İFTİTAH TEKBİRİ Ardından Hz. Peygamber “Allahu Ekber” [1] diyerek namaza - Hadislerlenamaz - 19. Sayfa
İFTİTAH TEKBİRİ
Ardından Hz. Peygamber “Allahu Ekber”[1] diyerek namaza başlardı. Daha önce de geçtiği üzere, namazını düzgün kılmayan kimseye böyle yapmasını emretmiş ve şöyle demiştir:
“Abdest alıp, abdest azalarını güzelce yıkamadıkça ve sonra da “Allahu Ekber” demedikçe hiç kimsenin namazı tam olmaz.”[2]
Hz. Peygamber (s.a.v.) bu konuda ayrıca şöyle buyurmuştur: “Namazın anahtarı temizliktir. (Namaz dışı şeylerle meşguliyeti) haram kılan şey[3] iftitah tekbiri, (namaz dışı meşguliyeti) helal kılan şey de selâmdır.”[4]
Hz. Peygamber (s.a.v.) “tekbir aldığında arkasındakilere duyurmak için sesini yükseltirdi.”[5]
Hz. Peygamber (s.a.v.) “hasta olduğunda Hz. Ebû Bekir, onun tekbir sesini arkadaki cemaate duyurmak için yüksek sesle tekbir alırdı.”[6]
Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyururdu: “İmam, “Allahu ekber” dediği zaman siz de “Allahu ekber” deyin.”[7]
Tekbir Alırken Elleri Kaldırmak
Hz. Peygamber (s.a.v.) “bazen tekbirle beraber,[8] bazen tekbirden sonra[9] ve bazen de tekbirden önce ellerini kaldırırdı.”[10]
“Ellerini kaldırırken, parmaklarının düz tutar, [aralarını iyice açmayıp, birbirine de yapıştırmazdı].”[11]
Tekbir alırken ellerini “omuz hizasına kadar kaldırırdı.”[12] “Bazen kulak [yumuşağı] hizasına kadar kaldırdığı da olurdu.”[13]
Namazda Sağ Eli Sol Elin Üzerine Koymak
Rasûlullah (s.a.v.) namazda “sağ elini sol elinin üzerine koyardı.”[14]
Bu hususta şöyle buyururdu:
“Biz peygamberler topluluğu; iftarda acele etmek, sahuru geciktirmek ve namazda sağ elimizi sol elimizin üzerine koymakla emrolunduk.”[15]
Hz. Peygamber (s.a.v.) “sol elini sağ elinin üstüne koyarak namaz kılan birine rastladı. Adamın ellerini çözerek, sağ elini sol elinin üzerine koydu.”[16]
Namazda Elleri Göğüs Üzerine Koymak
Rasûlullah (s.a.v.), “sağ elini, sol elinin üzerine, bileği üzerine, kolu üzerine koyardı.”[17] “Ashabına da böyle yapmalarını emrederdi.”[18] “Bazen de sağ eliyle sol elini kavrardı.”[19]
“Ellerini göğsü üzerine de koyardı.”[20]
“Namazda elleri böğür üzerine koymayı yasaklardı.”[21] Bu hareket, çarmıha gerilmiş kimseyi andırdığı için Hz. Peygamber (s.a.v.) böyle yapmayı yasaklamıştır.[22]
[1] Müslim ve İbn Mâce. Hadiste, Resûlullah’ın namaza “niyet ettim namaz kılmaya” vb. sözlerle başlamadığına işaret vardır. Aksine namaza bu sözlerle başlamak, ittifakla bid’attır. Ancak bunun bid’at-ı hasene mi yoksa bid’at-ı seyyie mi olduğunda ihtilaf edilmiştir. Biz diyoruz ki: Resûlullah’ın her bid’at dalâlettir. Her dalâlet de ateştetir.” sözündeki genelliğe dayanarak, ibadetlerde yapılan her bid’at dalâlettir. Bu sayfalar, bu konuda ayrıntılı bilgi aktarmak için uygun değildir.
[Müslim, Salat 240 (498), c.3, s.1486; İbn Mâce, İkametü's-salât 1 (803), c. 3, s. 5. Mütercim]
[2] Taberânî, sahih bir senedle rivâyet etmiştir. (M. Kebir, 4526)
[3] Yani İftitah Tekbiri’ne, Allah’ın yapılmasını haram kıldığı fiillerin yapılmasını yasakladığı için “tahrim” denilmiştir. Selama da bu fiilerin yapılmasını helal yapmasından dolayı “tahlil” denilmiştir. Hadis, namazın kapısının kapalı olup, ancak abdestle açıldığını belirttiği gibi, namazın haram sahasına da ancak tekbirle girilebileceğini, buradan çıkışın da ancak selâmla olduğunu göstermektedir. Bu, âlimlerin çoğunun görüşüdür.
