YAĞMUR UMMA NAMAZI VE DUASI - Delileriyleislamfikhi - 18. Sayfa
Gayr-İ Müslim Vatandaşlar Da Yağmur Duasına Çıkar Mı?
Yağmur Duasına Nerelerde Çıkılır?
YAĞMUR
UMMA NAMAZI VE DUASI
(Salat-i Istiska)
Sebeplerin Allah'ın elinde bulunduğunu bir türlü idrâk edeimyen inkarcılar, «duâ ile yağmur yağar mı?» derler. «Yağmurun oluşması ve yağması için belli kanunları, sebepleri hazırlayan kimdir?» diye soracak olursak, *bu güç tabiatın kendisinde mevcuttur» derler. «Peki tabiat dediğiniz madde âlemi, nasıl olurda bu kadar düzenli ve en yüksek hesaplara dayalı binlerce kanunları düzenlemiştir? Tabiat dediğiniz maddenin çok bilgili, kudretli olması ve her şeyi lâyıkıyla bilmesi gerekir. İnsan en mükemmel ve en akıllı canlı olmasına rağmen, ne böyle muhteşem bir düzen, ne de onu idare edecek kanunları ve sebepleri yaratabiliyor. İnsan kadar akıllı ve mükemmel olmayan madde yığını kendisinden çok daha mükemmel varlıkları, olayları nasıl meydana getirebilir?
Bütün bu sorular cevapsız kalır. Çünkü Allah'a, Onun sonsuz kudret ve tükenmiyen hikmetine inanmıyan kişilerden olumlu bir cevap beklemenin de bir yararı yoktur.
Mevlâna bu konuya temas ederek diyor ki :
«Her olayın bir sebebe, bir'illete bağlandığım biliyoruz. Ama sebep ve illetler nereye bağlanır? Biz diyoruz ki, onları vücuda getiren Allah'a bağlanır. Bütün sebep ve illetler Onun elinde bulunuyor. Dilediğinde müdahale yapar. Yoksa eşyayı yaratıp sebeplere bağladıktan sonra kendini bir tarafa çekip düzeni sahipsiz bırakmamıştır.»
îşte yağmur umma namazı ve duası, ilâhî müdahaleyi dilemek ve sebepleri yeniden oluşturmasını istemektir.
Resûlüllah CA.S.) Efendimiz devrinde Medine ve civarında kuraklık hüküm sürdü ve kıtlık başladı. Bir cuma günü Efendimiz Minberde hutbe okurken, Ashabdan biri ayağa kalkıp şöyle dilekte bulundu : «Ya Resûlellah! Davarlarımız yok oldu, yollarımız kesildi, ekinlerimiz kurudu. Allah'a duâ edin de bize yağmur indirsin...»
Bunun üzerine Resûlüllah (A.S.) Efendimiz ellerini kaldırıp şöyle duâ etti :
«Allahım! bize yardımda bulun, bize meded-u inayet eyle. Bize yağmur ver.,.»
Hz. Enes (R.A.) diyor ki :
«Resûlüllah Efendimiz bu duayı yaparken, Allah'a yemin ederim ki gökte buluttan eser yoktu. Ansızın bir kalkan büyüklüğünde bir parça bulut ufukta göründü, derken çok geçmeden yayılıp Medine'yi kapladı ve yağmur yağdı. Hiç kesilmeden ikinci cumaya kadar devam etti. Yine birinci cumada olduğu gibi bir adam kalkıp şöyle dilekte bulundu: «Ey Allah'ın Peygamberi! Mallarımız yok oldu, yollarımız kesildi. Allah'a duâ edinde yağmuru durdursun...» Bunun üzerine Efendimiz (A.S.) ellerini kaldırıp şöyle duâ etti : «Allahım! Yağmuru çevremize gönder, artık bizim üzerimize indirme. Allah'ım yağmuru, tepeler, vadiler, ağaçlar ve bitkiler üzerine yağdır...»
