Hacr (Tasarruftan Alıkoymak) - Delileriyleislamfikhi - 51. Sayfa
Malını Har-Vurup Harman Savuran Kimse Normale Dönerse
Gıyabında Hacr Altına Alınmasına Karar Verilebilir Mi?
Yetim Tasarrufa Ehil Olmazsa :
Sefih = Aşırı Savurgan Kişinin Malından Zekât Çıkardır Mı?
Sefih Kimse Yemin Edip Yeminini Bozarsa :
Sefih Farz Olan Haccı Edâ Etmek İstediğinde :
Günah İşleyen Kimse Hakkında Hacr Caiz Olur Mu?
Aşın Denecek Kadar Şaşkın Olan Kimseye Hacr Konulur Mu?
Hacr Altında Bulunan Ergen Çocuk Ödünç Para Alırsa :
HACR TASARRUFTAN ALIKOYMAK
Hacr : Genel anlamda, kanun yolu ile birinin -belli bir sebepten dolayı- kendi malını istediği gibi kullanmaktan aîıkonmasıdır.
İslâm Fıkhında bu konuya da önemine binaen geniş yer verilmiştir. Biz kitabımızın hacmini dikkate alarak özetleyip ana hatlarını bazı misallerle sunmaya çalışacağız.
Fıkıh kitaplarında şu tarif yapılmıştır :
Hacr : Belli bir şahsı bazı sebeplerden dolayı sözlü olarak tasarruftan men'etmektir.
Ebulhasen Kudurî bu konuda diyor ki :
«Hacri gerektiren sebepler üçtür : Çocukluk, cinnet ve kölelik.» Hidâye şerhi el-Aynî'de de aynı sebeplere yer verilmiştir.
İmanı Ebû Hanîfe eliyor ki : «Kaadı = Hâkim, hür âkil baliğ olan kimseyi tasarruftan men'etmez. Ancak onun zararı umuma dokunacak olursa, o takdirde men'etme yetkisi vardır. Bu ölçüde olanlar da genellikle şu üç sınıfta daha çok göze çarpar : Yeterli bilgiye sahip olmayıp hatalı ilâç vermekle hastaların ölümüne sebep olan dok-tor; cincilik yapan, esrar ve tılsım, muska ve büyücülük yapan aynı zamanda hoca geçinen kişi veya yeterli bilgiye sahip olmayan yanlış fetva veren müfti; bir de iflas eden kiralık ev veya hayvan sahibi. Bu üçü veya buna benzer durumda o|üp zararı umuma sirayet edenler tasarruftan alıkonulabilir. Bugün malını kiraya, verenler grubuna nakliyecileri katabiliriz. Bunlar iflas etmişse, kendilerine ücret mukabilinde teslim edilen ticarî eşyayı kaçırabilirler. O takdirde tasarruftan ahfeonmalanna yeterli sebep vardır.
Ayrıca Hanefî imamlarına göre hacr için üç ayrı sebep daha vardır : Durmadan borçlanan, eline, geçen malı har vurup harman savuran ve bir de fazlaca gaflet içinde bulunan kimselerin halleri hacre gerektiren sebeplerdendir.[1]
O halde nakliye işlerini yürüten kimse, iflas edip elindeki nakil vasıtalarını satmış, buna rağmen yine aynı işi yürüttüğünü söylüye-rek mal toplamaya, ücret almaya devam ediyorsa, hâkim derhal gereken müdahaleyi yapıp onu tasarruftan jnen'eder. Çünkü zararı umuma sirayet etmektedir.
Çocukların da tasarrufu caiz değildir. Ancak velîleri onlara izin verirse o takdirde bir sakınca yoktur. Kölelerin de tasarruf yetkisi yoktur, ancak efendileri müsaade ederse, o takdirde belli konularda tasarrufta bulunmalarından dinen bir sakınca görülmemiştir.
Bugün artık kölelik tarihe karışmıştır. Ancak İslâm Dininin onlar hakkındaki hükümlerini bilmek bakımından bazı hususlarını nakletmekte yarar vardır.
Aklî dengesi bozuk olup onun bu dengesizliği sürekli ise. o takdirde tasarrufta bulunmasına cevaz verilmez, velisi ona izin bile verse, hâkim men'eder. Ancak bazen iyileşip aklî dengesi yerine geliyorsa, o devrede tasarrufta bulunabilir. [2]
Bunaklamanın Durumu :
Bunaklaşan kimse hafızasını yitirmiş, sözleri birbirine karışır duruma gelmişse, çocuk gibi sayılır. Bu bakımdan tasarruftan men'edilir. Vasisi varsa, onun gözetimi altında bazı tasarruflarda bulunabilir.
