Lakit (Bir Yere Bırakılmış Sahipsiz Çocuk) - Delileriyleislamfikhi - 43. Sayfa
LAKİT - BİR YERE BIRAKILMIŞ SAHİPSİZ ÇOCUK
Himayesine Aldığı Çocuğu Başkası Ondan Alabilir Mi?
Terkedilen Çocuğun Velisi Kim Olabilir?
Terkedilen Çocuğu Himayesine Alan, Bir Ücret Taleb Edebilir Mi?
Terkedilmiş Çocuk Müslüman Sayılır :
LAKİT - BİR YERE BIRAKILMIŞ SAHİPSİZ ÇOCUK
îslâm insanın unsuruna değer verir ve onun kendi kaderine ter-kedilmesini önler. Bunun için manevî birçok mükâfatlar va'detmek1e beraber yasal olarak da bazı hükümler 'koymuştur.
İslâm Hukukunda bir yere atılmış ölü veya diri çocuğa lakit denilir. Bunun iki sebebi 'düşünülebilir. Ya zinadan doğma olduğu için işlenen günahı örtmek amaciyle, ya da annesi, yoksa bir yakını tarafından besliyemiyecek endişesiyle cami, yol ve benzeri yerlere atılır.
Böyle bir çocuğa rastlıyan kimsede bazı şartlar aranır :
a) Önce âkil ve baliğ olması..
O halde aklî dengesi yerinde olmayan bir kimse ne kadar zengin rölursa olsun, rasladığı sahipsiz-terkedilmiş bir çocuğu alıp besliye-mez. Ergen olmayan kimseler de böyledir.
b) Rasladığı sahipsiz terkedilmiş çocuğu barındıracak normal gıdasını te'min edecek ve koruyacak bir güce sahip bulunması.. Aksi halde alıp beslemesine cevaz verilmez.
c) Müslüman ve hür olması şart değildir. Bu bakımdan bir gayr-i müslim vatandaş da yukarıda belirtilen iki şartı kendinde taşıyorsa, sözü edilen çocuğu alıp besliyebilir. Ancak çocuk temyiz çağma gelince, yani dinler arasında farklı anlayacak çağa gelirse, o gayr-i müslim vatandaştan geri alınıp bir Müslümanın himayesine verilir.[1]
Bu hüküm Hanefîlere göredir. İmam Şâfü ve arkadaşlarına göre, çocuğa rasthyan kişinin akıl, baliğ, Müslüman olması ve güvenilir ve âdil olarak tanınması şarttır. Aksi halde buna ehil değildir.
Gürüldüğü gibi, mezhep imamlarına göre, kimsesiz çocukların veya sokağa atılmış sahipsiz yavruların emin ellere teslim edilmesi şarttır. Çünkü yetişecek bir neslin dinî sınırlan tanımıyan kişilerin elinde yetişmesi cinayettir.
Bu bakımdan durumu, yaşayışı, ahlâkı ve karakteri iyi buinmi-yen veya günah işlediği şayi' olan kimselerin sözü edilen çocukları alıp himaye etmeleri sahih değildir. Alsalar bile, hakim veya devletin yetkili organları derhal müdahale edip çotuğu geri alır ve güvenilir kişilere teslim ederler.
Sokağa terkedilmiş sahipsiz çocuğa rastlayan kimse onu himayeye ehil bole olsa, böyle bir çocuk bulduğunu yetkililere haber verip şahadette bulunmalıdır. Çünkü ileride bunu kendi öz evlâdı diye tanıtabilir. Bu ise dinimizce doğru değildir. Yani başkasına, ait çocuk sahipsiz bile kalsa, kimse onu kendi evlâdım diye tanıtamaz. Sadece Allah için besler, hali - vakti yerindeyse okutup evlendirir. Kur'ân-ı Kerîm'de «Onları babalarına nisbetle çağırın,» Duyurulmuştur. Diğer bir yerde «Onlar sizin dinde kardeşinizdir,.» denilmektedir.
