Cumartesi, 13 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi 📖 Eski Görünüm

EL-MUVAFAKAT *ŞATİBİ* MANİ / ÜÇÜNCÜ MESELE: Teklif hitabına dahil - 3. Sayfa

 

EL-MUVAFAKAT  *ŞATİBİ*

 

MANİ / ÜÇÜNCÜ MESELE:

 

Teklif hitabına dahil olması bakımından mükellefin mani'i, emredilmiş olarak veya yasaklanmış olarak ya da muhayyer bırakılmış olarak yapması ya da terketmesi kaçınılmaz olacaktır. Eğer birinci şekilde ise durum açıktır. Mesela bir adamın elinde nisab miktarı malı olur; ancak bir ihtiyaçtan dolayı borçlanır. Böylece hükümler mani'in huslilünün gereği doğrultusunda ortaya çıkar. Eğer ikinci ise, ki bu mesela mani'i mani olması açısından sebebin hükmünü düşürmek ve böylece gereğinin üzerine terettübüne engelolmak kasdıyla ortaya konulması olmaktadır; bu da sahih olmayan bir davranış olacaktır.

 

Böyle bir davranışın sahih olmadığının delilleri:

 

Buna delalette bulunan nakli deliller çoktur. Bunlardan birisi de şu ayet olmaktadır: "Biz bunları, vaktiyle bir bahçe sahiplerini denediğimiz gibi denedik. Sahipleri daha sabah olmadan, bahçeyi devşireceklerine bir istisna payı bırakmaksızın- yemin etmişlerdi .... "[Kalem, 17-18] Devamıyla birlikte bu ayetler, yoksulların haklarını düşürmek için hileye başvurma kasıdlarının bulunması ve yoksulların genelde bahçeye gelemeyecekleri kadar erken bir vakitte mahslilü devşirmek gibi onların gelmelerini engelleyecek bir çareye (mani') başvurmaları sebebiyle azaba uğratıldıkları haberini içermektedir. Azab ise ancak haram olan bir fiilden dolayı olur.

 

Bir başka delil; "Kadınları boşadığınızda, müddetleri sona ererken onları güzellikle tutun ya da güzellikle bırakın, haklarına tecavüz etmek için onlara zararlı olacak şekilde tutmayın; böyle yapan şüphesiz kendisine yazık etmiş olur. Allah'ın ayetlerini de alaya almayın."[Bakara, 231] ayetidir. Bu ayet, kocaların karılarının kendilerinden sonra bir başka koca daha görmemeleri kasdıyla sürekli boşamalan ve arkasından da rücuda (ric'at) bulunmalan ve böylece iddetlerinin sürüp gitmesi sebebiyle kadınların mutazarrır olmaları yüzünden inmiştir. Bu kasıdla kocaların zevcelerine rücu da bulunmaları, onların başkalarına helal olmalarına bir mani olmakta idi.

 

Bir hadiste de şöyle buyurulmuştur: "Allah Yahüdileri kahretsin! Onlara içyağları haram kılınmıştı. Onlar bunu yar dul ar (tevil ettiler) ve onu sattılar." Bazı rivayetlerde de "Satıp parasını yediler." buyurulmuştur.

 

Başka bir hadislerinde Hz. Peygamber [s.a.v.] : "Ümmetimden bazı insanlar şarabı içerler ve onu başka adla isimlendirirler.'' buyururlar. Başka bir rivayette "Ümmetimden zinayı, ipeği, içkiyi ve çalgıları helal kılmak isteyen bazı kavimler çıkacaktır. '' buyrulur. Bir hadiste de: "İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelir ki, o zamanda beş şeyle beş şey helal kılınmak istenir: Verdikleri çeşitli isimlerle içkiyi; hediye adı altında haramı (rüşvet gibi); korku (meşru müdafaa) adı altında öldürmeyi; nikah adı altında zinayı, bey' adı altında ribtıyı helal kılmak isterler. " Sanki burada zikri geçen şeyleri helal kılmak isteyen kimseler, mani olan şeyin isim olduğu zannıyla haram olan şeyi başka isme nakletmişler, böylece

söz konusu mani'in kalkacağını ve o şeyin artık helalolacağını düşünmüşlerdir.

 

Yüce Allah ayette: "Zarara uğratılmaksızın edilen vasiyyetten veya borçtan sonra ... ''[Nisa, 12] buyurmuş ve zarara uğratma halini istisna etmiştir. Mesela ölüm halinde olan kimsenin, mani'i ortaya koymanın kendi hakkından olduğu düşüncesiyle, varislerin mahrumiyetini ya da haklarının azalmasını kasdederek onlardan biri lehinde borç ikrarında bulunması veya üçte birden fazla vasiyyette bulunması zarar vermek olur. Zarar vermek ise ittifakla menedilmiştir.

 

Yüce Allah bir başka ayette: "Sıkıca bağladıktan sonra yeminleri bozmayın!''[Nahl 9] buyurmaktadır. Ahmed b. Hanbel: "Hiyel (hileler, çareler) ve yeminler konusunda söylenilenlerden taaccüb etmişimdir. Yeminleri hilelerle ortadan kaldırıyorlar!"demiştir.

 

Hadiste de: "Otların menine bir vesile edilmek üzere suyun fazlası men edilmez. '' buyrulmuştur.

 

Yine hadiste: "Eğer bir yerde. veba (tatın) olduğunu işitirseniz, oraya girmeyiniz. Eğer sizin de bulunduğunuz bir yerde ortaya çıkarsa, o takdirde ondan kaçarak oradan çıkmayınız.'' buyrulmuştur.

 

Bu konuyla ilgili olmak üzere gerek Kitab'da, gerek sünnette ve gerekse selef-i salihinin [radıyallahu anhum] sözlerinde pek çok delil bulunmaktadır.

 

Şart bahsinde ileri sürülen itirazlar ve verilen cevaplar sırasında cari olan şeyler aynısıyla mani bahsinde de geçerlidir. Oradaki verilen bilgilerden hareketle manilerin hükmü de bilinecektir. Acaba mani'i ortaya koymaya ya da ortadan kaldırmaya yönelik hareket batıl mıdır? Bu aynen orada olduğu gibi iki kısma ayrılacaktır: Celbedilmek istenilen mani mesela ya ortaya konulmamış, yok manasınadır veya değildir. Eğer öyle ise yani yok hükmünde ise, hüküm bulunacaktır. Mesela nisaba malik olan bir kimse kendisinden zekatı düşürmek amacıyla ve yıl geçince de kullanmadan geri iade etmek kasdıyla borç alacak olsa, bu borcu (mani) yok hükmünde olur ve hüküm dıri olur. Eğer böyle değilse ve mani şer'an vaki bulunuyorsa bu takdirde mesela yemininde hanis olmaktan korkarak karısını boşayan kimsenin durumunda olduğu gibi, bu takdirde meselenin üzerinde durmak gerekecektir ve konu aynen şart bahsinde geçtiği gibidir. Dolayısıyla burada bir daha tekrarına lüzum yoktur.

 

Sonraki sayfa için aşağıdaki link’e tıkla:

 

VA’Zİ HÜKÜMLER / SIHHAT-BUTLAN