Son Peygamber 2.cilt - 2Cilt - 39. Sayfa
Resulullah'ın Şahsına Yönelik Eza ve İşkenceler
Zayıf ve korumasız müininler uğradıkları eziyet dolayısıyla inliyor ve hallerini Peygamber efendimize şikayet ediyorlardı. Peygamber efendimiz de onların şikayetlerini dinliyor, bu nedenle de sürekli elem duyuyordu. Mü'minler hallerini ona şikayet ediyor, o da onlara sabretmelerini tavsiye ederek cenneti müjdeliyordu. Ama mü'minlerin çektikleri eziyetleri Peygamber efendimiz de çekmedikçe rahmet peygamberi olamazdı. Onlarla, birlikte eziyetlere katlanmasaydı, sevinç ve tasa halinde insanları birlik ve beraberlik, eşitlik içinde olmaya davet edemezdi. Her ne kadar Haşîm oğulları onun öldürülmesine engel oluyorlarsa da, onun hakarete uğramasına, alay edilmesine ve eziyet görmesine engel olamıyorlardı. Hatta Ebu Cehil ve Ebu Leheb gibi beyinsizler, ona karşı alenen eziyet etmeye cüret gösteriyorlardı. Hatta bir defasında lanetli Ebu Leheb, oğlunu Peygamber efendimize musallat etmiş, Mekke'nin en muteber şahsiyeti olan Ebu Talibin huzurunda onun yüzüne tükürt-müştü.
Buhari, Amr bin Asin şöyle dediğini rivayet eder:
"Bir ara Peygamber (sav) efendimiz Kabe'nin Hatim denen kısmında namaz kılarken Ukbe bin Ebi Muayt ona saldırmış ve elbisesini boynuna dolayarak şiddetle sıkmış ve boğacak hale getirmişti. Öte yandan Ebu Bekir (r.a) koşup gelerek Uk~ be'nin omuzlarından tutmuş ve onu Peygamber efendimizden uzaklaştırdıktan sonra şu ayet-i kerimeyi okumuştu:
"Rabbim Allah'tır, dediği için bir adamı mı öldürüyorsunuz? Oysa size Rabbinizden belgelerle gelmiştir. Eğer yalancıy-sa, yalanı kendi zararınadır. Eğer doğru söylüyorsa, sizi tehdit etiklerinden bir kısmı başınıza gelebilir. Şüphesiz Allah, aşırı yalancıyı doğru yola iletmez." (Mü'min: 28)
Ebu Cehil, namaz kılarken secdş haline bulunan Peygamber efendimizin üzerine deve pisliği atmıştı. Henüz küçücük bir çocuk olan Fatıma koşup babasının yanına gelmiş, o pislikleri sırtından alıp atmış ve müşriklere lanet okumuştu. Ebu Cehil, ta şafak atıncaya kadar düşünmüş ve Peygamber efendimizi öldürmek planları kurmuştu. Peygamber efendimizin akrabaları olan Haşim oğullarının, harekete geçerek onun intikamını alabileceklerini düşünmüyordu. Ebu Talib ile Allahin kılıcı Hamza'nın bir araya gelerek Muhammed'in kanını yerde bırakmayacaklarını ve pençelerinden kurtulamayacağını aklına getirmiyordu. Akrabaları her ne kadar onun dinine girmek hususunda birlik içinde olmasalar da, aşiretçilik duygusu sebebiyle Muhammedi korumaktan vazgeçmeyeceklerdi. Ama Ebu Ce-hil'deki derin kin, gözlerini kör etmiş ve kulaklarını sağırlaştır-mıştı. O ahmak, yapacağı işin sonunu düşünmüyordu. Sadece önleyemediği öfkesini dindirmek ve nefsini rahatlatmak istiyordu, îbn tshak'ın rivayetine göre, beyinsizlerin lideri olan Ebu Cehil, Kureyş topluluğu Önünde durarak onlara şöyle hitap etmişti:
"Ey Kureyş topluluğu! Görüyorsunuz ki, Muhammedi dinimizi kötülemekten, atalarımıza sövmekten, bize hakaret etmekten ve tanrılarımıza küfretmekten vazgeçmiyor. Allah'a söz veriyorum ki, yarın ben bir taşın üzerinde oturacak ve Muhammed namazda secdeye varınca, o taş ile 'kafasını ezeceğim! Ben onun kafasını ezdikten sonra Abdümenaf oğulları bana ne yaparlarsa yapsınlar." Ertesi sabah, Ebu Cehil eline bir taş alıp oturdu ve beklemeye başladı. Resulullah (sav) gelip namaza durdu. Kureyşliler de bir tarafta toplanıp oturmuşlardı. Peygamber efendimiz secdeye varınca Ebu Cehil taşı aldı ve ona yöneldi. Yanına yaklaşınca korkak, ürkek ve rengi sararmış bir halde eli yanına indi. Nihayet taşı elinden attı. Kureyşliler'den bazı kimseler ona: "Sana ne oldu ey Eba Hakem?" diye sordular. O da şöyle cavap verdi: "Dün size söylediğimi yapmaya kalktım. Muhammed'e yaklaştığımda aramızda bir deve paydahlandı. Vallahi öyle bir deve görmemiştim. Onun gibi boynu uzun, başı büyük ve dişleri iri bir deve görmemiştim. Deve beni yemeye yöneldi. Ben de kaçtım."[1]
İslami Okul Okulların En Önemlisi