[4] Ebû Davud, Tirmizî ve Hâkim. Hâkim hadisin sahih olduğunu söylemiş; Zehebî de bu görüşünde ona katılmıştır. Ayrıca bkz. “el-İrva” (301)
[Ebû Dâvud, Salât 74 (618), c.2, s.476; Tirmizî, Tahâret 3, (3), Salat 238, 408; İbn Mâce, Taharet, 275, 276. Hadiste, namaza başlarken söylenen iftitah tekbirine “tahrim” (haram kılan şey) denmiştir; çünkü onun söylenmesinden itibaren namaz başlar ve konuşmak, gülmek, yiyip içmek, dünyevî bir iş yapmak gibi namaz âdâbıyla bağdaşmayan her şey namaz kılan kişiye haram olur. Aynı şekilde namazın sonunda selam vermek de “tahlil” (helal kılan şey) diye isimlendirilmiştir; çünkü selâmla birlikte her çeşit namaz yasağı son bulur, namaz esnasında yasak olan davranışlar serbest olur. Mütercim]
[5] Ahmed ve Hâkim. Hâkim hadisin sahih olduğunu söylemiş; Zehebî de bu görüşünde ona katılmıştır.
[6] Müslim, Nesâî.
[Buhari, Ezan, 67 (103), c.2, s.734; Müslim, Salât 85, 96 (413, 418), c.3, s.1328, 1341; Nesaî, Sehv 11 (1200), c. 3-4, s. 16-17; Ebû Dâvud, Salât 68 (606), c.2, s.459; İbn Mâce, İkametü's-salât 145 (1240), c. 3, s. 636. Mütercim]
[7] Ahmed (10994) ve Beyhakî (2/16) sahih bir senedle rivâyet etmiştir.
[Buhari, Sıfatü's-salât 1 (2), c.1, s.749. Mütercim]
[8] Buhârî, Nesâî.
[Buhârî, Sıfatü's-salât 2, 4 (4, 7), c.2, s.751, 753; Müslim, Salât 21, 25 (390, 391), c.3, s.1225, 1233; Nesaî, İftitah 1, 4 (876, 880), c.1-2, s. 525, 527; Ebu Davud, Salât 114, 115, 116 (725, 738), c.3, s.114, 135. Mütercim]
[9] Buhârî, Nesâî.
[Buhârî, Sıfatü's-salât 3, 5 (6, 8), c.2, s.752-754; Müslim, Salât 24 (391), c.3, s.1233; Nesaî, İftitah 4, 11 (879, 889), c.1-2, s. 527, 531; Ebu Davud, Salât 114, 115 (726), c.3, s.114-115. Mütercim]
[10] Buhârî, Ebû Davud.
[Ebu Davud, Salât 114, 115 (722, 724), c.3, s.107, 113 Müslim, Salât 22, 23 (390), c.3, s.1225-1226; Nesaî, İftitah 2 (877), c.1-2, s. 525 . Mütercim]
[11] Ebû Davud, İbn Huzeyme (1/62, 64), Temmâm ve Hâkim. Hâkim hadisin sahih olduğunu söylemiş; Zehebî de bu görüşünde ona katılmıştır.
[Ebû Dâvud, Salât 116, 117 (753), c.3, s.153; Nesaî, İftitah 6 (883), c.1-2, s.527; Darimî, Salat 32 (1240), c.3, s.59-60. Mütercim]
[12] Buhârî, Nesâî.
[Buhârî, Salât 2, 4 (4, 7), c.2, s.751, 753; Ebû Dâvud, Salât 115, 116 (738, 744), c.3, s.738; Nesaî, İftitah 109 (1057), c.1-2, s.608. Mütercim]
[13] Buhârî, Ebû Davud.
[Müslim, Salat 54 (401), c.3, s.1291; Ebû Dâvud, Salât 115, 116-117,118 (737), c.3, s.134; Nesaî, İftitah 5,108 (882, 1056), c.1-2, s.527, 607. Mütercim]
[14] Müslim, Ebû Davud. Hadis “el-İrva” adlı kitabımda tahriç edilmiştir (352).
