Haramlarla Tedavi Edilmenin Hükmü - Fikihusuluhsk - 36. Sayfa
HARAMLARLA TEDAVİ EDİLMENİN HÜKMÜ
1. Haramların Tedavi Vasıtası Olamayacağını Beyan Eden Hadisler:
2. İçki ile Tedavi Edilemeyeceğini Beyan Eden Hadisler:
Mezheplere Göre Haramlarla Tedavinin Hükmü
2. Şafii Mezhebinde İki Görüş Zikredilmektedir:
Deve İdrarı Île Tedavi Edilmenin Hükmü:
HARAMLARLA TEDAVİ EDİLMENİN HÜKMÜ
Bu mesele, âlimler arasında ihtilaf konusudur. İhtilaflara değinmeden önce, bu konu ile ilgili hadis-i şeritleri ve sahabe sözlerini özetlemeye çalışalım:
1. Haramların Tedavi Vasıtası Olamayacağını Beyan Eden Hadisler:
a. Ebu Derda, diyor ki: Resulullah (sav) şöyle buyurdu:
"Şüphesiz ki Allah, hastalığı ve ilacı göndermiş, her hastalık için bir ilaç yaratmıştır. Sizler tedavi olun. Fakat haram bir şeyle tedavi olmayın.”[1]
b. Ümmü Seleme diyor ki: Kızım hasta oldu. Ona bir kabın İçinde şıra yaptım. Resulullah içeri girdi, şıra kaynıyordu. "Bu nedir?" diye sordu. "Kızım hasta oldu. Onun için şıra yaptım" dedim. Bunun üzerine Resulullah şöyle buyurdu: "Şüphesiz ki Allah (azze ve celle) sizin şifanızı haramlarda kılmadı.”[2]
c. Abdullah bin Mes'ud'un sarhoş eden şeyler hakkında şöyle dediği rivayet edilmektedir: "Şüphesiz ki Allah, şifanızı size haram kıldığı şeylerde yaratmamiştır."[3]
2. İçki ile Tedavi Edilemeyeceğini Beyan Eden Hadisler:
Tank bin Suveyd'den rivayet ediliyor ki: "Kendisi Rasulullalıtan içkiyi sormuş, Resulullah da ona içkiyi yasaklamış veya onu yapmasını çirkin görmüştür. Bunun üzerine Tarık: "Ben bunu ilaç için yapıyorum" demiş. Resulullah ona: "Şüphesizki içki ilaç değil, bilakis hastalıktır" cevabını vermiştir.[4]
Diğer bir rivayette Tarık'ın şöyle dediği nakledilmektedir:
"Dedim ki: Ey Allah'ın Rasulü! Bizim arazimizde üzümler var. Biz onları sıkıp (sarhoş edici) suyunu içiyoruz." Resulullah: "Hayır olmaz" dedi. Rasu-lullah'a tekrar sordum, "Biz üzüm suları ile hastalan tedaviye çalışıyoruz" dedim. Resulullah şu cevabı verdi: "Şüphesiz ki bu şifa değil, bilakis hastalıktır.”[5]
Mezheplere Göre Haramlarla Tedavinin Hükmü
1. Hanefi Mezhebine Göre:
içki dahil, bütün haramlarla zaruret halinde tedavi edilebilir.
Bu mezhebe göre, güvenilir, müslüman bir hekimin, belli bir hasta için. "Bunun haramdan başka ilacı yoktur" demesi halinde hasta zaruret halinde bulunduğu için o haram şey içki dahi olsa ilaç olarak kullanılabilir.
