Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Son Peygamber 2.cilt - 2Cilt - 36. Sayfa

 

Yasir Ailesi ve Diğerleri

 

Yasir ailesinin tamamı müslüman olmuş, noksanlıklardan münezzeh olan yüce Allah'a iman etmişti. Maddi durumları za­yıf, korumasız ve köle idiler. Ailenin başı Yasir'di. Oğlu Ammar ve eşi Sümeyye ile birlikte işkenceye uğratılmıştı. Ebu Cehil onlara zulümde o kadar ileri gitmişti ki, elindeki mızrağı Sü-meyye'nin önüne saplayarak onu öldürmüştü. Böylece Sümey­ye, İslam tarihinde dini uğruna canını veren ilk şehit olmuştu.

Ammar da en şiddetli işkencelere uğratılmıştı. Fakat o bu işkenceleri gönül rızasıyla kabul etmişti. Bir gün işkence altın­da iken Resulullah (sav) onun yanından geçmiş ve ona: uEy Eba Yokzan, sabret!" diye seslenmiş ve sonra da şöyle dua et­mişti: "Allah'ım! Ammar bin Yasir ailesinden hiç kimseye azap etme."

Mahzum oğulları da bu aileye öğle sıcağında Mekke'nin kız­gın ve cehennemleşen taşlıkları üzerinde eziyet ederlerdi. Yine böyle bir eziyet altındayken Peygamber (sav) efendimiz onların yanından geçerken: "Sabredin, ey Yasir ailesi! Doğrusu sizin yeriniz cennettir" demişti.

Bazan mü'minlere o kadar eziyet ederlerdi ki, onları dinle­rinden döndürürlerdi, işkenceye uğrayan mü'minler, azap ve işkencelerin baskısı altında küfür kelimelerini söylerlerdi. Yine bir defasında Ammar'a işkence yaparlarken Resulullah (sav) aleyhinde konuşmadan onu serbest bırakmamışlardı. Ammar, söylediği bu aleyhteki sözleri gelip Resulullah'a anlatmış, Resu­lullah da ona, kalbi imanla dolu olduğu halde, zorlanarak kendi aleyhinde söylediği sözlerden ötürü Ammar'a bir günah teret-tüb etmeyeceğini bildirmişti.

Said bin Cübeyr'in anlattığına göre, kendisi Abdullah bin Abbas'a şöyle sormuş: Müşrikler, mü'minlere, dinlerini terket-mekte mazur olacak kadar eziyet etmişler midir?

Buna cevap olarak Abdullah bin Abbas şöyle demiştir; Evet... Müşrikler mü'minlere eziyet eder, onları döver, incitir, aç ve susuz bırakırlardı. Öyle ki, eziyetlere uğrayan bir mü'min, yediği darbelerin şiddetinden dolayı yerinde oturamaz hale gelirdi. Neticede onlar, müşriklerin arzuladıkları fitneye düşer ve Lat ile Uzza'nın Allah'tan başka iki tanrı olduğunu söylemek zorunda kalırlardı."

Bu konuda îbn Kesir şöyle der: Bu gibi durumlarla ilgili ola­rak Cenab-ı Allah şu ayet-i kerimeyi inzal buyurmuştur:

"inandıktan sonra Allah'ı inkar eden, -kalbi imanla yatış­mış olduğu halde (inkara) zorlanan değil, fakat küfre göğüs açan, (küfürle sevinç duyan)- kimselere Allah'tan bir gazap iner ve onlar için büyük bir azap vardır. Bu, onların dünya hayatını ahirete tercih etmelerinden ve Allah'ın da inkar eden kavmi doğru yola iletmeyeceğinden ötürü böyledir. Onlar öyle kimse­lerdir ki, Allah kalblerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlemiş-tir. Ve işte gafiller de onlardır. Gerçekten onlar, ahirette ziyana uğrayacaklardır," (Nahi: 106-109)

Bu durumdaki mü'minler uğradıkları hakaret ve ağır işken­celerden ötürü küfür sözünü söylemekte mazur idiler. Cenab-ı Allah bizi, gücü ve kuvveti ile korusun." [1]


 

[1] İbn Hişam, Siret, el, s.321.