Min Hac Cinayetler - 17G C
A. GENEL BİLGİLER – B. DİYET (KAN BEDELİ) – C. KAN İDDİASINDA BULUNMAK VE KASEME
D. BAGİLER (İSYANCILAR) – E. İMAMETİN ŞARTLARI – F MÜRTEDİN HÜKMÜ
G. ZİNA – H. HIRSIZLIK – I. İÇECEKLER BAHSİ – J. SAYYAL (SALDIRGAN)
KAN İDDİASINDA BULUNMAK VE KASAME
İddia edilen suçun; kasıtlı veya yanlışlıkla mı tek kişi tarafından mı yoksa birkaç kişi tarafından mı işlendiği belirtilmelidir. Davacı davasını mutlak olarak anlatırsa, hakimin ondan açıklayıcı bilgi istemesi menduptur. Zayıf kavle göre kadı ondan açıklayıcı bilgi istemez.
Davacı, davalıyı belirtmelidir. Şayet: "Onlardan biri öldürdü." derse, en sahih kavle göre hakim onlara yemin verdiremez. Zorla almak, hırsızlık ve itlaf davalarında da davacı tayin ve açıklama yapmalıdır. Davalı, mükellef ve hüküm giymeye uygun olmalıdır.
Üçüncü şart ise davacı mükellef olmalıdır. Mükellef olmayanın davası dinlenmez. Davacı davayı açma esnasında olgun ve davalı kendisi gibi olmalıdır. Yani mükellef, akil ve baliğ olmalıdır. Dördüncü şart ise, davalı mükellef olmalıdır. Çocuk veya deliye karşı açılan dava dinlenmez.
Davacı, bir kişinin önce tek başına, sonra da başka birinin cinayeti işlediğini iddia ederse, bu ikinci iddiası kabul edilmez. Veya cinayetin kasten işlendiğini iddia eder de sonra hatayla işlendiğini söylerse, en zahir kavle göre asıl dava düşmez.
Adam Öldürmede kaseme, levs yerine geçer. Levs, davacının doğru söylediğine dair bir karinedir. Bu karine maktulün düşmanlarına ait mahallede veya küçük bir köyde bulunması veya maktulün yanından bir grup insanın dağıldıklarının görülmesidir.
İki grup karşılaşır ve savaştan sonra aralarında bir ceset bulunursa ve her iki grup iç içe girerek savaşmışlarsa, levs karşı tarafın aleyhinde olur. İç içe girmeden savaşmışlarsa, levs maktulün ait olduğu grubun aleyhine olur.
Adil bir kimsenin şehadeti levstir, kısası gerektiren kasıtlı öldürme ise karinedir. Keza kölelerin ve kadınların şehadetleri de levstir. Zayıf kavle göre ise kölelerin ve kadınların şehadete ayrı ayrı gelmeleri şarttır. Fasıkların, çocukların ve kafirlerin şehadeti en sahih kavle göre levstir.
Cani aleyhinde bir levs zuhur eder ve katilin oğullarından biri: "Filân adam babamı öldürmüştür." der, diğeri de onu yalanlarsa levs batıl olur. Zayıf kavle göre karine geçerlidir. Bir başka zayıf kavle göre ise, fasığm yalanlamasıyla levs geçersiz olmaz. Maktulün oğullarından biri: "Babamı Zeyd ve tanımadığım biri öldürdü." der, diğeri ise: "Amr ve tanımadığım biri öldürdü." derse, her biri belirttikleri şahıs üzerine yemin eder ve her biri diyetin dörtte birini alır.
Davalı, aleyhinde ileri sürülen delili inkar ederek: "Ben maktulün yanından ayrılan kimselerden değilim." derse, yemin etmesi şartıyla sözü doğrulanır. Öldürme olayının aslına dair bir karine bulunur da kasten veya yanlışlıkla Öldürüldüğüne dair bir emare yoksa, en sahih kavle göre kaseme uygulanmaz.
Organ kesmede ve mal telef etmede kaseme yoktur. En zahir kavle göre, köle veya cariyenin öldürülmesinde hem levs hem de kaseme şartı aranır.
Kaseme, davacının maktulün öldürülmüş olduğuna dair elli defa yemin etmesidir. Mezhep alimlerince kabul edilen rivayete göre, elli yeminin art arda olması şart değildir. Yemin eden kişi yemin esnasında delirir veya bayılır da araya fasıla girerse, ayıldığın-da eksik kalan yeminleri tamamlar. Yemin eden kişi yemin esnasında ölürse, en sahih kavle göre eksik kalan yeminleri mirasçısı tamamlayamaz. Vefat edenin yeminleri hükümsüz sayıldığından yeminleri mirasçılarına mirastaki hisseleri oranında tevzi edilir ve eksik kalan yeminler tamamlanır. Zayıf kavle göre ise, her bir mirasçı elli defa yemin eder.
