C: ALLAH-ÂLEM ÎLİŞKİSİ - 22. Sayfa
C: ALLAH-ÂLEM ÎLİŞKİSİ
A. Allah, Âlemlerin Rabbi'dir
Allah, âlemi yaratandır. Allah, yaratan olduğuna göre, alemdeki her varlık, yaratıcısına muhtaçtır. Allah, âlemi yoktan var ettiği için, bütün âlemlerin Allah'ı; varlığı ile kainatın devamını sağladığı için de, alemlerin Rabbidir.
Allah-evren ilişkisini Kur'an bize, Rabb ve Âlem terimleriyle anlatıyor. Âlem: Allah dışındaki canlı-cansız tüm varlıklara denilir. Bizler Yüce Allah'ın varlığını bu âlem vasıtasıyla bilebiliriz. Rabb ise, yaratan, yaratıklarını geliştirip eğiten, koruyan onların sahibi olan ve onları idare edendir.
Allah, bütün âlemlerin Rabbi'dir. Bu hakikat, Fatiha Süresindeki “Alemlerin Rabbi (terbiye edip.yetiştiricisi) Allah'a hamdolsun”[1] âyetinde bildirilmiştir. Bu gerçek yani Allah'ın âlemlerin Rabbi olması hakikati, anlaşılmazsa, insanlık doğru ile yanlışı ayıramaz hale gelir. Çeşitli fikir akımlarının ortaya koyduğu yanlış vehim, ve hurafeler, şüpheler çoğalır. Böyle bir durumda ise, insan ne Allah'ını bulabilir, ne de O'nunla olan ilişkilerini bilebilir. Allah, alemlerin Rabbi olarak bilinip kabul edilmezse, tevhid inancına sahip olunamaz. Allah'tan başka bir yaratıcı olsaydı, Allah'ın bütün alemlerin Rabbi olduğunu söyleyemezdik. O zaman farklı varlıklar üzerinde hakimiyeti olan, onları idare eden ayrı güçler olacak; bu kuvvetlerden biri, ötekine ait olan varlıklar üzerinde hiç bir tasarrufa sahip olamayacaktı.
Allah anlayışımız ve O'na olan imanımız Kur'an'ın bildirdiği hakikate uygun olmadıkça, düşüncemiz ve yaşantımız İslamî olamaz. Bu durumda din, hurafelerle dolmuş bir yaşayış sistemi, fikirler de efsanelere boğulmuş bir düşünce biçimi olur.
Kur'an'ın bildirdiği bu gerçekten sapılması sonucu, yeryüzünde İslam'ın yeryüzüne getirdiği realiteye ters düşen bir çok inanç sistemleri ve görüşler ortaya çıkmıştır. Tarih ve günümüz, bu yanlış görüş ve sistemlerin örnekleriyle doludur. Bir kısım inanç sistemleri, Allah'ı sadece bir topluluğa veya bir ırka ait görmüşlerdir. Diğer bir kısmı da Allah'ın insan hayatının tümüyle ilgilenmediğini ileri sürerek O'nun mülkünde “Rabb”lik iddia etmişlerdir.
Allah'ın herşeyi kapsayan mutlak Rabb olması, İslâm inancının temelini oluşturur. Allah'a böyle iman etmeli ve O, böyle bilinmelidir. Bu çizgide olmayan Allah anlayışı ve imanı Kur'anî manada bir iman olamaz. Bu nokta, İslâm inanç sisteminin, batıl inanç sistemlerinden ayrılış noktasıdır. Bu ilkede esas olan, Allah'ın mutlak Rabblîğinin kabul edilip emirlerinin yapılmasıdır.
Kur'an'ın bildirdiği Allah inancı ve anlayışı ise, Allah'ın varlığı, birliği ve mutlak ulûhiyeti anlamına gelen tevhîd inancıdır.
[1] Fatiha: 1/1.
İslami Okul Okulların En Önemlisi