Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Son Peygamber 2.cilt - 2Cilt - 54. Sayfa

 

Allah Teala'nın Himayesi

 

Buhari, ibn Abbas'm şöyle dediğini rivayat eder: "Ebu Cehil, namaz kılan Peygamber efendimizi gördü ve ona: "Ey Muham­medi Sana namaz kılmayı yasaklamamış mıydım? Mekke'de meclisi benden daha kalabalık olan bir adam yoktur. Bunu bi­liyorsun!" dedi. Sonra Peygamber efendimiz, onu kovdu ve Ce­nab-ı Allah'ın şu ayet-i kerimesi nazil oldu:

"O zaman (o gitsin) de meclisini (adamlarını) çağırsın. Biz de Zebanileri çağırırız." (Aiak: 17-18)

Allah'a andolsun ki, Ebu Cehil, meclisindeki adamlarını ça­ğırmış olsaydı, onu azap zebanileri yakalayacaklardı!"

îbn Cerir et-Taberi, Ebu Hüreyre'den şöyle bir rivayette bu­lunur:

"Ebu Cehil, etrafındaki adamlara şu Öneride bulunmuştu. "Herkesin görebileceği şekilde Muhammed'in yüzünü yere süre­lim mi? Evet dediler. O da şöyle dedi: "Lat ve Uzza'ya yemin ol­sun ki, onu namaz kılarken görürsem, boynuna basacağım ve yüzüne toprak süreceğim!" Peygamber efendimiz namaz kılar­ken Ebu Cehil, boynuna basmak içn yanına gelmişti. Fakat ona yaklaşınca geri dönerek koşmaya başladı. Bu arada eliyle yüzü­nü kapamaya ve kendini korumaya çalışıyordu. Kendisine "Ne­yin var?!" diye sorulunca şu cevabı vermişti: "Benimle Muham­med'in arasında ateşten bir hendek var! Ve karşımda kanatlı melekler duruyor!" Bunun üzerine Resulullah (sav) efendimiz de şöyle buyurmuştu: "Eğer bana yaklaşsaydı, melekler onu ka­pıp götüreceklerdi!"

îkrime, Ibn Abbas'ın şöyle dediğini rivayet eder: "Peygam? ber efendimizle Mekkeli müşrikler arasında bir konuşma geç­mişti. Peygamber efendimiz onları Allah'a iman etmeye çağır­mıştı. Taptıkları taşların kendilerine fayda ve zarar veremeye­ceklerini, Allah'ın azabına karşı onları koruyamayacaklarını açıkladıktan sonra yanlarından ayrılıp gitmişti. Ebu Cehil b. Hişam da kalkıp şöyle demişti: "Ey Kureyş topluluğu! Görüyor­sunuz ki, Muhammed bizim dinimizi küçük görmekten, ataları­mıza sövmekten, bizi horlamaktan, tanrılarımızı inkar etmek­ten geri durmuyor. Allah'a andolsun ki, yarın ben bir taş geti­rip üzerinde oturacağım. O namaz kılıp secdeye vardığı zaman, o üzerinde oturduğum taşla onun kafasını ezeceğim. Onun ka­fası ezildikten sonra, Abdü Menaf oğulları bana ne yaparlarsa yapsınlar, umurumda bile değil!"

Ertesi sabah Ebu Cehil eline bir taş alıp Kabe'nin yanına geldi ve taşın üzerine oturdu. Peygamber efendimizi beklemeye başladı. Az sonra Peygamber efendimiz gelip Mescid-i Aksa'ya yöneldi ve namaza durdu. Peygamber efendimiz namaz kılar­ken Hacer-ül-Esved ile Rüknü Yemani'yi arasına alır ve öylece namaz kılardı. Öte yandan Kureyşliler de Ebu Cehil'in Pey­gamber efendimize ne yapacağını görmek için, kendi meclisle­rinde oturup beklemekteydiler. Peygamber efendimiz secdeye varınca, Ebu Cehil taşı eline alıp üzerine yürüdü. Yanına var­dığında şaşkın, rengi sararmış ve ürkmüş bir durumda geri döndü. Elleri taşın üzerinde kurumuştu. Nihayet taşı elinden attı. Olup bitenleri seyretmek için gelen Kureyşliler Ebu cehil'in başına gelenleri gördüler ve ona "Neyin var ey Ebu Cehil?!" dediler. Ebu Cehil: "Dün size söylediklerimi yapmak için Mu-hammed'in üzerine yürüdüm, ancak yanına yaklaştığımda ya­nı başında iri kıyım damızlık bir devenin durduğunu gördüm. Vallahi onun gibi iri başlı ve iri dişli bir deve görmemiştim. Ni­yeti beni yemekti."

Bu naklettiğimiz haberleri güvenilir raviler, kuvvetler ve sa­hih senetlerle nakletmişlerdir. Her ne kadar bazı rivayetlerin senetlerinde zaaf bulunsa da, kuvvetli olanları zayıf olanlarına göre daha fazladır. Zaten bu konuda kuvvetli rivayetler bize yeterlidir. Biz bu eziyetlerin Peygamber efendimize Ebu Ta-lib'in vefatından sonra yapıldığı görüşünü ileri süren îbn Ke­sirdin görüşünü tercih ediyoruz. Her ne kadar bazı siyer ve ha­dis kitaplarında, rivayet edilen sahih senetlerle, bu olayların zamanları anlatılmamaktaysa da, bu vakıaların güvenilir ravi­ler tarafından nakledildiği doğrulanmaktadır. Araştırıcı tarih­çilerin, olayları, kendilerine münasip olan durumlarla bağlantı­lı kılmaları gereklidir. Bu eziyetler, Peygamber efendimizi hi­maye eden en yakın akrabası olan amcası Ebu Talib'in kalbine peygamber sevgisini ve himayesini ilham etmişti. Hayatı bo­yunca Peygamber efendimize tabi olmamış olsa da, yine ondan yardımını ve himayesini esirgememişti. Cenab-ı Allah da, hiç­bir zaman peygamberini yardımsız ve desteksiz bırakmamış, onu düşmanları karşısında yok etmemişti.