Son Peygamber 2.cilt - 2Cilt - 38. Sayfa
Peygamber Efendimizin Sabrı Tavsiye Etmesi
Peygamber (sav) efendimiz imanın, zorluklara katlanmayı gerektirdiğini, dünyada hak davetin icab ettirdiği şeylere tahammül etmenin ahiret sevabını artıracağını, ayrıca Cenab-ı Allah'ın, imanları sebebiyle imtihana uğrayan mü'min kullarına yardımcı olacağını açıklayarak mü'minlere sabrı telkin ediyordu.
Buhari, Habbab bin Eret'in şöyle dediğini rivayet eder: "Peygamber (sav)in yanına uğradım. O, Kabe'nin gölgesinde, başını abasının üzerine koyup uzanmıştı. Biz o esnada müşriklerden şiddetli eziyetler gördüğümüz için, kendisine: "Ya Resu-lullahl Bizim için Allah'a dua etsen olmaz mı?" dedim. Bunun üzerine kalkıp oturdu. Yüzü kızarmıştı. Bana dedi ki: "Bizden önceki milletlerden bazı kimselerin vücutları demir taraklarla taranır; kemikleri, etleriyle sinirlerinden ayrılırdı. Buna rağmen bu eziyetler onları dinlerinden döndürmedi. Başlarının ortasına testere konulur, vücutları ikiye yarılır, yine dinlerinden geri dönmezlerdi. Mutlaka Cenab-ı Allah, bu daveti tamamlayacaktır. Öyle bir zaman gelecek ki, bir yolcu San'a'dan yola çıkıp Hadramut'a kadar gidecek, yolda aziz ve celil olan Allah'tan başka hiçbir şeyden korku duymayacaktır. Ancak siz acele ediyorsunuz."
Mü'minler, Mekke'deki cehennemleşen taşlık ve kumlukların sıcaklığından ve bu sıcak yerlerde müşrikler tarafından eziyete uğratılmalarmdan ötürü hallerini Peygamber (sav)e şikayet ettiler. Peygamber efendimiz onlara sabretmelerini tavsiye etti. Sabırsız iman olmazdı. Kur'an-ı Kerim'in bildirdiği haberleri onlara nakletti. Bu haberlere göre cennet, sabrın karşılığı olacaktı. İmtihandan geçmek zorunluydu:
"Yoksa siz, sizden önce geçenlerin durumu başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara öyle yoksulluk ve sıkıntı dokunmuştu, öyle sarsılmışlardı ki, nihayet Peygamber ve onunla birlikte inananlar: 'Allah'ın yardımı ne zaman?' diyecek olmuşlardı, iyi bilin ki Alah'ın yardımı yakındır." (Bakara: 214)
Şunu da belirtelim ki Peygamber efendimiz eğer o müşriklere beddua etmiş olsaydı, Cenab-ı Allah onları yeryüzünden söküp koparırdı. Ama kendilerinden sonra îslam davetinin bayrağını taşıyacak kimseler yeryüzünde kalmayacaktı. Bu sebepledir ki, Peygamber efendimiz, Cenab-ı Allah'ın 'Eğer diliyorsa Mekke'nin yanındaki Ahşebeyn dağlarını müşriklerin üzerine devireyim' buyurması üzerine şöyle demiştir: uCenab-ı Allah'ın müşriklerin soylarından kendisine ibadet edecek kimseler çıkaracağını umuyorum." Gerçekten de Allah, Peygamber efendimizin bu umudunu tahakkuk ettirmişti. O müşriklerin soylarından, Allah'a ibadet eden kimseler çıkmışlardı. Hatta bir kısmı mücahit olarak Allah yolunda kılıç sallamıştı. Yine o müşriklerin soylarından bir kısmı İslam nurunu yeryüzünün doğularına ve batılarına ulaştırmıştı.
İslami Okul Okulların En Önemlisi