[Buhârî, Salât 6 (9), c.2, s.755; Müslim, Salat 54 (401), c.3, s.1291; Ebû Dâvud, Salât 117, 118, 119 (754, 759), c.3, s.154, c.3, s.160 Mütercim
[15] İbn Hibbân ve Ziya, sahih bir senedle rivâyet etmiştir.
[16] Ahmed ve Ebû Davud, sahih bir senedle rivâyet etmiştir.
[Ebû Dâvud, Salât 117, 118 (755), c.3, s.155; Nesaî, İftitah 10 (888), c.1-2, s.531. Mütercim]
[17] Ebû Davud, Nesâî ve İbn Huzeyme (1/54/2) sahih bir senedle rivâyet etmişlerdir. İbn Hibbân, hadisin sahih olduğunu söylemiştir (485).
[Ebû Dâvud, Salât 117,118 (757), c.3, s.158; Nesaî, İftitah 11 (889), c.1-2, s.531. Mütercim]
[18] Malik, Buhârî, Ebû Avâne. [Buhârî, Salât 6 (9), c.2, s.755. Mütercim]
[19] Nesâî ve Dârekutnî sahih bir senedle rivâyet etmiştir. Hadiste eli tutmanın sünnet olduğuna delil vardır. Birinci hadiste de eli tutmayıp sadece koymaya delil vardır. Bu uygulamaların hepsi sünnettir. Daha sonraki bazı Hanefî âlimlerinin hasen olarak kabul ettiği tutma ve koyma işlerini aynı anda yapmak bid’attır. Onlar bu ikisini şöyle birleştirmektedirler: Sağ el sol elin üzerine konur, sol bilek de sağ elin baş ve serce parmaklarıyla tutulur, diğer üç parmak da açık bırakılır. Bkz. “Haşiyetü İbn Abidin” (1/454). Sen, bu âlimlerin söylediklerine aldanma.
[Nesaî, İftitah 9 (887), c.1-2, s.530. Mütercim]
[20] Ebû Davud, “Sahih” adlı kitabında (1/54/2) İbn Huzeyme, Ahmed ve “Târîhu Asbahân” adlı kitabında (s. 125) Ebü’ş-Şeyh rivâyet etmişlerdir. Tirmizî senedlerden birini hasen olarak kabul etmiştir. Hadisin mânası, “Muvatta”da ve Buhârî’nin “Sahih”inde düşünüldüğünde anlaşılır. “Ahkâmü’l-cenâiz” (s.118) adlı kitabımda bu hadisin rivâyet yolları hakkında gerekli açıklamaları yaptım.
UYARI: Sünnet’te sabit olan uygulama; elleri, göğüs üzerine koymaktır. Bunun dışındaki uygulamalarla ilgili hadisler, ya zayıftır veya asılsızdır. Nitekim İmam İshak b. Raheveyh bu sünnetle amel etmiştir. Mervezî, “el-Mesâil”de (s.222) diyor ki: “İshak bize vitir namazını kıldırırdı... Kunut yaparken ellerini kaldırır, kunutu da rükûdan önce yapardı. Ellerini göğsünün üstüne veya altına koyardı.” Kadı İyâz el-Malikî de “el-İ’lâm” adlı kitabının “Namazın Müstehabları” bölümünde (s.15, 3.baskı, Ribat) bunun benzerini söylemiş, şöyle demiştir: “Gırtlağa yakın bir yerde sağ el, sol elin üzerine konur.”
“el-Mesâil” adlı kitabında (s.62) Abdullah b. Ahmed de buna yakın açıklamada bulunmuştur. O şöyle diyor: “Babamı, namazda, göbeğinin üstünde bir elini diğerinin üzerine koymuş hâlde gördüm.” Bkz. “el-İrvâ” (353).
[Ebû Dâvud, Salât 118,119 (759), c.3, s.160. Mütercim]
[21] Buhârî, Müslim. Hadis “el-İrva” adlı kitabımda (374) tahriç edilmiştir.
[Buhari, Amel fi's-salati 17 (23,24), c.3, s.1156-1157; Müslim, Mesâcid 46 (545), c.3, s.1605; Ebû Dâvud, Salât 155,156-171,172 (903, 947), c.3, s.418, 491; Nesaî, İftitah 12 (890), c.1-2, s.532. Mütercim]
[22] Ebû Davud, Nesâî ve başkaları rivâyet etmiştir.
[Ebû Dâvud, Salât 155,156 (903), c.3, s.418; Nesaî, İftitah 12 (891), c.1-2, s.532. Mütercim]
İslami Okul Okulların En Önemlisi