Zira Allah Teala bir kısım haramları zikrettikten sonra; "... Bir kimse mecbur kalır, zaruret haddini aşmadan ve başkalarının hakkına tecavüz etmeden bunlardan yerse, ona günah yoktur"[6] buyurmaktadır. Âyet genel hüküm ifade etmektedir. Bu mezhebin alimlerine göre, haramların ve özellikle içkinin şifa olmadıklarını ve bunlarla tedavi edilemeyeceğini beyan eden hadis-i şerifler, zaruret hali dışındaki normal halleri bildirmektedir. Zaruret olmadıkça haramların ilaç olarak kullanılmaları caiz değildir.[7]
2. Şafii Mezhebinde İki Görüş Zikredilmektedir:
a. Tercih edilen görüşe göre içki dışındaki bütün haramlarla, hatta sıvı olmayan uyuşturucu maddelerle tedavi olmak caizdir. Bu görüşe göre haramlardan şifa olmadığını beyan eden hadisler, özellikle içkiyi kastetmektedir. Nitekim, içkinin şifa vasıtası olmadığını açıkça bildiren hadis-i şerifler buna delildir.
b. Tercih edilmeyen ikinci görüşe göre ise, içki dahil, bütün haramlarla tedavi edilmesi caizdir. Yeter ki içki sarhoş edecek kadar içilmesin ve haramların yerini tutacak helal bir ilaç bulunmasın. Yani zaruret hali gerçekleşmiş olsun.
Her iki görüşe göre de içkiyi ilaç olarak kullanana içki cezası uygulanmaz. Zira ikinci görüşe göre zaten kullanılması mubahtır. Birinci görüşe göre ise konu ihtilaflı olduğu için, ortada şüphe bulunmaktadır. Şüpheli durumlarda cezalar düşürülür.[8]
3. Hanbeli Mezhebine Göre:
içki dahil, hiçbir haramla tedavi yapılmaz. Zira hadis-i şerifler, bunu beyan etmişlerdir. Bu mezhebe göre az önce zikredilen hadis-i şerifler, kayıtsız ve şartsız kabul edilmekte ve bütün haramların ilaç olamayacağı beyan edilmektedir.
Bu mezhebe göre, içkiyi ilaç olarak kullanana içki cezası uygulanır.[9]
4. Maliki Mezhebine Göre:
içki dahil, haramlar ilaç olarak kullanılamazlar. Ancak leş gibi şeyler yakılıp şekli değiştikten sonra ilaç olarak kullanı-labilinir.
Ancak İmam Malik, ölmüş hayvanların kemiklerinden yapılan ve "mertek" diye adlandırılan ilaçların yaralar üzerine sürülmesi halinde ilaç yıkanmadan namazın kılınmaya cağını söylemiştir.
Bu konuda Kurtubi şöyle diyor: "Bazıları hadis-i şeriflere dayanarak, hiçbir haramla tedavi edilemeyeceğini söylemektedir. Fakat zaruret hali bunun dışında sayılmalıdır. Zira zehiri içmek caiz değildir. Halbuki bunu ilaç olarak kullanmak caizdir."[10]
Deve İdrarı Île Tedavi Edilmenin Hükmü:
Enes diyor ki: Ukl veya Ureyne kabilesine mensub olan bazı insanlar Medine'ye geldiler. Medine'de oturmak hoşlarına gitmedi. (Hasta oldular) Resulullah onlara, sağılan develerin bulunduğu yere gitmelerini, develerin süt ve idrarından içmelerini emretti. Onlar da gittiler. Orada şifa bulduktan sonra Resulullah'ın çobanını öldürüp hayvanları aldı ve götürdüler. Sabahleyin haberleri geldi. Resulullah arkalarından adam gönderdi. Gün ilerlemişti, onlar getirildi. Resulullah onların ellerini ve ayaklarım kestirdi. Gözlerine kızgın mil çektirdi. Sonra onlar Harre denilen yere atıldılar. Su İstiyorlardı, kendilerine su verilmiyordu."[11]
Bir kısım alimler bu hadisin mensuh olduğunu, diğerleri ise mensuh olmadığını söylemişlerdir.[12]
a. İmam Malik, İmam Ahmed bin Hanbel ve Hanefi mezhebinden olan İmam Muhammed, bu hadis-i şerife dayanarak eti yenilen hayvanların sidiklerinin temiz olduğunu, bu itibarla Resulullah'ın develerin sidiklerinden içilmesini tavsiye ettiğini ve bu hadis-i şeriften haramlarla tedavi etmenin caiz olduğu hükmünün çıkarılamayacağını söylemişlerdir.