Çocuk henüz alım-satımda kâr ve zarar, fahiş fiatla iyi ve kötü malı birbirinden ayırd edecek durumda değilse, o takdirde yaptığı alım-satım hükümsüz kabul edilir. Velîsi onun bu tarz tasarrufuna cevaz verse bile yine de sahih sayılmaz. Ancak belirtilen hususları akledecek seviyede ise, o takdirde velîsinin izniyle tasarrufta bulunabilir. Ve yaptığı tasarruf geçerli sayılır, isterse aldatılmış olsun.[3]
Malını Har-Vurup Harman Savuran Kimse Normale Dönerse
Malını harvurup harman savuran sefih kimse tasarruftan alı-konduktan sonra düzelir, normal bir kişi gibi mal kıymeti bilmeye başlarsa, İmam Ebû Yusuf'a göre, hâkimin kararı olmadan tasarrufa sahip olamaz. Tasarrufta bulunsa bile geçerli kabul edilmez.[4]
Yetim Rüşde Erince :
Yetim rüşde erince, vasisi ya da velîsi yanında muhafaza edilen mal ve parası kendisine teslim edilir. Ergen olur ama rüşde erdiği kanaati doğurmazsa, o takdirde bekletilir. İmam Ebû Hanîfe'ye göre, yirmi beş yaşma girinceye kadar bekletilir, ondan sonra kendisine teslim edilir. İmam Ebû Yusuf ile İmam Muhammed'e göre, rüşde ermedikçe yaşı ne kadar ilerlerse ilerlesin malı kendisine teslim edilmez.[5]
Yetim çocuk ergenlik çağma girer ama malını düşünmeden harcayan sefihin biri olursa, yine de İmam Ebû Hanîfe'ye göre. tasarrufuna engel olunmaz, malı kendisine tealim edilir. Çünkü hür, âkil baliğ kimsenin malına ve tasarrufuna hacr konulmaz. Ama İmam Ebû Yusuf ile İmam Muhammed'e göre, hâkim onu tasarruftan alıkoyabilir. Normale dönünceye kadar hacr devam edebilir.
Yetim çocuk ergen olduktan sonra malında tasarruf eder, alun-satımda bulunur, bağış yapar ve sonra sefîh durumuna kendini düşürür, yani bilgisizce rasgele malını harcamaya baslarsa, malına hacr konulur, yani tasarruftan alıkonur, ancak daha önce yaptığı bütün tasarruflar geçerli sayılır. Hacr konulduktan sonraki tasarrufları ise hükümsüz kabul edilir. Bu, İmam Muhammed'e göredir.
İmam Ebû Yusuf a göre, sadece sefîh durumuna düşünce hemen hacr konulmaz, bu hâkimin kararıyla gerçekleşir. Karar verilmeden önceki tasarrufları geçerli sayılır.[6]
İmam Muhammed'e göre :
Mahcur (tasarruftan alıkonulan kimse) -dört husus dışında-çocuk mesabesinde kabul edilir :
1 — Vasinin tasarrufu çocuğun malında caizdir. Mahcurun malında caiz değildir.
2 — Mahcurun nikâhı, boşaması caizdir. Çocuğun ise bâtıldır.
3 — Mahcur kimse., bir vasiyette bulunursa, bu vasiyeti malının üçte birinden caizdir. Çocuğun ise vasiyeti caiz değildir.
4 — Maihcûr kimsenin cariyesi bir çocuk doğurur, o da o çocuğun kendisinden olduğunu iddia ederse, çocuğun nesebi sabit olur. Ama çocuğun bu yoldaki iddiası sabit olmaz.[7]
Gıyabında Hacr Altına Alınmasına Karar Verilebilir Mi?
Hacri gerektiren sebeplerden biri ortaya çıkınca, hacr edilecek yani tasarruftan ahkonacak kimsenin orada hazır bulunması şart değildir. Hâkim, onun gıyabında da «tasarruftan alıkonulmuştur» diye karar verebilir ve bu geçerlidir. Ancak verilen karar kendisine tebliğ edilinceye kadar malında tasarruf eder ve bundan dolayı geçersizliği sabit olmaz.[8]
O halde hâkim henüz tasarruftan alıkoymadan önce adam bir takım tasarruflarda bulunursa, İmam Ebû Yusuf a göre. caizdir ve geçerlidir. İmam Muhammed'e göre, geçersizdir. Çünkü hakkında hacr kararımn verilmesi kesinleşmiştir.[9]
Yetim Tasarrufa Ehil Olmazsa :
Yetim ergen olmakla beraber malın kıymetini bilmez, onu rasgele lüzumsuz yere harcarsa, hâkim ister onu tasarruftan alıkoysun ister koymasın onun vasisi muhafaza ettiği malını ona teslim etmemelidir. Aksi halde zâraın olur.
