Son Peygamber 2.cilt - 2Cilt - 20. Sayfa
Allah'ın Emrine İcabet
Peygamber (sav) efendimiz önceleri insanları gizlice İslam'a davet ederken, daha sonra Rabbinin emrine uyarak açık şekilde davette bulunmaya başladı. Önce en yakın akrabasını uyardı. Ondan sonra da karşılaştığı herkesi İslam'a davet etmeye başladı. Mekke-i Mükerreme'nin sokaklarında dolaşarak insanları Allah'ın dinine çağırdı. Rabbinin risalet ve mesajını tebliğ ediyordu. Hakka davet etme hususunda durdurak bilmeden, yorulmadan çalışıyordu. İnsanları sadece Allah'a ibadet etmeye O'nu birlemeye ortağı olmadığını kabul etmeye davet ediyordu, îbn Kesir bununla ilgili olarak şöyle der:
"Söylemek istediğimiz şudur: Resulullah (sav) efendimiz insanları gece gündüz, gizli açık her türlü yolları deneyerek insanları Allah'a davet ediyordu.'Bu çalışmasını hiç kimse engelleyemiyor ve kimse onu yolundan geri çeviremiyordu. İnsanların toplantılarına katılır, kalabalık bulundukları yerlere girer, merasimlerine iştirak eder, Hac mevsiminde ibadet eden kimselerin arasına katılır, karşılaştığı hür ve köle, zayıf ve kuvvetli, zengin ve yoksul, herkese, Allah'ın risaletini tebliğ eder, onları hakka davet ederdi. Bu sebeple hakikate düşman olan bazı güçlü kimseler kendisine ve yolunda yürüyen zayıf kimselere musallat oldular, onları ezmek istediler."[1]
Peygamber efendimizin ve onun yolunda yürüyenlerin en şiddetli düşmanları arasında, Peygamber efendimizin amcası Abdü'1-Uzza (Ebu Leheb) gelmekteydi. İkinci sırada Amr bin Hişam yer almaktaydı ki, İslam tarihi ona, gerçekten yerinde bir isim olan Ebu Cehil lakabını takmıştı. Bu iki düşmandan
birincisinin, Peygamber efendimize karşı bedeni ya da sözlü bir eziyeti dokunmamıştı. Ancak onun davetine engel olmak hususunda çok ileri gitmişti. Onu korumadığı bir yana, aksine davetine engel oluyordu. Ebu Cehil'e gelince, o facir bir kimseydi. Peygamber efendimize karşı hem sözlü, hem de fiili eylemlerde bulunuyordu. Korumasız müslümanlara karşı mütecaviz davranıyor, onları müşkül durumlarda bırakıyordu. Müslümanlara yapılan baskı ve zulüm hareketlerini anlatırken Özel olarak Ebu CerriTden bahsedeceğiz.
Ebu Leheb, tslam davetine karşı savaş açan bir kimseydi. Peygamber efendimizin Hac mevsiminde Arap kabileleriyle buluşması esnasında hep onu izler, hangi kalabalığa girerse, kendisi de peşinden girer ve orada bulunanları Peygamber efendimizi dinlememeye çağırırdı.
îmam Ahmed bin Hanbel, Rabia bin Abbad'ın şöyle dediğini rivayet eder:
"Resulullah (sav/ı Zilmecaz panayırında gördüm, insanlara hitaben şöyle diyordu; "Ey insanlar! La ilahe illallah deyin ki, kurtuluşa eresiniz." Etrafında insanlar toplanmışlardı ve onu dinliyorlardı. Peygamber efendimizin arkasında da parlak yüzlü bir adam durmuş, halka şöyle diyordu: "Bu, dinden çıkmış yalancı bir kimsedir. Sakın buna kulak vermeyin." Bu adam Peygamber (sav) her nereye giderse, peşinden gidiyor ve onun sözlerini yalanlıyordu. Kim olduğunu sorduğumda, onun, Peygamber (sav)'in amcası Ebu Leheb olduğunu söylediler."
Beyhaki de, bazı ilavelerle birlikte yukarıdaki şahıstan şöyle bir rivayette bulunmaktadır: ^Resulullah (sau)'ı Zilmecaz panayırında gördüm, insanların bulundukları yerlere gidiyor, onları Allah'a davet ediyordu. Arkasında da yanakları yarık, şaşı gözlü bir adam vardı. O da insanlara şöyle diyordu: 'Ey insanlar bu adam sizi dininizden ve atalarınızın dininden saptırmasın/ Bu adamın kim olduğunu sorduğumda, bana, peygamberin amcası Ebu Leheb olduğunu söylediler."
Aslında Ebu Leheb'i davete engel olmaktan çok, o daveti tasdik etmesi gereken bir kimseydi. Çünkü o, Peygamber efendimizin en yakın akrabası, amcası idi. Buna rağmen onu yalanladı. Bu da Peygamber (sav)'in doğruluğuna ve risaletinin gerçekliğine büyük bir delil teşkil etmektedir. Çünkü kin ve sapıklığı, Ebu Leheb'e bu gerçekliği ve doğruluğu unutturmuştu. Hakkın kendine mahsus parlak bir nuru vardır. Ebu Leheb ve benzerleri o nuru engelleyemez ve o parlaklığı örtemezler. Ama sütün azlığı, devenin yeminin kıtlığından dolayıdır. Yani Ebu Le-heb'in Hz. Peygamberce düşmanlığı, onun idrakinin kıtlığından-dı. Heveslerine mağlup oldu ve maddi menfaatleri onu esir etti. Her ne ise Peygamber (sav) efendimiz, "Emrolunduğun şeyi açıkça söyle ve ortak koşanlardan yüz çevir" ayet-i kerimesi nazil olunca, cihad yükünü omuzladı. Allah'ın kendilerine hidayet nasib edeceği ve sapıklığı bırakıp hidayeti tercih edecek olan sahabe-i güzine yöneldi. Onlar batılı bırakıp hakka yönelmişlerdi. Nefislerini batıldan kurtarmış ve imana ilk koşanlar olmuşlardı. Peygamber efendimiz islam'ın kelimesini sayılabı az olan mü'minlere ulaştırmak için teşebbüse girişti.
İslami Okul Okulların En Önemlisi