b. Buna mukabil, Ebu Hanife, Ebu Yusuf ve İmam Şafii'ye göre, eti yenilen hayvanlannki dahil, bütün sidikler necistir. Çünkü Resulullah kabirlerinde azab gören iki kişinin dünyada işledikleri günahları anlatırken şöyle buyurmuştur: "... Diğer adam ise, sidikten sakınmıyordu.”[13]
Başka bir hadis-i şerifte; "... kabir azabının çoğu sidiktendir”[14] buyurmaktadır. Görüldüğü gibi hadis-i şerifler sidikler arasında ayırım yapmamakta, her sidiğin aynı hükümde olduğuna işaret etmektedir.
Resulullah'ın Ureyne kabilesine mensub olan kişilere develerin sidiklerinden içmeyi tavsiye etmesi, zaruretten kaynaklanmaktadır. Çünkü bunlar Medine'nin havasına uyum sağlayamayarak hasta olmuşlardı. Resulullah vahy yoluyla bunların deve sütü ve sidiğiyle iyileşeceklerini bilmiş ve tavsiye etmiştir.
[1] Ebû Dâvûd, Kit. Tıb, bab: 11, hn. 3873. Hattabi, "bu hadisin senedinde İsmail bin Ayyaş bulunmaktadır. Bu kişi hakkında konuşulmuştur" diyor. (Bkz. Ebû Dâvûd, Haşiyesi c. IV, sn. 207) Heysemi, "Bu hadisi Taberani rivayet etmiştir. Ravileri güvenilir kişilerdir, diyor. (Bk2. Mecmau'z-Zevaid, c. V, sh. 86)
[2] Mecma ez-Zevaid, c. V, sh. 86. Heysemi, "bu hadisi Ebu Yala ve Bezzar rivayet etmişlerdir. Ebu Yala'mn ravileri sağlam kişilerdir. Hassan bin Muharİk hariç İbn Hib-ban, bunun da güvenilir olduğunu bildirmektedir, diyor. (Bkz. A.g.e.) Bedreddin el-Ayni, "bu hadisi İbn Hibban rivaet etmiş ve sahih olduğunu bildirmiştir" diyor. (Bkz. Umdetu'l-Kari, c. III, sh. 155)
[3] Buharı, Kit. Eşribe, bab: 15
[4] Müslim, Kit. Eşribe, bab: 12, hn. 1984 (metin Müslim'e aittir) Ebû Dâvûd, Kit. Tıb, bab: 11, hn. 3873; Darimi, Kit. Eşribe, bab: 6; Tirmizi, Kit. Tıb, bab: 8, hn. 2046; Tirmizi, bu hadisin "hasen ve sahih" olduğunu söylemektedir.
[5] İbn Mâce, Kit. Tıb, bab: 27, hn. 3500; Tarık'tan rivayet edilen bu hadisi şerifle alimler çeşitli yorumlar yapmışlardır.