Mirasçılardan biri yeminden kaçınır veya gaib ise diğeri elli defa yemin eder ve kendi hissesini alır. Aksi halde gaib olan gelinceye
kadar sabreder. Mezhep alimlerince kabul edilen rivayete göre, davalı levs olmaksızın elli defa yemin eder. Davacıdan davalıya veya davalıdan davacıya reddedilen yemin veya levs ile birlikte davacıdan davalıya dönen yemin elli yemindir. Tek şahit ile birlikte yapılan yemin elli tanedir.
Yanlışlıkla veya kasta benzer öldürmede akilenin diyet vermesi vacibtir. Kasten öldürmede hakkında yemin edilen kişinin diyet vermesi vacibtir. İmam'ın ilk kavline göre kendisine kısas uygulamak vacibtir.
Bir maktul hakkında îevs mevcut olduğunda üç kişi tarafından kasten öldürüldüğü velisi tarafından iddia edilir ve onlardan bir kişi hazır ise, veli onun için elli defa yemin eder ve diyetin üçte birini alır. İkincisi de gelip hazır olursa onun için de elli defa yemin eder. Bir kavle göre ise; birinci defa yemin ederken onu zikretmemişse, yirmi beş defa yemin eder. Yemin ederken onu zikretmişse, hazır olmayan davalı hakkında yapılan yemin sahihtir görüşünü kabul etmemiz halinde yapılan yeminlerle iktifa edilir. En sahih olan kavil de budur. Üçüncüsü gelip hazır olursa hükmü ikinci şahsın hükmü gibi olur.
Bir kimse kan bedelini hak ederse yemin eder. Bu kimse kölesinin kan bedelini hak eden mukâteb biri ise, efendisi değil de kendisi yemin eder. Bir kimse, kan bedelini hak ettikten sonra mürted olursa, İslam'a dönünceye kadar yeminin te'hir edilmesi daha iyidir. Mürted-lik döneminde yemin ederse, mezhep alimlerince kabul edilen rivayete göre bu sahihtir. Mirasçısı olmayan maktul için kaseme olmaz.
Kısas ve Malın Gereğini Sabit Kılan Şey
Kısası gerektiren şey, suçlunun ikrarı veya iki adil şahidin şe-hadetiyle sabit olur. Kesme ve yaralama için ödenen malı gerekli kılan şey de ikrar veya iki şahidin şehadetiyle veya bir erkek ve iki kadının şehadetiyle veya yeminle sabit olur. Bir erkek ve iki kadın maktulün mirasçılarından birinin mal karşılığında katili kısastan affettiğini söylerse, en sahih kavle göre şahitlikleri kabul edilmez.
Bir erkekle iki kadın, bir kişinin bir kimsede haşimeden önce mudiha yarası açtığına şahitlik ederlerse, mezhep alimlerince kabul edilen rivayete göre haşimenin ersi vacib olmaz. Şahitler iddia edilen şeyi açıkça belirtmelidirler. Şahit aleti belirleme hususunda: "Onu kılıçla vurdu, yaraladı ve öldü." derse, öldürme olayı sabit olmaz. Ancak: "Yara ile öldü veya onu öldürdü." demelidir. Şahit ifadesinde: "Kafasma vurdu ve kanadı veya kanı aktı." derse, damiye yarası sabit olur.
Mudiha yarasının sabit olması için şahidin ifadesinde: "Onu vurdu ve kafa kemiği göründü." demesi kafidir. Zayıf kavle göre ise: "Kafasında mudiha yarası açtı." demesi şarttır. Mudiha yarasında kısasın mümkün olması için şahit mudihanm yerini ve zamanını belli etmesi vacibtir. Sihir sebebi ile olan öldürme, delil ile değil de caninin ikrarı ile sabit olur.
Bir kimse mirasçısı olduğu adamın yaralandığına dair şahitlik ederse, yarası iyileşmeden şahitliği kabul edilmez. Yara iyileştikten sonra yapacağı şahitlik kabul edilir. Keza mirasçısı olduğu kişi ölüm döşeğinde iken malı için şahidin yapacağı şahitlik, en sahih kavle göre kabul edilir. Caninin akilesi yüklendiği diyete şahitlik edenlerin fasık olduklarını iddia ederlerse, şahitlikleri kabul olunmaz.
İki kişi, iki şahsın bir adamı Öldürdüklerine şahitlik ederler de her iki zanlı katil ise davayı iddia edenlerin adamı öldürdüklerine şahitlik ederlerse ve maktulün velisi de ilk iki şahidi tasdik ederse, onların şahitliğine göre hüküm verilir. Son iki şahidi veya her dördünü tasdik ederse veya tümünü yalanlarsa, her üç meselede de şahitlikleri batıl olur.
Maktulün mirasçılarından bir kaçı, katillerden bir kaçını affetmiş olduklarına dair ikrarda bulunurlarsa kısas düşer. İki şahit maktulün öldürülme zamanı veya yeri veya öldürme aleti veya öldürme biçimi (boynu vurmak, ikiye bölmek gibi) hususlarında ihtilâf edelerse, şahitlikleri geçersiz olur. Zayıf kavle göre ise böyle bir şehadette levs vardır.
İslami Okul Okulların En Önemlisi