Bunun üzerine bir haftadan beri devam eden yağmur, derhal kesiliverdi ve hava açıldı, güneş göründü.»[1]
îbn Abas (R.A.)'dan yapılan sahih rivayete göre,
«Rasûlüllah (A.S.) Efendimiz, yağmur dileme namazım, tıpkı bayram namazı gibi iki rek'at olarak kıldı.»[2]
Abdullah bin Kinâne anlatıyor :
«Velid bin Atebe beni, Resûlüllah (A.S.) Efendimizin nasıl yağmur duasında bulunduğunu öğrenmem için îbn Abbas'a gönderdi, îbn Abbas (R.A.) bana aynen şunları söyledi : «Resûlüllah (A.S.) Efendimiz eski elbise giyindi, çok mütevazi bir edâ içinde başını yere doğru eğip tam bir mahviyet göstererek namazgahe geldi, Sizin bugünkü okuduğunuz hutbe gibi bir hutbe okumadı. Ama hiç durmadan duâ etti, niyazda bulundu, Tekbîr getirdi ve sonra iki rek'at namaz kıldı, tıpkı bayramda kıldığı gibi.»[3]
Hz. Âişe (R.A.) Validemizden yapılan diğer bir rivayette şöyle deniliyor :
«Halk kuraklıktan bunaldı ve gelip Resûlüllah'a dert yandı. Bunun üzerine Allah Resulü, namazgaha bir minber getirip konulmasını emretti. Va'dettiği günde halk ile birlikte namazgahe çıktılar. Efendimiz minbere çıkıp Tekbîr getirdi, sonra Aziz ve Celil olan Allah'a hamdetti; sonra da şöyle dedi : «Sizler ülkenizdeki kuraklıktan şikâyetçi oldunuz, zamanında yağmur yağmadığından yakındınız. Halbuki Allah size duâ etmenizi ve yapacağınız duayı kabul buyuracağını va'detmiştir.» Efendimiz bu uyarıda bulunduktan sonra şu duayı yaptı :
«Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur. Rahman ve Rahim O'dm; din gününün (kıyametin ve oradaki cezanın) yegane sahibidir. Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. O dilediğini işler. Allahım! Sen Allansın, Senden başka ilâh yoktur. Sen ganî (çok zenginsin ve hiç bir şeye muhtaç değil) sin. Bizler ise fakirleriz. Üzerimize bereketli bir yağmur indir. İndireceğini bize azık yap ve bir süre bizi idare edecek ölçüde bereketli kıl.»
Bu duadan sonra Efendimiz ellerini kaldırıp yine duaya devam etti. Öyleki koltuklarının beyaz kısmı görünebiliyordu. Sonra cemaate arkasını döndürdü, üzerindeki üstlüğü başaşağı edip ters giyindi, sonra yüzünü cemaate çevirdi ve minberden inip iki rekat namaz kıldı. Allah diledi, yağmur yağdı ve dereler akmaya başladı. Halk ıslanmamak için koşuşurken Efendimiz tebessüm etti, o kadar ki dişlerinin beyazlığı göründü ve : «Ben şehadet ederim ki, Allah'ın gücü her şeye yeter ve ben de Onun kulu ve Peygamberiyim.» [4]buyurdu.
îmam Şafii bu ve diğer hadislere dayanarak bu konuda şöyle ic-: tihadda bulunmuştur : «Yağmur talep etme namazı, ihtiyaç duyulduğunda sünnettir. Yağmur yağmadığı takdirde ikinci ve üçüncü 1 günleri iade edilir, yani namaza devam edilir. Şehir dışına çıkılma-; dan üç gün oruç tutulur, tevbe edilir, iyilik ve hayırlar yapılarak Al-lah'a yakın olunmaya çalışılır. Sonra eski elbiseler giyilir. Çocuklar ve hayvanlar da çıkarılır. Bayram namazı gibi iki rek'at olarak namaz kılınır. Bayram hutbesi gibi bir hutbe okunur. Hutbede dua yapılır.[5]
îmam Ebû Hanîfe ise bu konuda şöyle ictihadda bulunmuştur.
«Yağmur talep etmede cemaatle kılman sünnet bir namaz yoktur.[6] Aynı zamanda hutbe de okunmaz. Sadece dua ve istiğfar edilir. Üstlük ve benzeri şeyler başaşağı edilip ters çevirümez.[7]
İmam Ebû Yusuf ile îmam Muhammed'e göre . îmam halk ile birlikte şehir dışma çıkar, namazgahta iki rek'at namaz kıldırır, kıraati aşikâr okur.[8]
Ayrıca namazdan sonra imam iki hutbe okur, hutbede bulunduğu yerde ayakta durup yüzünü cemaate çevirir, minbere çıkmaz. îki hutbe arasında azıcık oturur. Bununla beraber bir tek hutbe okuyup Allah'a dua etmesi, teşbih ve istiğfarda bulunması, günahlarının bağışlanması için Allah'a yalvarması kâfi gelir.