Bunun gibi vasî, sözü edilen yetimin yanına emanet bir şey bırakır, o da onu yok yere harcayıp tüketirse, vasî ona zâmm olur; çünkü yetimin durumu bilinmekle beraber ona götürüp bir malı emanet bırakması, bir taksirat sayılır ve tazmini gerektirir.
Ama hâkim böyle bir yetime tasarruf için yetki tanırsa, o takdirde yaptığı ahm-satım ve diğer muameleler geçerli ve caiz sayılır. Ama savurgan olan, malın kıymetini bilmıyen har vurup harman savuran çocuk ergen olsa bile bu durumu açıkça biliniyorsa, o takdirde babasının veya vasisinin ona tasarruf için izin vermesi yeterli değildir. O nedenle böyle bir izin verildiği için çocuk tasarrufta bulunursa, geçersiz sayılır.[10]
Sefih = Aşırı Savurgan Kişinin Malından Zekât Çıkardır Mı?
Aşırı derecede savurgan olup mal kıymeti bilmiyen kimse tasarruftan men'edildükten sonra, hâkim güvenilir bir adam ta'yin edip onun malından zekâtının çıkarılarak müstahiklere verilmesini sağlar, ayrıca çoluk-çocuğunun nafakasının karşılanması için de gereken harcamayı yapmasına imkân verilir. [11]Nafakaları ona vâcib olan kimseler de bilirkişilerce tesbit ettirilerek gereken harcama yapılır.
Sefihin hısımları hakkındaki ikrarı ancak dört kimse hakkında muteber tutulur : Oğlu, babası, karısı ve kendisini azâd eden efendisi, Sefîh kişi kadın olursa, üç kimse hakkındaki ikrarı muteber tu-tutulur : Babası, bocası ve kendisini azâd eden efendisi.. Diğer yakınları 'hakkındaki ikrarları beyyinesiz kabul edilmez.[12]
Sefih Kimse Yemin Edip Yeminini Bozarsa :
Sefîhliği subut bulan kimse yemin eder veya adak adar veya karısına ziharda bulunursa, bunları keffaretinin malından ödenmesine müsaade edilmez, keffaretlerini oruç tutarak ödemesi gerekir. Çünkü malında tasarruftan her bakımdan men'edilmiştir.[13]
Sefih Farz Olan Haccı Edâ Etmek İstediğinde :
Sefîhliği sübut bulan ve tasarruftan alıkonulan kimse üzerine farz olan haccı edâ etmek isterse, o takdirde men'edilmez. Ancak yanında güvenilir kişiler bulundurulur ve hac parası o güvenilir kişiye teslim edilir. O da yol boyunca ma'ruf şekilde harcama yaparak onu idare eder. Umre yapmasına da engel olunmaz. Yani hacce gittiğinde dilerse, hacc-i kıran veya hacc-i temettü' yapabilir.[14]
Tasarruftan alıkonulan kimse, hacde bir cinayet işlerse, oruç ile telâfi edilen bir cinayet ise, malî keffarete gidilmeksizin oruç tutması sağlanır. Meselâ, bir av hayvanı öldürür veya ihramlı iken tıraş olursa, bunların keffaretini oruçla ödemek mümkündür. Zaruret olmadığı halde tıraş olur, güzel koku sürünür veya vaciblerden birini terkederse, o takdirde bir kan akıtması gerekir. Oruç ile bu karşılanmaz.[15]
Sefih kimse Arafat'da vakfeden sonra kansiyle cinsel temasta bulunursa, kendisine bir deve ya da sığır kesmek gerekir. Ancak bu ceza ileride normale dönünceye kadar geciktirilir.
Arafat'da vakfeden önce cinsel temasta bulunursa, artık haccı bozulmuş ve gelecek seneye kazaya kalmış olur. Ancak evine dönün-ceye kadar nafaka ve diğer masrafları kendi malından karşılanır.. Aynı zamanda gelecek yıl kaza etmesi için imkân verilir. Yani malı varsa, bu üzerindeki kaza için harcanır.
Sefih, nafile hac için veya umre için, ihrama girerse, artık hâkim ona yetecek kadar nafaka ve masraf ayırıp verir.[16]
Malında tasarrufta bulunmaktan alıkonulan sefih, hayır erbabının yaptığı vasiyetler gibi bazı hayırlı vasiyetlerde bulunursa, bundan men'edümez ve vasiyeti kabul edilir. Ancak bu vasiyet malının üçte birinden geçerli olur. Yaptığı vasiyet hayır erbabının vasiyetine uymuyorsa, takdirde yerine getirilmesi vâcib değildir.[17]
Günah İşleyen Kimse Hakkında Hacr Caiz Olur Mu?
