Son Peygamber 2.cilt - 2Cilt - 5. Sayfa
Cebrail'in Bir Süre Görünmeyişi
Peygamber (sav) efendimiz, büyük bir mükellefiyetin altına girdiğini, bunun yüce bir makam olduğunu anlamıştı. Önceleri korktuğu şey, artık sevdiği ve rağbet ettiği bir şey haline gelmişti. Cebrail ile ilk karşılaştığında ürkmüştü, ama bu ilk karşılaşmadan sonra Cenab-ı Allah'ın emirlerini almak ve bu emirleri uygulamak artık onun için büyük bir sevinç olmuştu. Allah'ın kendisi için seçtiği emaneti omuzlamak için Cebrail'in görülmesini heyecanla bekliyordu. Fakat aradan bir süre geçtiği halde, Cebrail'i görememişti. Yeniden Hira Mağarasına gitmiş, ama Cebrail gelmemişti. Aklına çeşitli sorular akın etmişti. İlk karşılaşmada hissettiği korkunun, peygamberlik görevini kendisinden uzaklaştırdığını bile düşünüyordu. Belki de, büyük alim Varaka bin Nevfel'in kendisine verdiği haber, gerçek dışıydı. Belki de gördüğü rüya ve gözüyle müşahade ettiği şeyler, kahinlerin iddia ettikleri şeylere benziyordu. Halbuki kendisi kahinlikten hoşlanmıyor ve kahinliğe karşı nefret duyuyordu. Vahiy geciktikçe, aklına gelen bu düşünceler ve diğer bazı durumlar onu tedirginleştiriyordu. O ise, tekrar vahiy gelmeden huzura kavuşamayacağını anlamıştı. Allah'ın kendisine vereceğini beklediği nimetin gecikmesinden ve araya fasıla girmesinden dolayı Peygamber efendimiz çok rahatsız olmuştu. îbn İs-hak, bu konuda şöyle der:
"Sonra vahiy bir ara kesildi. Bu durum Peygamber efendimize çok zor geldi ve onu üzüntüye garketti."
Buhari'nin "Sahih"inde anlatıldığına göre, Peygamber efendimiz Hira Mağarası'na gider ve Cebrail'in gelmesini beklerdi. Buhari bu konuda şöyle der:
"Sonra vahiy kesildi Ve gelmez oldu. Nihayet Peygamber efendimiz o kadar üzüntüye kapıldı ki, dağın tepesinden kendini aşağıya atmak istedi. Kendini aşağı atmak için dağın tepesine her çıkışında Cebrail kendisine görünüyor ve: "Ya Muhammed" Sen gerçekten Allah'ın elçisisin" diyor onun heyecanını dindiriyor, nefsini sükunete kavuşturuyordu. Bundan sonra Peygamber efendimiz dağın tepesinden aşağıya iniyordu. Bu durum uzun süre devam edince, Peygamber efendimiz yine dağın tepesine çıkmıştı. Orada yine Cebrail görünmüş ve aynı şeyleri söylemişti." Ve bu hal bir süre daha devam etti. Nihayet vahiy kesintisi sona erdi. Cebrail ona tekrar göründü.
Buharı ile Müslim'in "Sahihlerinde Cabir bin Abdullah'tan nakledilen şöyle bir rivayet vardır: Resulullah (sav)in şöyle dediğini işittim: uBir ara, yolda yürürken gökten bir ses işittim. Gözümü yukarıya doğru çevirdiğimde Hira'da bana gelen meleği gördüm. Büyüklüğü göklerle yerin arasını dolduran bir kürsünün üzerinde oturmakta. Ürpererek yere çöktüm. Aileme dönüp 'Beni örtün' dedim. Bundan sonra Cenab-ı Allah şu ayet-i kerimeyi inzal buyurdu:
"Ey elbisesine bürünen! Kalk ve uyar. Rabbini tekbir et (Onun büyüklüğünü an) Elbiseni temizle. Pislikten (Allah'a eş tutmak, puta tapmak gibi çirkin şeylerden kaçın." (Muddessir: 1-5)
Bu ayetlerin nüzulünden sonra, vahiy sık sık gelmeye başladı.[1]
Bu rivayetten anlaşıldığına göre, Peygamber efendimizin vahye daha çok arzulu olması için vahye bir süre ara verilmiştir. Bu vahiy kesintisinden sonra Peygamber efendimizin iştiyakı, vahyi, kendisine sevimli ve heybetli kılmıştır. En azından vahiyden ürkmez olmuştur. îlk anda Cebrail ile buluştuğunda hissettiği ürküntüyü artık hissetmez olmuştur. Cebrail'i açıkça görmeye alışmıştır.
İslami Okul Okulların En Önemlisi