Son Peygamber 2.cilt - 2Cilt - 53. Sayfa
Ebu Talib'in Vefatından Sonra Meydana Gelen Olaylar
Peygamber (sav) efendimiz şöyle buyurmuştur: "Kureyşliler Ebu Talib ölünceye kadar bana hoşlanmadığım birşey yapmadılar." Ama Peygamber efendimiz iki sevgilisini kaybetmişti. Bunlardan biri onu himaye eden mücadeleci amcası, diğeri de ona iyilikte bulunan hayat refikası idi.
Ebu Talib'in vefatından sonra Peygamber efendimiz çıkıp îs-lam davetini yürüttüğü ve rabbinin risaletini tebliğ ettiği zamanda, Kureyşliler ona saldırdılar. Onu evinin içinde bile rahat bırakmadılar. Komşuları ona kötülük yaptı. Ebu Cehil, Hakem bin ebi'l-As bin Ümeyye, Ukbe bin Muayt, Adiy bin Hamra Îbnü'1-Asda el-Hüzeli bunlara Örnek olarak gösterilebilir. Bunlardan biri, namaz kılmakta olan Peygamber efendimizin üzerine, bir koyunun rahmini atmıştı.
Müslim, îbn Mesud'un şöyle dediğini rivayet eder: "Bir ara Resulullah (sav) efendimiz Beytin yanında namaz kılıyordu. Ebu Cehil ile arkadaşları da orada oturmuşlardı.
Bir gün önce develer kesilmişti. Ebu Cehil, oradaki arkadaşlarına şöyle dedi: "Bana falan oğullarının kestikleri develerin rahimlerini kim alıp getirecek, ve sonra da onları, secde vaziye-tindeki Muhammed'in omuzlan arasına bırakacak?!" Bunun üzerine, orada bulunanların en bahtsızı hemen harekete geçerek develerin rahimlerini getirdi. Peygamber efendimiz secdeye vardığında, rahimleri onun omuzları arasına bıraktı. Orada bulunanlar da gülmeye başladılar. Katıla katıla güldüler. Gülmeleri öylesine şiddetlendi ki, neredeyse birbirlerinin üzerlerine, yıkılıyorlardı. Ben de (yani îbn Mesud) olup bitenlere bakıyordum. Peygamber efendimiz secdeye varmıştı. Artık başını secdeden kaldırmıyordu. Nihayet adamın biri gidip, olup bitenleri Fatıma'ya haber verdi. Fatıma geldi. Henüz küçücük bir çocuk-tu. Babasının omuzları arasındaki pislikleri attı. Sonra dönüp oradaki müşriklere söylenmeye başladı. Peygamber efendimiz namazını tamamladıktan sonra başını secdeden kaldırdı. Ku-reyşli müşriklere beddua etti. Beddua ederken sözlerini üç defa tekrarlardı. Bir dilekte bulunduğu zaman da dileğini üç kez tekrarlardı. Sözlerini tamamladığında şöyle demişti: "Allah'ım! Kureyşi sana havale ediyorum!" Bu bedduasını da üç kez tekrarlamıştı. Müşrikler onun bu bedduasını işitince gülmeye son verdiler. Bedduasından korkmuşlardı. Sonra Peygamber efendimiz şöyle dedi:
"Allah'ım Ebu Cehil bin Hişam'ı, Utbe bin Rebia'yı, Şeybe bin Rebia'yı, Velid bin Ukbe'yi, Ümeyye bin Halefi, Ukbe bin Ebi Muayt'ı helak et!"
Muhammed (sav)'i hak ile gönderen Allah'a andolsun ki, adları zikredilen bu heriflerin hepsinin Bedir savaşında gebertil-diklerini gördüm."
Kureyşliler, Peygamber efendimize şiddetli eza ve cefada bulunmaya başlamışlardı. Peygamber efendimizin şahsına yöneltilen eziyetlerin çoğu, Ebu Talib'in vefatından sonra olmuştur. Bu konuda îbn Kesir şöyle der:
"îbn Mesud'un da rivayet ettiği gibi, namaz kılmakta olan Peygamber efendimizin omuzlarının arasına deve rahminin atılması; Abdullah bin Amr bin As'ın haber verdiği gibi, Peygamber efendimizin boğazını şiddetle sıkmaları, Ebu Cehil'in de bu yolda azimli olması, namaz kılmakta iken Peygamber efendimizin boynuna basması ve buna benzer eziyetlerle^ işkenceler -doğrusunu Allah bilir ya- Ebu Talib'in vefatından sonra vuku bulmuştur." Bu sözler yerinde söylenmiş sözlerdir. Burada, müşriklerin eziyetlerinin iki devrede olduğunu söylememiz gerekiyor:
1. Devre: Ebu Talib'in vefatından önce yapılan eziyet ve işkenceler: Bu dönemde Peygamber efendimize yapılan eziyetler daha çok alay ve sövme şeklinde cereyan etmiştir. Dille hakaretten başka birşey yapmıyorlardı. Bunu da Ebu Hakem bin Hişam (Ebu Cehil) Ukbe bin ebi Muayt ve diğer beyinsizler yapıyorlardı. Peygamber efendimizden başkasına yapılan, zayıf ve korumasız müminlere tatbik edilen bu bedeni eza ve işkenceler, müminlerin iki kez Habeşistan'a hicret etmelerine sebep olmuştu. Oraya hicret edenler arasında büyük sahabiler de vardı. Örneğin Cafer bin Ebi Talib, Osman bin Affan da hicret edenler arasında idi. Belki de bunlar, sözlü eziyetlere alay ve maskaralıklara dayanamadıkları için Habeşistan'a hicret etmişlerdi.
2. Devre: Ebu Talib'in vefatından sonra müşrikler eziyetlerini şiddetlendirmişlerdi. Artık hem sözlü, hem de fiili saldırılarda bulunuyorlardı. Nihayet Peygamber (sav) efendimiz Taif dönüşünde Mekke-i Mükerreme'ye girebilmek için birilerinin himayesine ihtiyaç duymuştu. Mut'im bin Adiy onu himayesine alarak Mekke'ye sokmuştu. Peygamber efendimiz, Ebu Talib'in himayesini kaybettikten sonra Cenab-ı Allah ona Mutim bin Adi/nin himayesini sağlamıştı.
İslami Okul Okulların En Önemlisi