyla iman etmedikleri Tevrat'taki şeriatı ihya etmek üzere geldi. Rivayete göre kendisi şöyle demiştir: "Ben namusu (ilahi şeriati) ihya etmek üzere geldim." Hıristiyan kaynaklarında anlatıldığına göre, İsa peygamber, Tevrat'a muhalif bir İncil gelmediği sürece Tevrat'la amel edermiş.
Hak ile batıl arasındaki savaşta hazır bulanmak Varaka bin Nevfel'e nasip olmadı. Çünkü o, çok geçmeden Muhammedi davete ulaşamadan vefat etti. Hz. Muhammed, onun ölümünden sonra risaletle görevlendirilmişti.
İslami Okul Okulların En Önemlisi