BAŞKASININ ÇOCUĞUNU EVLAT EDİNMEK - 080Evlatedinme - 3. Sayfa
BAŞKASININ ÇOCUĞUNU EVLAT EDİNMEK
BAŞKASININ ÇOCUĞUNU EVLAT EDİNMEK
(Evlatlık)
Fakir ailelere yardımcı olmak, onların yükünü hafifletmek İslâm'ın koymuş olduğu güzel sünnetlerden biridir. Resûlüllah (A.S.) Efendimiz'in hayatında bunun birkaç örneği mevcuttur. Amcası Ebû Talib'in ailesi çok kalabalıktı, gelir azalıp kıtlık da başgösterince büsbütün sıkıntıya düştü. Bu sebeple Resûlüllah (A.S.) Efendimiz onun yükünü hafifletmek amaciyle oğlu Hz. Ali'yi kendini himaye ve terbiyesine, Akîl'i da hali-vakti yerinde olan amcası Hz. Abbas'm himayesine aldı.
Ancak İslâm'dan önce Arap Yarımadasında nesebi belli olmayan çocukları alıp kendi evlâdı edinenler hayli çoktu. Bu yüzden soylar birbirine karışıyor, bazen çok yakınlar birbiriyle evleniyorlardı. İslâm yepyeni bir nizam ve değişik bir aile düzeni getirdi. Cahiliyye devri âdetlerinin çoğunu kökünden yıkıp kaldırdı.
Bu arada başkasının çocuğunu evlâdlık edinmeyi de yasakladı.
Nitekim Hz. Hatice'nin kölesi olup Resûlüllah'a hediye edilen küçük Zeyd'i Efendimiz evlad edinmişti. Bu bakımdan herkes ona Muhammed'in oğlu Zeyd diye sesleniyor ve öylece tanınıyordu.
Azhab Süresinin baş kısmındaki âyetler indirilerek bu yasaklandı. Yani kimsesiz çocukları, fakir ailelerin çocuklarını, yetim ve yoksulları alıp beslemek, okutmak ve evlendirmek büyük sevap kabul edildi, ama onları evlâd edinmenin sakıncaları belirtilerek yasaklandı :
«Evlâdlıklannıa da Öz oğullarınız gibi saymanıza meşru' kılma-mıştir. Bunlar sizin dillerinizle söylediğiniz (anlamsız) sözlerdir. Allah ise hakkı söylemektedir. Doğru yola ancak o eriştirir.»[1]
Bir kişinin iki kalbi olmayacağı gibi, iki babası da olamaz. Nitekim Hz. Ömer (R.A.) diyor ki: «Bu âyet inmeden önce biz Zeyd için «Muhammed (A.S.)'m oğlu» diyorduk. Bu âyet inince artık öyle demekten men'olunduk.»[2]
Ashabdan Sehle binti Süheyl bir gün Resûlüllah (A.S.) Efendimize gelerek dedi ki: «Ya Resûlüllah! Sâlim'i evlâd edindik. Ama o bizim öz evlâdımız değildir. İçimde bir şüphedir sürüp gidiyor, ne buyurursunuz?» Peygamber (A.S.) Efendimiz de ona, «Sâlim'i em-zir, böylece süt anası olursun.» buyurdu.
Bu âyet ve ilgili hadîslere dayanılarak, bir kimse yanında beslediği erkek çocuğunun ileride evlenip de boşadığı kansiyle evlenebilir, hükmü çıkarılmıştır.
«Evlâdlıkları babalarına nisbet ederek çağırın. Bu, Allah katında en doğru ve en âdil olanıdır. Eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, o takdirde onlar dinde sizin kardeşleriniz ve dostlanmz-dır.»[3]
Yani onları kardeş diye çağırın ve dinde kardeş kabul edin. Görüldüğü gibi, Kur'ân babası bilinmiyen çocukların sokakta bırakılmasına cevaz vermiyor, mü'minlerin onlan alıp beslemesini tavsiye ederken, «onları öz evlâdınız gibi kabul etmeyin. Babalarına nis-bet edin, babalarını bilmiyorsanız, dinde kardeşleriniz ve dostlarınız bilin.» buyuruyor
Hadis-i Şeriflerle bu konuya ağırlık kazandırılmış ve daha ağır ölçüde mânevi müeyyideler de konulmuştur.
«Kim babasından başkasına kendini nisbet edip -babası olmadığını bildiği halde- böyle bir iddiada bulunursa, jcennet ona haram olur.»[4] Yani bunun cezasını görmeden cennete giremez.
«Herhangi bir adam babası olmadığını bildiği halde kendini bir adama nisbet ederse, herhalde hakkı inkâr etmiş olur.» (Büyük bir günah işler).[5]
Başkasının Çocuğuna «Oğlum» ya da «Kızım» Demek..
Başkasının çocuğunu evlâd edinmenin caiz olmadığını yukarıda gördük. Başkasının çocuğuna şefkat ve sevgi yollu «Evlâdım!» veya «oğlum..» «kızım..» demek caiz olur mu?
Bu daha çok söyliyenin niyetine bağlı bir hüküm taşır. Başkasının çocuğunu kendine evlâd edinmek için söylüyorsa, caiz değildir, ayni zamanda büyük günah işlemiş olur. Ama sevgi ve şefkatin-dan dolayı ağız alışkanlığı nedeniyle söylüyorsa, bunda bir vebal yoktur.
Nitekim bize kadar gelen sahih rivayetlerden anlıyoruz ki, Re-sülûllah (A.S.) Efendimiz kendisine hizmet eden Hz. Enes'e «oğulca-ğızım!.. diye hitap etmiştir.[6]
Resûlüllah (A.S.) Efendimiz kazaya kalan umreyi yerine getirmek için yola çıktığında Hz. Hamza'mn kızı arkasından, «Amcam, amcam!.» diye seslenmiş ve Hz. Ali koşup onun elinden tutarak Hz. Fatime'ye götürüp, «amcam kızma artık sen bak..» demişti. Ama Hz. Zeyd ve Hz. Cafer de ona sahip çıkmışlar, herbiri onu alıp beslemek için hak iddia etmişlerdi. Resûlüllah (A.S.) Efendimiz onu teyzesine teslim edip, «bu hak senindir, çünkü teyze ana makammdadır» buyurmuştu. Böylece hepsi de o küçük kıza «kızım, kızım» diye sesleniyorlardı.
Konuyu özetliyelim :
a) Başkasının çocuğunu alıp evlâd edinmek dinen haramdır. Böyle yapan büyük günah işlemiş olur.
b) Yetimleri, yoksulları alıp beslemek, okutup büyütmek ve evlendirmek büyük bir sevaptır.
c) Sevgi ve şefkat yollu başkasının çocuğuna «evlâdım!.» veya «oğlum!.» «Kızım!.» demekte bir vebal yoktur[7].
[1] Ahzab Sûresi ; 4.
[2] Kurtubi : 14/118.
[3] Ahzâb Sûresi, Ayet : 5.
[4] Buharı - Müslim - Ebû Dâvud - îbn Mâce - Ahmed b. Hanbel: Ebû Bekret (R.A.)'den.
[5] Ahmed b. Hanbel - Buharî - Müslim: Ebû Zerr (R.A.)den.
[6] Ebû Dâvud - Tirmizi: Enes bin Mâlik (K.A.)'den.
[7] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 4/84-87.
İslami Okul Okulların En Önemlisi