Hattabi diyor ki, "bu hadisden çıkartılacak hükme göre, içki ile tedavi etmek caiz değildir. Fıkıh alimlerinin çoğu bu görüştedir. Bazı alimler, Resulullah'ın deve sidikleri ile tedavi edilmesini emrettiği bir hadisi delil göstererek zaruret halinde içki ile de tedavi edilebileceğini ileri sürmüşlerdir. Bunlara cevabı şudur: Resulullah, deve sidiklerinin mubah, içkinin de haram olduğunu açıklamıştır. Bunlar farklı şeylerdir. Birbirlerine kıyaslanamaz. Ayrıca insanlar içkiye çok düşkün oldukları için, içki her yönden haram kılınmıştır. Tâ ki insanlar bu huylarından vazgeçsinler. (Bkz. Ebû Dâvûd Haşiyesi, c. IV, sh. 205)
İbn Hazm diyor ki, "bu hadis, haramla tedavi yapılamayacağına delil olamaz. Çünkü, bu hadisin senedinde Simak bin Harb bulunmaktadır. Bu zat, Şube'nin ve diğerlerinin dediği gibi, telkini kabul eden biriydi. Bu hadisin sahih olduğu kabul edilse de yine delil değildir. Çünkü İçkinin ilaç olmadığı muhakkaktır. İçilmesi helal değildir." (Umdetu'l-Kari, c. III, sh. 155-156)
Bedreddin el-Ayni, diyor ki: "Bu meselede kesin cevab şudur: Bu hadisi şerif, zaruret hali dışındaki normal durumlara mahsustur. Normal durumlarda içki ilaç olarak kullanılamaz. (Bkz. Umdetu'l-Kari, c. III, sh. 155-156)
[6] Bakara, 173
[7] Bkz. Umdetu'l-Kari, c. III, sh. 155-156; el-Muğni li İbn Kudame, c. VIII, sh. 308
[8] Bkz. Muğni'l-Muhtac, c. IV, sh. 187-189
[9] Bkz. el-Muğni li İbn Kudame, c. VIII, sh. 308
[10] Bkz. Tefsir el-Kurtubi, c. II, sh. 216 vd.
[11] Buhârî, Kit. Vuduu, bab: 66, KİL Zekat, bab: 68, Kit. Cihad, bab: 152, Kit. Tıb, bab: 6, kic. Hudud, bab: 17; Müslim, Kit. Kasame, bab: 9-10, hn. 1671; Ebû Dâuûd, Kit. Hudud, bab: 3, hn. 4364; Tirmizi, Kit. Ta ha re, bab: 55, hn. 72; Nesei, Kit. Tahrim, ed-Denı, bab: 7, hn. 4029; İbnMâce, Kil. Hudud, bab: 20, hn. 2578; Müsned, İmam Ahmed, c. III, sh. 107, 161, 177, 198
Tirnıizi, "Bu hasen ve sahih bir hadistir. Enes'ten çeşitli yollarla rivayet edilmiştir" demektedir,
[12] Bazı âlimler bu hadis-i şerifin mensuh (hükmü kaldırılmış) olduğunu söylemişler, diğer bazıları ise mensuh olmadığını bildirmişlerdir.
a. İbn Şirin, bu hadis-i şerifte zikredilen hadisenin, ceza ayetlerinin inmesinden önce cereyan ettiğini, cezalan açıklayan ayetlerin gelmesiyle bu hadisede zikredilen cezaların, özellikle kızgın millerin göziere çekilmesi cezasının neshedildiğini söylemektedir. (Bkz. Tirmizi, Kit. Ta ha re, bab: 55, hn. 72) Ebu ez-Zinad da şöyle diyor: Resulullah bu adamlara bunu yaptıktan sonra cezalan bildiren ayetlen indi. Allah Teala Rasulullalra bir daha bunları yapmamasını ve İşkencelerden kaçınmasını emretti. Resulullah da bir daha böyle bir şey yapmadı. (Bkz. Ebû Dâvûd Haşiyesi Hattabi, c. IV, sh. 533-534) Buhârî de Katade'nİn İbn Sirin'den aynı görüşü naklettiğini söylemektedir. (Bkz. Buhârî, c. VII, sh. 13-) İbn Şahin İşkenceyi yasaklayan hadis-i şerifi zikrettikten sonra "bu hadis bütün İşkenceleri nes-hetmiştir" demektedir. (Tirmizi, c. I, sh. 108) Bu hadisin mensuh olduğunu söyleyen alimler şunları da zikretmişlerdir: Buhârî, Cihad bölümünde Ebu Hureyre'den ateşle cezalandırmanın önce serbest olduğunu, daha sonra bunun yasaklandığını zikretmektedir.