Hutbenin baş kısmım okuduktan sonra üzerindeki üstlük veya benzeri ne varsa onu ters çevirir. Cemaat böyle yapmaz, sadece imamın yapması kâfidir. Üstlüğün altının üste, üstünün alt kısmına gelmesine dikkat edilir. Ceket gibi bir şeyse, sadece ters çevrilmekle ye-tinilir. Baş a^ağı getirilmesine gerek yoktur.[9]
Tuhfe adlı kitapta ise şöyle deniliyor :
îmam hutbeyi bitirdikten sonra arkasını cemaate döndürüp kıbleye yönelir ve bu sırada üstündeki ceket veya cübbe ne varsa onu ters çevirir, sonra yağmur talebinde bulunarak dua eder. Halk ise yüzleri kıbleye yönelik bir vaziyette oturur, duâ ve istiğfar ile meşgul olurlar. İmamın duâ ederken ellerini göğe doğru kaldırması iyi olur. Böyle yapmaz da sadece parmağıyla göğe doğru işarette bulunursa, bu da yeter. îmam ellerini kaldırınca cemaatte kaldırır. Çünkü böyle yapmak sünnete daha uygundur.
Yağmur yağmadığı takdirde üç gün üstüste çıkılması müstehab-dır. Minber götürüp hazırlamaya gerek yoktur. Yaya olarak çıkılması da müstehabdır. Bunun gibi eski yırtık elbiseyle ve son derece mütevazi bir eda ile çıkmak Sünnettir. Her gün duâ ve namaza çıkılmadan önce sadaka verilir, hayırlar yapılır. [10]
Gayr-İ Müslim Vatandaşlar Da Yağmur Duasına Çıkar Mı?
Şâfülere göre, onların çıkmasına engel olunmaz. Arzu ettikleri takdirde ayrı bir gurup halinde çıkabilirler. Müslümanlarla birlikte çıkmamalarının sebebi açıktır : Müslümanlar toplu halde namaz kılar, onlar kılmaz. Müslümanların duâ adâbıyla onların duâ adabı birbirine uymaz.
Hanelilere göre, gayr-i müslim vatandaşlar duaya çıkmaz. Ancak kendi aralarında bir gün belirleyip çıkabilirler. Bunda engel olunmaz. [11]O halde Gayr-i Müslim vatandaşlar dilerlerse kendi mâ-bedlerinde veya açık havada yağmur duası yapabilirler. Çünkü İslâm, diğer dinlere bağlı bulunanların inanç ve ibâdetine müdahale etmez.[12]
Yağmur Duasına Nerelerde Çıkılır?
îslâm bunun ölçüsünü belirlemiş ve bir takım kıstaslar koymuştur. Irmak ve akarı, kuyu ve artizyeni, çeşme ve pınarı olmayan köy, kasaba ve şehir halkının duaya çıkması sünnettir, Belirtilen imkânlara sahip olanların çıkması sünnet değildir. Çünkü önce mevcut sulan değerlendirmek, istifade yollarım araştırmak vâcibdir. Köy veya kasabanın içinden ya da yakınından ırmak veya akar akıp gitmekte, hiç kimse zahmet edip bu sudan yararlanma yollarım araş-tırmıyorsa, o takdirde yağmur. duasına çıkmalarının hiçbir anlamı yoktur. Hem bu durumda olanların duası kabul olunmaz.
Nitekim bir ilim heyeti tarafından titizlikle hazırlanan ve kaynak eser olarak kabul edilen Fetâvâ-yi Hindiyye'de bu hususa özellikle temas edilmiştir.[13]
El-Muhit Sahibi de aynı meseleye parmak basmış ve-ancak zaruret hallerinde çıkılır. Çeşmesi, akarı olan yerlerde susuzluk ve kuraklık bir zaruret sayılmaz, demiştir.
Çünkü İslâm tembelliğin karşısmdadır. Kul gücünün yettiği nis-bette çareler araştırır ve imkân sınırının son noktasına gelirse, ancak Allah (C.C.) ona yardım eder, duasını kabul buyurur. [14]
[1] buhari - Müslim : Enes (R.A.)'den.
[2] Ebû Davud - Nesâî - Tirmizî - Îbn Mâce.
[3] Tirmizi : Hadisün Hasenün.
[4] İbn Hibban - Ebû Dâvud : îsnad-i- Ceyyid ile.
[5] Siracü'l-Vehhac Ala Metni Minhac - El-Gamravi.
[6] El-Hidâye – Merğinani.
[7] Et-Tebyin – Zeylaî.
[8] El-Ayni - Şerh-i Hidâye.
[9] Fetâvâ-yi Hindiyye - El-Muhit - Serahsî - Siracü'l-Vehhac - Helvanı.
[10] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/25-29.
[11] Siracüpl-Vehhac - El-Gamravi . C. ı, S. 100 - Fetâvâ-yi Hindiyye : C. l, S. 154.
[12] El-Aynî Şerh-i Hidâye.
Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/29.
[13] Fetâvâ-yi Hindiyye : C. 1, S. : 154.
[14] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/29.
İslami Okul Okulların En Önemlisi