Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Son Peygamber 2.cilt - 2Cilt - 53. Sayfa

 

Ebu Talib'in Vefatından Sonra Meydana Gelen Olaylar

 

Peygamber (sav) efendimiz şöyle buyurmuştur: "Kureyşliler Ebu Talib ölünceye kadar bana hoşlanmadığım birşey yapmadılar." Ama Peygamber efendimiz iki sevgilisini kaybetmişti. Bunlardan biri onu himaye eden mücadeleci am­cası, diğeri de ona iyilikte bulunan hayat refikası idi.

Ebu Talib'in vefatından sonra Peygamber efendimiz çıkıp îs-lam davetini yürüttüğü ve rabbinin risaletini tebliğ ettiği za­manda, Kureyşliler ona saldırdılar. Onu evinin içinde bile ra­hat bırakmadılar. Komşuları ona kötülük yaptı. Ebu Cehil, Ha­kem bin ebi'l-As bin Ümeyye, Ukbe bin Muayt, Adiy bin Hamra Îbnü'1-Asda el-Hüzeli bunlara Örnek olarak gösterilebilir. Bun­lardan biri, namaz kılmakta olan Peygamber efendimizin üzeri­ne, bir koyunun rahmini atmıştı.

Müslim, îbn Mesud'un şöyle dediğini rivayet eder: "Bir ara Resulullah (sav) efendimiz Beytin yanında namaz kılıyordu. Ebu Cehil ile arkadaşları da orada oturmuşlardı.

Bir gün önce develer kesilmişti. Ebu Cehil, oradaki arkadaşla­rına şöyle dedi: "Bana falan oğullarının kestikleri develerin ra­himlerini kim alıp getirecek, ve sonra da onları, secde vaziye-tindeki Muhammed'in omuzlan arasına bırakacak?!" Bunun üzerine, orada bulunanların en bahtsızı hemen harekete geçe­rek develerin rahimlerini getirdi. Peygamber efendimiz secdeye vardığında, rahimleri onun omuzları arasına bıraktı. Orada bulunanlar da gülmeye başladılar. Katıla katıla güldüler. Gül­meleri öylesine şiddetlendi ki, neredeyse birbirlerinin üzerlerine, yıkılıyorlardı. Ben de (yani îbn Mesud) olup bitenlere bakıyor­dum. Peygamber efendimiz secdeye varmıştı. Artık başını sec­deden kaldırmıyordu. Nihayet adamın biri gidip, olup bitenleri Fatıma'ya haber verdi. Fatıma geldi. Henüz küçücük bir çocuk-tu. Babasının omuzları arasındaki pislikleri attı. Sonra dönüp oradaki müşriklere söylenmeye başladı. Peygamber efendimiz namazını tamamladıktan sonra başını secdeden kaldırdı. Ku-reyşli müşriklere beddua etti. Beddua ederken sözlerini üç defa tekrarlardı. Bir dilekte bulunduğu zaman da dileğini üç kez tekrarlardı. Sözlerini tamamladığında şöyle demişti: "Al­lah'ım! Kureyşi sana havale ediyorum!" Bu bedduasını da üç kez tekrarlamıştı. Müşrikler onun bu bedduasını işitince gül­meye son verdiler. Bedduasından korkmuşlardı. Sonra Pey­gamber efendimiz şöyle dedi:

"Allah'ım Ebu Cehil bin Hişam'ı, Utbe bin Rebia'yı, Şeybe bin Rebia'yı, Velid bin Ukbe'yi, Ümeyye bin Halefi, Ukbe bin Ebi Muayt'ı helak et!"

Muhammed (sav)'i hak ile gönderen Allah'a andolsun ki, ad­ları zikredilen bu heriflerin hepsinin Bedir savaşında gebertil-diklerini gördüm."

Kureyşliler, Peygamber efendimize şiddetli eza ve cefada bu­lunmaya başlamışlardı. Peygamber efendimizin şahsına yönel­tilen eziyetlerin çoğu, Ebu Talib'in vefatından sonra olmuştur. Bu konuda îbn Kesir şöyle der:

"îbn Mesud'un da rivayet ettiği gibi, namaz kılmakta olan Peygamber efendimizin omuzlarının arasına deve rahminin atılması; Abdullah bin Amr bin As'ın haber verdiği gibi, Pey­gamber efendimizin boğazını şiddetle sıkmaları, Ebu Cehil'in de bu yolda azimli olması, namaz kılmakta iken Peygamber efendimizin boynuna basması ve buna benzer eziyetlerle^ işkenceler -doğrusunu Allah bilir ya- Ebu Talib'in vefatından sonra vuku bulmuştur." Bu sözler yerinde söylenmiş sözlerdir. Bura­da, müşriklerin eziyetlerinin iki devrede olduğunu söylememiz gerekiyor:

1. Devre: Ebu Talib'in vefatından önce yapılan eziyet ve iş­kenceler: Bu dönemde Peygamber efendimize yapılan eziyetler daha çok alay ve sövme şeklinde cereyan etmiştir. Dille haka­retten  başka birşey yapmıyorlardı. Bunu da Ebu Hakem bin Hişam (Ebu Cehil) Ukbe bin ebi Muayt ve diğer beyinsizler ya­pıyorlardı. Peygamber efendimizden başkasına yapılan, zayıf ve korumasız müminlere tatbik edilen bu bedeni eza ve işken­celer, müminlerin iki kez Habeşistan'a hicret etmelerine sebep olmuştu. Oraya hicret edenler arasında büyük sahabiler de var­dı. Örneğin Cafer bin Ebi Talib, Osman bin Affan da hicret edenler arasında idi. Belki de bunlar, sözlü eziyetlere alay ve maskaralıklara dayanamadıkları için Habeşistan'a hicret et­mişlerdi.

2. Devre: Ebu Talib'in vefatından sonra müşrikler eziyetleri­ni şiddetlendirmişlerdi. Artık hem sözlü, hem de fiili saldırılar­da bulunuyorlardı. Nihayet Peygamber (sav) efendimiz Taif dö­nüşünde Mekke-i Mükerreme'ye girebilmek için birilerinin hi­mayesine ihtiyaç duymuştu. Mut'im bin Adiy onu himayesine alarak Mekke'ye sokmuştu. Peygamber efendimiz, Ebu Talib'in himayesini kaybettikten sonra Cenab-ı Allah ona Mutim bin Adi/nin himayesini sağlamıştı.