Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Son Peygamber 2.cilt - 2Cilt - 20. Sayfa

 

Allah'ın Emrine İcabet

 

Peygamber (sav) efendimiz önceleri insanları gizlice İslam'a davet ederken, daha sonra Rabbinin emrine uyarak açık şekil­de davette bulunmaya başladı. Önce en yakın akrabasını uyar­dı. Ondan sonra da karşılaştığı herkesi İslam'a davet etmeye başladı. Mekke-i Mükerreme'nin sokaklarında dolaşarak insan­ları Allah'ın dinine çağırdı. Rabbinin risalet ve mesajını tebliğ ediyordu. Hakka davet etme hususunda durdurak bilmeden, yorulmadan çalışıyordu. İnsanları sadece Allah'a ibadet etmeye O'nu birlemeye ortağı olmadığını kabul etmeye davet ediyordu, îbn Kesir bununla ilgili olarak şöyle der:

"Söylemek istediğimiz şudur: Resulullah (sav) efendimiz in­sanları gece gündüz, gizli açık her türlü yolları deneyerek in­sanları Allah'a davet ediyordu.'Bu çalışmasını hiç kimse engel­leyemiyor ve kimse onu yolundan geri çeviremiyordu. İnsanla­rın toplantılarına katılır, kalabalık bulundukları yerlere girer, merasimlerine iştirak eder, Hac mevsiminde ibadet eden kimse­lerin arasına katılır, karşılaştığı hür ve köle, zayıf ve kuvvetli, zengin ve yoksul, herkese, Allah'ın risaletini tebliğ eder, onları hakka davet ederdi. Bu sebeple hakikate düşman olan bazı güç­lü kimseler kendisine ve yolunda yürüyen zayıf kimselere mu­sallat oldular, onları ezmek istediler."[1]

Peygamber efendimizin ve onun yolunda yürüyenlerin en şiddetli düşmanları arasında, Peygamber efendimizin amcası Abdü'1-Uzza (Ebu Leheb) gelmekteydi. İkinci sırada Amr bin Hişam yer almaktaydı ki, İslam tarihi ona, gerçekten yerinde bir isim olan Ebu Cehil lakabını takmıştı. Bu iki düşmandan

birincisinin, Peygamber efendimize karşı bedeni ya da sözlü bir eziyeti dokunmamıştı. Ancak onun davetine engel olmak husu­sunda çok ileri gitmişti. Onu korumadığı bir yana, aksine dave­tine engel oluyordu. Ebu Cehil'e gelince, o facir bir kimseydi. Peygamber efendimize karşı hem sözlü, hem de fiili eylemlerde bulunuyordu. Korumasız müslümanlara karşı mütecaviz dav­ranıyor, onları müşkül durumlarda bırakıyordu. Müslümanlara yapılan baskı ve zulüm hareketlerini anlatırken Özel olarak Ebu CerriTden bahsedeceğiz.

Ebu Leheb, tslam davetine karşı savaş açan bir kimseydi. Peygamber efendimizin Hac mevsiminde Arap kabileleriyle bu­luşması esnasında hep onu izler, hangi kalabalığa girerse, ken­disi de peşinden girer ve orada bulunanları Peygamber efendi­mizi dinlememeye çağırırdı.

îmam Ahmed bin Hanbel, Rabia bin Abbad'ın şöyle dediğini rivayet eder:

"Resulullah (sav/ı Zilmecaz panayırında gördüm, insanlara hitaben şöyle diyordu; "Ey insanlar! La ilahe illallah deyin ki, kurtuluşa eresiniz." Etrafında insanlar toplanmışlardı ve onu dinliyorlardı. Peygamber efendimizin arkasında da parlak yüz­lü bir adam durmuş, halka şöyle diyordu: "Bu, dinden çıkmış yalancı bir kimsedir. Sakın buna kulak vermeyin." Bu adam Peygamber (sav) her nereye giderse, peşinden gidiyor ve onun sözlerini yalanlıyordu. Kim olduğunu sorduğumda, onun, Pey­gamber (sav)'in amcası Ebu Leheb olduğunu söylediler."

Beyhaki de, bazı ilavelerle birlikte yukarıdaki şahıstan şöyle bir rivayette bulunmaktadır: ^Resulullah (sau)'ı Zilmecaz pa­nayırında gördüm, insanların bulundukları yerlere gidiyor, on­ları Allah'a davet ediyordu. Arkasında da yanakları yarık, şaşı gözlü bir adam vardı. O da insanlara şöyle diyordu: 'Ey insan­lar bu adam sizi dininizden ve atalarınızın dininden saptırma­sın/ Bu adamın kim olduğunu sorduğumda, bana, peygambe­rin amcası Ebu Leheb olduğunu söylediler."

Aslında Ebu Leheb'i davete engel olmaktan çok, o daveti tas­dik etmesi gereken bir kimseydi. Çünkü o, Peygamber efendi­mizin en yakın akrabası, amcası idi. Buna rağmen onu yalanla­dı. Bu da Peygamber (sav)'in doğruluğuna ve risaletinin gerçek­liğine büyük bir delil teşkil etmektedir. Çünkü kin ve sapıklığı, Ebu Leheb'e bu gerçekliği ve doğruluğu unutturmuştu. Hakkın kendine mahsus parlak bir nuru vardır. Ebu Leheb ve benzer­leri o nuru engelleyemez ve o parlaklığı örtemezler. Ama sütün azlığı, devenin yeminin kıtlığından dolayıdır. Yani Ebu Le-heb'in Hz. Peygamberce düşmanlığı, onun idrakinin kıtlığından-dı. Heveslerine mağlup oldu ve maddi menfaatleri onu esir etti. Her ne ise Peygamber (sav) efendimiz, "Emrolunduğun şeyi açıkça söyle ve ortak koşanlardan yüz çevir" ayet-i kerimesi nazil olunca, cihad yükünü omuzladı. Allah'ın kendilerine hida­yet nasib edeceği ve sapıklığı bırakıp hidayeti tercih edecek olan sahabe-i güzine yöneldi. Onlar batılı bırakıp hakka yönel­mişlerdi. Nefislerini batıldan kurtarmış ve imana ilk koşanlar olmuşlardı. Peygamber efendimiz islam'ın kelimesini sayılabı az olan mü'minlere ulaştırmak için teşebbüse girişti.


 

[1] Îbn Kesir, el-Bidaye ve'n Nihaye, C. 3, S. 40