Ureyne kabilesine aid olan bu hadise ise, Ebu Hureyre'nin müslihnan olmasından öncedir. Bu da hadisin mensuh olduğunu gösterir.
b. Tirmizi, Ureyne hadisesinde uygulanan cezaların, "... yaralarda da kısas vardır..."
Maide, 45, ayet-i celilesinin tatbikidir, demiş ve bu hadisin mensuh olmadığını bildirmek istemiştir. (Tirmizi, Kit. Tahare) Ebu Kilabe, bu hadisi rivayet ettikten sonra şöyle demektedir: "Bu adamlar hırsızlık ettiler, adam Öldürdüler, müslüman olduktan sonra dinden çıkıp kafir oldular. Allah'a ve Rasulü'ne karşı savaş açtılar. Ebu Kilale de hadisin mensuh olmadığını ve bu insanarın kendilerine verilen cezayı hak ettiklerini, bu günde aynı suçu yapanlara bu cezaların verileceğini bildirmek İstemektedir. (Bkz. Buhârî, Kit. Vudu, bab: 66) Nesei de bu hadisi rivayet ettikten sonra, "Enes bin Malik'den rivayet edildiğine göre şu ayet bunlar hakkında nazil olmuştur" demektedir: "Allah ve Rasulü'ne karşı savaşan ve yeryüzünde fesad çıkarmaya çalışanların cezası ancak, öldürülmeleri veya asılmaları yahut ayak ve ellerinin çaprazlama kesilmesi ya da yeryüzünde başka bir yere sürgün edilmeleridir..." Maide, 33. Nesei sözlerine devamla şöyle diyor: Enes'in şöyle söylediği rivayet edilir; Resulullah'ın bunların gözlerine mil çekmesi bunların Rasulul-lah'ın çobanlarının gözlerini çıkardıklanndandır. (yani Rasutullah kısas yapmıştır) Hadis mensuh değildir. (Bkz. Nesei, c. VII, sh. 100) Bedreddin el-Ayni de bu konuda şunları söylemektedir: Rasulutlah'ın işkence etmeyi ve ateşle yakmayı yasaklamasına rağmen bunlara işkence edilmesi ve gözlerine kızgın millerin çekilmesi nasıl olmuştur? Buna şu cevap verilmiştir: ... / ... Bu hadisin beyan ettiği olay, ceza ayetlerinin ve asilerin terbiye edilmesini bildiren ayetin (maide, 33) inmesinden ve işkencenin yasaklanmasından önce meydana gelmiş ve sonra neshedilmiştir. Bazıları da bunun neshedilmediğini ve bu hadisin "Allah'ın azabı ile azab etmeyin, ateşle azab etmeyin hadis-i şerifiyle bağdaştırılacağını, şöyle ki kısas durumunda yakmakla cezalandırmanın caiz olacağını, kısas dışında caiz olmayacağını, RasulullalVın son hadislerinden bunu kastettiğini söylemektedirler. (Umdetu'l-Kari, c. III, sh. 156)
[13] Müslim, Kit. Tahare, bab: 111, lın. 292, Ebû Dâvûd, Kit. Tahare, bab: 11, hn. 20; Nesei, Kit. Tahare, bab: 26, hn. 31; İbnMâce, Kit. Tahare, bab: 26, hn. 347; Tir-mizi, Kit. Tahare, bab: hn. 70; Darimi, Kit. Vuduu, bab: 61
[14] İbn Mâce, Kit. Tahare, bab: 26, hn. 348; Zevaid adlı kitapta bu hadisin senedi doğrudur, denilmektedir. Fethu'l-Kadir, c. 1, sh. 101.
İslami Okul Okulların En Önemlisi