Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Son Peygamber 2.cilt - 2Cilt - 6. Sayfa

 

Vahiy Kesintisi'nin Süresi

 

Vahyin kesinti süresi hususunda çeşitli rivayetler nakledil­miştir. Bazı rivayetlere göre bu süre uzun, bazılarına göre de kısa olmuştur. "Mevahibü'l-Ledünniye" adlı eserde anlatıldığı­na göre, kesinti süresi üç yıl kadar devam etmiştir. Şüphesiz bu, çok uzun bir süre olup kabul edilmesi imkansızdır. Her ne kadar bazı siyer kitaplarında böyle denilmiş olsa da, bunu ka­bul etmemiz mümkün değildir. Çünkü bu kesintinin uzun süre devam etmesi, zorluk ve sıkıntı içinde bulunan gözleri dağların zirvesine diken, kendini o zirvelerden aşağılara atmak isteyen ve bu intiharı defalarca deneyen Peygamber efendimizin duru­muyla bağdaşmamaktadır. Ayrıca Cenab-ı Allah, alemlere rah­met olarak seçtiği bir kimseyi tedirginlik ve ıstırap içinde ya­şatmaya, bu tedirginliğini uzun süre devam ettirmeye müsaade etmeyecek kadar yücedir. Onu bu uzun süre içinde gayesiz ve başıboş bir halde bırakmaya izin vermesi düşünülemez. Ayrıca böylesine önemli bir işin hazırlık süresi bu kadar uzun süre­mez. Belki de Cebrail ile yapılan iki buluşma arasındaki süre­nin çok uzun olması, Peygamber efendimizin risaleti unutması­na sebep olabilirdi. Asli kaynaklarla hadisler, vahiy kesintisi­nin bu kadar uzun sürdüğünü bildirmemektedirler. Ne Buhari, ne de îbn îshak, vahyin kesintisinin bu kadar uzun sürdüğünü söylememektedirler. Süheyli, vahiy kesintisinin iki buçuk yıl devam ettiğini söylemiştir, tki yıl devanı ettiğini söyleyenler de vardır. Fakat bunun yanısıra vahiy kesintisinin üç gün ile kırk gün arasında olduğunu söyleyenler de bulunmaktadır. Rivayete göre îbn îshak, vahiy kesintisinin üç ya da iki yıl olduğunu söy­leyenlerin sözlerinin, vehimden başka bir şey olmadığını kesin ifadelerle bildirmiştir. Vahiy kesintisinin üç yıl devam ettiğini söyleyenler, îmam Ahmed'in tarihine dayanmaktadırlar. Ya-kub bin Süfyan'ın, Şabi'den rivayet ettiğine göre, o şöyle de­miştir: "Peygamber efendimiz kırk yaşındayken vahiy kesildi. Uç yıl müddetle israfil kendisine gidip geldi. Ona kelimeyi öğ­retiyordu."

Bu rivayetin, şüpheyi gerektiren sebepleri ortadan kaldıra­cak kadar güçlü olmadığı düşüncesindeyiz.

1- Rivayette anlatıldığına göre, vahyin kesildiği bu süre için­de İsrafil, Peygamber efendimize gelerek ona kelimeleri öğret­mekteydi. Fakat bu sabit değildir. Bilakis sabit olan görüşe gö­re o, semanın nurunu ilk elde ettiği zamanda Ruhü'l Kudüs olan Cibril-i Emin ile irtibata geçmiştir.

2- Şa'bi, Tabiilerdendir. Bn ifadeleri kendisine nakleden sa-habinin adını zikretmemiştir. Kaldı ki, bu hususu ravilerden bir  çoğu  inkar  etmişlerdir.  Vakidi'nin  söylediğine  göre, Peygamber efendimiz, Cebrail'den başka bir melekle buluşma-mıştır.

Bu açıklamalardan sonra, özetle deriz ki: Vahyin kesinti sü­resini, miktarı ne olursa olsun, yıl olarak belirlemek makul ve makbul değildir. Bu rivayetin sahih senedi de yoktur. Şu halde bu iddiaların nakli bir dayanağı bulunmamaktadır. Ancak bi­zim görüşümüze göre, bu kesinti süresinin aylarla ifade edilme­si gerekir. Belki de bu kesinti süresi, ileride de işaret edeceği­miz gibi, beş ay ve bir kaç gün kadar olmuştur.

Buraya kadar Peygamber efendimize gelen ilk vahyi ve Ceb­rail'le yaptığı ilk buluşmayı anlattık. Bu buluşmada Cenab-ı Allah, Abdullah oğlu Muhammed (sav)'e nur yağdırdı. Fakat işi bu noktada bırakmayacak, bundan sonra da onun tebliğ görevi­ne nasıl başladığını, davet yükünü nasıl omuzladığını, bu yolda nasıl cihad ettiğini açıklamaya çalışacağız. Bunları açıklama­dan önce alimlerin bu hususta değindikleri üç şeyi ele alacağız:

1- Peygamber efendimize vahyin ilk geldiği ay Ramazan ayı mıydı? Siyer kitaplarında anlatıldığına göre bizim tercih ettiği­miz ve karar kıldığımız görüşe göre, vahyin başlangıcı Rama­zan ayında olmutur. Onun temiz siretini de bu doğrultuda yaz­dık. Bundan başka alimlerin farklı görüşler belirttiği bir husu­su iyice aydınlatmaya gitmeden ve gerçek görüşü ortaya çıkar­madan, bu konuyu bırakmayı uygun görmedik. Bazı rivayetlere göre, vahyin başlangıcı Rebiul-evvel ayında, diğer bazı rivayet­lere göre ise Recep ayında olmuştur. Şu halde sarih gerçeğin çevresindeki şüpheleri gidermemiz zorunlu hale gelmiştir.

2- Kur'an-ı Kerim'in nazil olan ilk ayeti, şu aşağıdakilerden hangisidir?

"Yaratan Rabbinin adıyla oku. O, insanı ataktan (kan pıhtı­sı biçimini alan embriyodan) yarattı." "Ey elbisesine bürünen, kalk uyar."

3-  Peygamber efendimizin muhatap olduğu vahiy çeşitleri nelerdir?