Sahibi tarafından terkedilmiş bir çocuğa iki veya üç kişi birden rastlarsa, bunlardan ahlâkı daha güzel olup güvenilir ve malî imkânları daha fazla olan tercih edilir. Hepsi de aynı seviyede kimseler ise, bu hâkimin vereceği kararla belirlenir.[2]
Çocuğu Atıp Terkeden Kimse :
Ne sebebple olursa olsun çocuğunu bir yere getirip terkeden kişi günahkârdır. Bir insanı himayesinden çıkarıp sokağa atmakla ke-bâîre kapı açmıştır. Böyle bir çocuğu alıp himaye etmek ise, fuka-hanın çoğuna göre, farz-i kifâyedir. Bir kısmına göre müstehabdır. Farz-i kifaye diyenlerin görüşünde büyük isabet vardır. Çünkü bir insam kurtarmak, sevapların en büyüklerindendir. Bir insanın zay-oîmasma göz yummak veya ilgisiz kalmak merhametsizliğin en kö-tüsüdür.
Diğer mezheplerde de hüküm böyledir. Hattâ bazısına göre, rastlayan ehil ise bu farzi- ayndir.[3]
Himayesine Aldığı Çocuğu Başkası Ondan Alabilir Mi?
İslâm Hukukuna göre, terkedüen çocuğa rasthyan kimse ehilse ve gönül rızasiyle çocuğu alıp himaye ediyorsa, o takdirde bir başkasının «ben daha ehilim» diyerek çocuğu ondan almaya hakkı olmaz. Hâkime bile başvursa, hakim bu konudaki davayı reddeder.
Ancak çocuğu ilk bulan ehil kişi bir süre sbnra kendi rızasiyle onu yine ehil bdr kimseye verir, yani onun himayesine terkederse, artık sonradan pişman bile olsa geri olmaya hak kazanmaz.[4]
Terkedilen Çocuğun Velisi Kim Olabilir?
Sahibi bilinmiyen ve bir yere terkedilmiş vaziyette bulunan çocuğu himayesine alan kimse onun velîsi sayılmaz. îslâm Hukukuna göre, onun velisi veliyyü'l-emr'dir. Yani devlet başkanı veya onun o beldedeki temsilcisidir. O halde çocuğun Sünnet edilmesi, evlendirilmesi ve mevcut malı varsa onda tasarruf edilmesi hakkı ve-ıiyyü'l-emr'in veya onun temsücisüıindir. Bu bakımdan çocuğu himaye eden kimse, onun ne malında tasarrufa ehildir, ne de onu sünnet ettirip evlendirmeye yetkilidir. Çünkü en sahih tesbite göre, himayeci çocuğu sünnet ettirir de çocuk bu yüzden ölürse, himayeciye ceza gerekir.
Terkedilen çocuk henüz evlenmeden ölürse, geriye bıraktığı mal devlet hazinesine geçer, onu himaye edene kalmaz. İslâm Hukuku burada bir incelik getirilmiştir. : Çocuğun malına gözdikip onu imha-etmek istiyenler çıkabilir. Bu kapıyı kapamak, amaciyle çocuğun ve-lâsını devlet hazinesine bağlamış, onu yetkili kılmıştır. Diğer mezhep sahibi üç imamın içtihadı bu doğrultudadır.[5]
Terkedilen Çocuğu Himayesine Alan, Bir Ücret Taleb Edebilir Mi?
Aslında dinimiz bunu Müslümanlara uhrevî mükâfat karşılığında tavsiye etmiştir. Ancak çocuğa Allah rızası için bakan kimse çıkmazsa, hâkimin tensip edeceği bir kimse onu ücretle besliyebilir. İleride çocuğun babası, anası ortaya çıkarsa, bu ücret onlara tazmin ettirilir. Çıkmazsa, çocuk büyüyüp bir iş sahibi olduktan sonra kendisine kademeli biçimde ödetilir.
Ama onu hâkimin böyle bir karan ve teklifi olmaksızın alıp hi-maye eden kimse, ileride böyle bir ücret talep edemez. Sahih olan da budur.
