Son Peygamber 2.cilt - 2Cilt - 28. Sayfa
Resulullah'ı Davetinden Caydırma Çabaları
Kafirler, Peygamber (sav) efendimizden umut kesmişlerdi. Ona yardım edenlere işkence yapmışlar, ama onlar sebat etmişlerdi. Eziyetlerini artırdıkça iman nuru gönüllere daha fazla akıyordu. Onların Peygamber efendimize yaptığı eziyet, Hamza'nm iman ve hidayetine sebep olmuştu. Hamza kendilerine karşı amansız bir düşman haline gelmişti. Hz. Ömer'in, kızkardeşine ve eniştesine yaptığı eziyet ile mü'minlerin Habeşistan'a hicret ettiklerini görmesi, onun kalbini inceltmiş, merhamete gelmiş ve bu onun iman etmesine sebep olmuştu. Onun iman etmesi ise, müşrikler için büyük bir darbe olmuştu. Hz. Ömer, daveti gizlilikten çıkarıp aleniyete dönüştüren bir güç olmuştu. İbadeti açığa vurmuştu. Hakkın sesini Mescid-i Haram'm ortasında dalgalandırmıştı.
Müşrikler eziyetlerine devam ederken, Peygamber (sav) efendimiz durmadan hikmet ve güzel öğütle insanları hakka çağırıyor, barışı telkin ediyor, onlardan ilişkisini kesmiyor, davetten geri durmuyordu. Aksine onların üzüntülerine ortak oluyor, buhranlı hallerinde onlara yardım ediyordu. Hatta Mekk-i Mükerreme'ye kıtlık geldiğinde Peygamber efendimiz yağmur için dua etmiş ve duası üzerine yağmur yağmıştı. Bu sebeple rivayet edilir ki, Peygamber (sav) efendimiz, duasına icabet olunduktan sonra, amcası Ebu Talib'in mü'min olmasını ümit ettiği için: "Keşke hayatta olsaydı" demiştir. Çünkü Peygamber efendimiz, dininin kendi kavmi için hayırlı bir din olduğunu biliyordu. Yine rivayet olunduğuna göre, Peygamber efendimiz Medine'de iken yağmur duasına çıkmıştır. Ve Ebu Talib'in o zaman sağ olmasını ve kendisine yardımcı olmasını temenni etmiştir.
Müşriklerin bazısı, Peygamber efendimize gelen îslam'ı kabul etme durumuna yaklaşıyorlardı. Ya da en azından, onun davetini ilk anda yalanlamıyor ve bu hususta davetin neticesini beklemeyi uygun görüyorlardı. Davetinin tamamlanıp kabul göreceği veya reddedilip mağlup olacağı günü bekliyorlardı. Nadir bin Haris: "Ey Kureyş topluluğu! Allah'a andolsun ki, artık ona karşı koyamayacağınız bir durum meydana gelmiştir. Muhammed aranızda bir genç olarak yetişti. Siz ondan memnunsunuz. İçinizde en sevilen ve güven duyulan insan odur. Artık şakağına beyaz tüyler düştü. Yaşlanmak üzeredir. Bu dönemde size bir din getirdi. Onun sihirbaz olduğunu söyediniz. Allah'a andolsun ki o, sihirbaz değildir. Biz sihirbazları ve onların düğümlere üfleyişlerini görmüşüzdür. Onun kahin olduğunu söylediniz. Allah'a andolsun ki o, kahin de değildir. Çünkü biz kahinleri ve onların karışık sözlerini, secilerini duymuşuzdur. Ona şair dediniz. Allah'a andolsun ki, o şair de değildir. Çünkü biz şiiri ve şiirin her türlüsünü işitmişizdir. Hezec ve Recez bahrinden söylenmiş şiirleri de görmüşüzdür. Ona deli dediniz, o deli de değildir. Kendi durumunuza bakın. Doğrusu Allah size büyük bir şey göndermiştir.[1]
İslami Okul Okulların En Önemlisi