Günah işleyen, gayr-i meşru yollara sapan kimse, aynı zamanda malının da kıymetini biliyorsa, o takdirde hacr konulmaz, yani tasarruftan alıkonulmaz. [18]
Aşın Denecek Kadar Şaşkın Olan Kimseye Hacr Konulur Mu?
Alış-verişinde fahiş biçimde aklanıyorsa, hafızası da zayıf bulunduğundan alıp verdiğini unutuyor ve böylece hem kendi, hem başkasının zararına iş görüyorsa, buna fıkıhta «gaflet» denilir ve tasarruftan alıkonulur.[19]
Hacr Altında Bulunan Ergen Çocuk Ödünç Para Alırsa :
Ergen fakat mahcur çocuk evlenmek için başkasından ödünç para alırsa, onun bu tasarrufu kabul edilir. Evlenme masrafından mak-sad, evleneceği kadına vereceği Mehr'dir. Bu haktan men'edilmez. [20]
ERGENLİĞİN SINIRI
Dinimizde terim olarak buna Bulûğ Çağı denilir. Bir kişi kaç yaşında veya ne zaman ergen olmuş sayılır?
Genellikle, erkek çocuklar düşazıtmak = ihtilâm olmakla evlendiği takdirde eşi gebe kalmakla veya inzal ile ergen olmuş kabul edilir. Kız çocukları ise, ihtilâm olmak, gebe kalmak veya ayhali görmekle ergenlik çağına girmiş sayılır.
Yaş sınırı olarak : îmam Ebû Yusuf ile îmam Muhammed'e göre, on beş yaştır. îmam Ebû Hanîfe'ye göre, erkek çocuk ihtilâm olmadığı takdirde on sekiz yaşında; kız çocuğu ayhali ve ihtilam olmadığı takdirde on yedi yaşında ergen kabul edilir.[21]
Erkek çocuk en erken on iki yaşında, kız çocuğu ise dokuz yaşında ihtilâm veya ayhali görmekle bulûğ çağma girmiş olurlar. Tabii bu soğuk ve sıcak bölgelere göre farklı durumlar arzeder. Yani soğuk bölgelerde kızlar oniki onüç, erkekler ondört onbeş yaşlarında ergen olurlar. Sıcak bölgelerde ise, yukarıda belirtilen sürede oldukları görülmüştür.
Erkek çocuk on iki yaşından önce ergen olduğunu, kız çocuğu da dokuz yaşma girmeden ayhali, gördüğünü iddia ederse, itibar edilmez.[22]
O halde erkek çocuğu ihtilâm, kız çocuğu da ayhali olduğunda artık ergen sayılırlar, eğer kendilerinde aklî dengesizlik ve sefihlik yoksa malları kendilerine teslim edilir. Erkek çocuğu on iki kız çocuğu dokuz yaşma geldiği halde ihtilâm olmaz ve ayhali görmezse, o takdirde geciktirilir ve bu hal devam ederse oğlan onsekiz kız on-yedi yaşma girince reşid sayılır ve mallan kendilerine teslim edilir.[23]
Erkek veya kız çocuğu ergenlik yaşma girerler de biz ergen olduk, oğlan çocuğu ben ihtilâm oldum, kız çocuğu da ben ayhali gördüm derse, sözlerine itibar edilir, ona göre hüküm yürütülür. Çünkü onlar bu yaşta kendi durumlarını daya iyi bilirler. Beyyine istemeye gerek yoktur. [24]
[1] Fetâvâ-yi Kaadıhan - Fetâvâ-yi Hindiyye.
[2] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/493-494.
[3] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/494.
[4] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/494-495.
[5] Fetavâ-yi Hindiyye.
[6] Fetâvâ-yi Kaadıhan.
[7] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/495-496.
[8] Hızânetü'l-Müftin.
Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/496.
[9] El-Kâfi – Mervezi.
[10] El-Kâfi - Mervezî - El-Muhit - Radıyüddin Serahsî.
Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/496.
[11] El-Aynî Şerhü'l-Hidaye.
[12] El-Muhit - Radıyüddin Serahsî.
Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/496-497.
[13] El-Kâfi – Mervezi.
Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/497.
[14] Et-Tebyîn - Zeylaî - Fetava-yi Hindiyye.
[15] Et-Tebyîn – Zeylaî.
[16] Fetâvâ-yi Kaadıhan.
[17] Fetâvâ-yi Kaadıhan.
Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/497-498.
[18] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/498.
[19] El-Kâfî – Mervezi.
Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/498.
[20] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/498.
[21] El-Kâfî - Mervezî – Fetâva-yi Hindiyye.
[22] Şerhü'l-Kuduri.
[23] El-Muhit - Radıyüddin Serahsî.
[24] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/498-499.
İslami Okul Okulların En Önemlisi