Son Peygamber 2.cilt - 2Cilt - 35. Sayfa
Bilal ve Kardeşleri
îlk müslümanlardan biri Ümeyye bin Halefin kölesi olan Bilal b. Rabah'tı. Efendisi onun öğle vakti, sıcağın şiddetlendiği sırada dışarı çıkarıyor, Mekke-i Mükerreme'nin Batha denilen mıntıkasına götürüyor, sırtı üzerine yere yatırıyor, sonra da adamlarına emredip büyük bir kaya parçasını göğsünün üstüne koyduruyor, arkasından da şöyle diyordu: "Ya Muhammed'i inkar edip hat ve Uzza'ya ibadet edersin, ya da Ölünceye kadar bu halde kalırsın!" Bilal, Muhammed (sav)'i inkar edip şirke dönmek uğruna bu bela ve eziyetlere tahammül ediyor ve "Allah bir, Allah bir!" diyordu. Uğradığı işkencenin şiddetinden, acılarını biraz olsun hafifletmesinden dolayı yüksek sesle ve sık sık bu cümleleri telaffuz ediyordu. Işjte o, bu işkence altında inlerken, oradan geçmekte olan mürüvvet sahibi bir mü'min ona yardım ediyordu. Yardımına koşan bu adam, Ebu Bekir (r,a)tı. Ebu Bekir, Bilal'in efendisi Ümeyye'ye Şöyle demişti:
"-Şu miskine eziyet etmekten Allah'tan korkmuyor musun? Bu zulmün ne zamana kadar devam edecek?
-Bunu yoldan çıkaran zaten sensin.. Uğradığı bu işkenceden de kurtarsana!
-Kurtarırım. Benim yanımda bundan daha güçlü zenci bir köle vardır. Senin dinine daha çok bağlıdır. BilaVin karşılığında onu sana vereyim.
-Kabul ettim."
Böyle diyen Ümeyye bin Halef, bu alışverişten kazançlı çıktığını zannetmişti. Çünkü BilaTe karşı daha güçlü bir köleye sahip olmuştu. Onun yularına daha çok sahip olacaktı. Yeni köle de, itaatinde kalacaktı. •
Ebu Bekir sevinç içinde Bilal'i alıp götürdü ve Cenab-ı Allah'ın kendisine bahşettiği nimet sayesinde onu azad etti. Bilal artık İslam'ın müezzini olmuştu. Ebu Bekir. Bilal'le birlikte altı mü'min köleyi daha azat etmiş, böylece azat ettiklerinin sayısı yediyi bulmuştu. Bu yedi kişiyi Cenab-ı Allah, bu ümmetin sıd-dıkı olan Ebu Bekir (r.a)'ın vermiş olduğu fidye sayesinde hürriyetlerine kavuşturmuş ve nimetine mazhar kılmıştı. Bunlardan biri Bedir ve Uhud gazalarında cihad eden Amir bin Fü-heyre idi. Diğerleri ise Ümmü Ubeys, Zenbere en-Nehdiye ve kızı idi. Bu ikisi, Abdüddar oğulları kabilesinden bir kadına ait idiler. Hanımları kendilerini un öğütmeye göndermiş ve: "Allah'a andolsun ki, sizi asla azad etmeyeceğim!" demişti. Ebu Bekir oraya uğramış ve hanımlarına: "Yeminini boz" demişti. Kadın da: "Bu işi sen hallet. Çünkü onları yoldan çıkaran sensin. Onları azad eden de sen ol" dedi.
Ebu Bekir: "Onları kaça satarsın?" diye sorunca, kadın fiyatlarını söyledi. Ebu Bekir de "ben ikisini de satın aldım ve artık onlar hürdürler" dedikten sonra cariyelere yönelip: "Artık hanımınızın ununu geri verin" dedi. Cariyeler: "Ununu tamamen öğüttükten sonra geri versek olmaz mı?" diye sordular. Ebu Bekir de, siz bilirsiniz karşılığını verdi.
Yine bir gün Hz. Ebu Bekir bir cariyeye uğradı. Müslüman olmadan önce Ömer (r.a) o cariyeye İslam'dan dönmesi için işkence eder, bıkıp usanıncaya ve yoruluncaya kadar döverdi. Ebu Bekir o cariyeyi de satın alıp azad etti. [1]
Ebu Bekir'in azad ettiği köle ve cariyelerin sayısı artıp yoksullara ve korumasızlara yardımı fazlalaşmca babası -henüz müşrik olduğundan dolayı- ona şöyle demişti: "Ey oğlum, zayıf ve güçsüz köleleri azad ettiğini görüyorum. Halbuki güçlü kuvvetli köleleri satın alıp azad etsen, hiç değilse onlar seni korur ve sana yardımcı olurlar." Babasının bu önerisine Ebu Bekir şu cevabı verdi: "Babacığım ben bu yaptıklarımı yüce Allah'ın rızasını kazanmak için yapıyorum." Rivayete göre Hz. Ebu Bekir'in bu sözleri üzerine şu ayet-i kerimeler nazil olmuştur:
"Elinde bulunandan verenin, Allah'a karşı gelmekten sakınanın, en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulayanın işlerini kolaylaştırırız. Ama, cimrilik eden, kendini Allah'tan müstağni sayan, bu güzel sözü yalanlayan kimsenin güçlüğe uğramasını kolaylaştırırız. O kimse ölüp ateşe yuvarlandığı zaman, malı ona fayda vermez. Bize düşen sadece doğru yolu göstermektir. Şüphesiz ahiret de, dünya da bizimdir. Sizi alevler saçan ateşle uyardım; oraya yalanlayıp yüz çevirmiş olan o en azgından başkası yaslanmaz. Arınmak için malını veren, en çok sakınan kimse ise ondan uzak tutulur. O yaptığı iyiliği birinden karşılık görmek için değil, ancak yüce Rabbinin hoşnudluğunu gözeterek yapmıştır. Elbette kendisi de hoşnud olacaktır." (Leyl: 5-21)
İslami Okul Okulların En Önemlisi