Bulduğu çocuğu alıp hâkime götürerek ona teslim etmek isterse, hâkim bu çocuğun sahipsiz olduğuna ve terkedilmiş vaziyette rastlandığına dair beyyine = şahit veya belge ister. Bunu isbat edemediği takdirde, hakim çocuğu teslim almaz. Çünkü bu çocuk onu getirip teslim edenin öz evlâdı veya bir yakınının çocuğu olabilir. Onu Devlet Hazinesine bir yük gayesini gütmüş bulunabilir.
Ancak çocuğu himayesine alan kimse bir süre sonra hâkime başvurup çocuğun velâsım almak isterse, hâkim onun durumunu iyice araştırıp amacını tesbit ettikten ve bunda yarar gördükten sonra böyle bir karar verebilir. O takdirde adam çocuğun velisi olur ve çocuk ileride bir cinayet işlerse, onun diyeti adama ödetilir. Çocuğun malı bulunur da ölürse, adam ona vâris olur.[6]
Terkedilmiş Çocuk Müslüman Sayılır :
Fukahanın bu konuda görüşleri farklıdır. Çocuğuna göre, İslâm ülkesinde rastlanan çocuk Müslüman, gayr-i müslim bir ülkede rastlanan çocuk da gayr-i müslim sayılır. Zinlmilerin oturduğu mahalle kilise veya havrasında rastlanılan çocuk, gayr-i müslim kabul edilir.
Bu mesele hakkında en sahih ictibad ve görüşü İmam Muham-med ortaya koymuştur. Ona göre : Rastlanılan çocuğun nerede hangi yerde veya semtte ve ülkede bulunduğuna bakılmaz, onu bulup himayesine alan kimsenin durumuna bakılır. Bulup himaye eden Müslümansa, çocuk müslüman sayılır. Gayr-i müslim ise çocuk da öyle kabul edilir. Ancak îslâm ülkesinde rastlanıp himayeye alınan çocuk müslüman sayılır, isterse onu himaye eden gayr-i müslim olsun. İmam Mâlik de aym görüştedir. İmam Şafiî'ye göre de hüküm böyledir.[7]
Terkedilmiş Çocuğun Nesebi :
Bu durumda olan çocuğun nesebi bilinmemektedir. Fıkıhta buna meçhulü' n-neseb denilir. Ama bir erkek veya kadın çıkar da-«Bu benim öz evlâdımdır» diye iddiada bulunur ve bu iddiasını bey-yine ile isbat edemeşe bile, iddiasına itibar edilir. Yeter ki fâsik bir kişi olmasın. Çünkü bu durumda çocuğun aleyhine bir sonuç düşünülemez. Bilakis soyu belli olup, akranları arasında rahat konuşmasına ve rahat hareket etmesine vesile teşkil eder.
Netice böyle bir iddianın doğruluğu beyyine yoksa., hâkimin kanaatiyle sübut bulabilir. îddia eden kimse bir gayr-i müslim vatandaş olursa, hüküm yine de böyledir. Yani beyyine getirmese bile iddiası sübut bulabilir. Ancak çocuk yine müslüman sayılır, ve öyle kabul edilir. Burada nesebin sübutuyla, İslâm oluşunun sübutu ayrı ayrı hususlardır. Biri diğerini hükümsüz bırakmıyor.
Gayr-i müslim vatandaş sözü edilen çocuğun kendi öz evlâdı olduğunu beyyine ile isbat ederse, o takdirde çocuk da gayr-i müslim sayılır.[8]
Sözü edilen çocuğun babası veya annesi olduklarını iddia eden birden fazla kişi olursa, beyyine istenilir. Kam beyyi'ne getirirse onun iddiası sabit olur. İkisi de beyyine getirirse, beyyineler düşer, hüküm ifade etmez. Tarih ve bazı alâmetler üzerinde durulur, ona göre hâkim bir kanaat yürüterek sonuca varır.[9]
[1] El-Bedayi' - Fetâvâ^yi Hindiyye - El-Mebsut.
[2] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/367-368.
[3] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/368.
[4] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/368.
[5] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/369.
[6] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/369.
[7] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/370.
[8] Fasla bilgi için bak . EI-Mebsut - Şemsü'l-Eimme Serahsi - El-Bedayi' - Kâ-sânî.
[9] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/370.
İslami Okul Okulların En Önemlisi